Kahve, sanat ve acı üzerine

dsm group'un yönetici ortağı İlker Akar, festival ekosistemini ve yeni projelerini MediaCat'e anlattı.

06.09.2017 - 14:49 | Tuğba Dülger Özöğretmen

Kahve, sanat ve acı üzerine
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

dsm group’un önünde yakın zamanda gerçekleşen olan üç büyük proje var. 21-24 Eylül’de yapılacak İstanbul Coffee Festival, 8-10 Eylül’de ziyaretçilerini bekleyen ICAF (İstanbul Comics and Art Festival) ve 13-15 Ekim’de ilk kez gerçekleşecek Acı Fest – Chili&Chill. Şirketin yönetici ortağı İlker Akar, ilkleri ve İstanbul Coffee Festival’ın geldiği noktayı anlatırken heyecan duysa da, gözlerini parlatan bir başka gelişme daha var: Globale açılma planları.

Sektöre genel bir bakış atarak başlayalım. Festival adı altında o kadar fazla iş yapılmaya başlandı ki, takip etmek bile giderek zorlaşıyor. Ancak bunların ne kadarı sürdürülebilir iş modellerine dayanıyor, tartışılır. Siz mevcut durumu nasıl görüyorsunuz?

Kahve, sanat ve acı üzerineFestivaller algı olarak daha müzik ve konserlerden ibaretti. Ancak biz 2014 yılında İstanbul Coffee Festival ile beraber farklı anlamda festival yapmayı hedefledik ve bununla yola çıktık. En son nisan ayında kontrol ettiğimde, geçtiğimiz dönemde Türkiye’de 24 farklı konuda festival yapıldığını gördüm. Bunun hem iyi hem kötü yanları var. İyi yanından bakarsanız festivallere tekrar ilgi doğdu, insanlar bu konuda bilgi sahibi olmak istiyorlar. Olumsuz kısmı ise yaratılan bu enflasyonun iyi ve kötü örnekleri birbirini nötrlemeye başladı. Kötü örnekler, iyileri törpüler hale getirdi, bu da sektöre darbe vurmaya başladı.

Kendimizi bu konuda bir pazar yaratıcı olarak görüyoruz. Festivaller anlamında bir pazarın yeniden yaratılması ve bu yönde bir talep oluşturulması yönünde yatırımlar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Sadece İstanbul Coffee Festival ile değil, İCAF’le, Acı Fest’le ve diğer projelerimizle üretmeye devam ediyoruz. Türkiye’de ne yazık ki buna dair bir data yok. Biz de kendi yarattığımız datalardan hareket ediyoruz. İyi bir ürün yaratıyorsanız, insanlar da bunu talep etmeye devam ediyorlar. Sürdürülebilirlik bir şeyi her sene yapmak değil; bir önceki seneden daha iyisini yapmak ve insanların her sene merakını uyandıracak bir ürün ortaya çıkarmak. İşin sihirli kısmı bu. Bizim yapmaya çalıştığımız şey ise bir deneyim ekosistemi kurmak. Mümkün olduğunca işi ticarileştirmeden böyle bir ortam yaratmaya çalışıyoruz.

Kahve, sanat ve acı üzerine

Sektör datası eksikliğinden bahsettiğiniz, peki İstanbul Coffee Festival özelinde nereden nereye geldiğinize dair veriler neler söylüyor?

Biz ilk sene çok mütevazı beklentilerle yola çıktık. O dönem 40 küsür markanın başvurusu olmuştu ve festivale dahil etmiştik. 5 bin ziyaretçi gelirse iyi bir iş olduğunu anlarız diyorduk. 15 bin 500 kişi geldi. İlk sene tabii bir merak da vardı. İkinci sene daha büyük bir yerde yapalım istedik ve Haydarpaşa Garı’na 20 bini aşkın ziyaretçi geldi. O zaman doğru bir şey yaptığımızı anladık. Geçen sene gelen ziyaretçi sayımız ise 30 binin üzerindeydi. Marka sayımız da 160’dan fazlaydı.

2016 yılında festivaller sektörünün dünyada ulaşmış olduğu rakam 42 milyon pound. Benim Türkiye ile ilgili söyleyebileceğim böyle bir data yok. Bununla ilgili de bir şeyler yapacağız. Bizim markalaşma ve başka desteklerin alınması yönünde devletle görüşmelerimiz var. Bunları biraz daha ilerletebilirsek bir data oluşturulması konusunda, biz de havuza bir şeyler koyacağız.

Acı Fest – Chili&Chill bu yılki yeniliklerinizden biri. Nasıl bir festival tasarlandı?

Biz Acı Fest’e gastronominin en acı hali diyoruz. Gelenlere iyi yemeklerin, iyi müziğin, iyi içeceklerin olduğu bir ortam sunacağız. Tabii yine workshop ve seminerlerle de zenginleştireceğiz. Acı Fest ve Chili & Chill olmak üzere iki ayrı konsepti olacak. Sadece tadım yapacağınız bir ortam değil, doğru bıçak ve baharat kullanmaktan hangi eti nasıl pişirmeniz gerektiğine kadar geniş bir yelpazede yer alan bir festival bu. Chili & Chill rahat ortamlarda müzik dinleyeceğiniz bir ortam sunacak, Acı Fest’te ise bahsettiğim seminerler ve çok büyük bir barbekü alanı olacak.

Globale açılma planları olduğunu biliyorum? Biraz oradan bahsedelim.

Kıta Avrupa’sında kalacağız. Tüm dünyadaki geleneksel kahvelerin içinde yer alacağı bir projeyle ilgili iletişim yapmak istiyoruz. Bunun için bazı destekler arıyoruz. Kendi gücümüzle uzanabileceğimiz bir iki destinasyon da var. Önümüzdeki sene yapmak istiyoruz.