Dinlemekten bıkmadığımız sektör şarkıları

Sektörümüz dinamiktir, zira yarın sabah ne olacağını bilemezsiniz, bir telefon gelir dünyanız değişir. Aynı zamanda monotondur...
28.09.2009 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Sektörümüz dinamiktir, zira yarın sabah ne olacağını bilemezsiniz, bir telefon gelir dünyanız değişir. Aynı zamanda monotondur, çünkü dışarıdan büyük resme baktığınızda, aslında 2 CD’lik bir albümün yıllardır çalıp durduğunu görürsünüz

Dünyanın en eğlenceli sektörlerinden birinde çalışıyoruz, hem tahmin edilemeyecek kadar dinamik hem de tümüyle tahmin edilebilecek kadar da monoton.
Bu da nasıl oluyor şimdi? diyebilirsiniz. Olabiliyor. Sektörün güzelliği de buradan geliyor sanırım.
Dinamiktir, zira yarın sabah ne olacağını bilemezsiniz, bir telefon gelir dünyanız değişir.
Monotondur, çünkü dışarıdan büyük resme baktığınızda, aslında 2 CD’lik bir albümün yıllardır çalıp durduğunu görürsünüz.
 Albümün birinci CD’sinde güzel zamanlar şarkıları vardır, güneşli sabahlarda arabanızda keyifle dinler, direksiyonda tempo tutarsınız.
İkinci CD ise daha hüzünlü anlar için yapılmıştır ve özellikle kriz zamanlarında hemen tozlu raflardan iner.  
Özellikle sektöre yeni giren arkadaşlarımız için, bu şarkılar hakkında biraz daha bilgi verelim. 

Birinci CD: ‘Güzel Günler, Işıltılı Yarınlar’…
Şarkı listesi
1. Reklam pastası nasıl büyür? (sektör mix- koro)
2. Sektöre yeni reklamveren gerek (medya grubu in da house)
3. Bu komisyon oranları ile batarız (ajans mix)
4. İnternet geliyormuş, facebook’tan duydum (‘yüzde 3 ayıralım yeter’ versiyonu)
5. Bu bütçeler nereye gidiyor? (CEO versiyonu)
6. 1.000 GRP, biraz tam sayfa, azıcık da açıkhava (medya ajansı türküsü/anonim)
7. Bana çok değişik bir lansman lazım (reklamveren mix)
8. Büyümen lazım, bana daha çok ‘cash’ lazım (Londra ajans merkezi mix)
9. Hadi bi’ Papermoon yapalım (ajans-medya düet)
10. Üç seneye televizyonlar batar, sektör bana kalır (dijital ajans fantazi mix)  
11. Size şahane bir lansman getirdik, bayılacaksınız (‘kreatif sunumda’ mix)
12. Ödülümü aldım, başucuma koydum (havalı mix)

‘Kara Bulutlar’ isimli ikinci CD’ye baktığımızda ise, sektörün daha hüzünlü şarkılar üzerinde yoğunlaştığını görürüz.
 Şarkı listesi
1. Eyvah bütçeler kesiliyor (panik atak versiyonu)
2. İndirim isterim, free isterim (reklamveren isyanda mix)
3. Bana ucuzundan bir lansman lazım (reklamveren ‘bütçe yok’ mix)
4. Satışlar düştü, makasım nerede? (CEO versiyonu)
5. 10.000 olmaz, 1.000 verelim (pazarlık mix)
6. Kuşaklarda yerim var, bütçelerde darım var (medya mix)

GLOBAL REPERTUARIN YEREL COVER’LARI
Bu şarkıları elbette biz yazmadık. Çoğu aslında global bir albümden yapılmış cover versiyonlar.
Uzun yıllar bu albümü dinledik.  Hem yurtiçinde hem de yurtdışında.
Avrupa’ya yaptığımız seyahatlerde sokaklarda yürürken “Aa bu şarkıyı biliyorum, ama bunun sözleri Almanca sanırım” diye mırıldanıp durduk. 
 Bugün gittiğimizde ise, sokaklarda bambaşka melodilerin çaldığına şahit oluyoruz. Sözler farklı, melodi farklı, hatta bestelerin altyapıları tümden farklı.
Çok da şaşırmamak gerek. Zira şarkıların bazılarının değiştiği uzun zamandır biliniyordu. Albümleri elden geçirmemiz gerektiği konusunda hepimiz hemfikirdik.
Bütün albümler yeniden mi yazılmalı? Hayır elbette. Bazı şarkılar zaten ölümsüz besteler olarak hep bizimle kalacak, değişmeyecekler ama yeniden yorumlanmaları gerekiyor.
Bazı şarkılar ise tümden değişecek. Özellikle en büyük dijital toplumlardan biri haline gelmiş olan Türkiye’de şu ana kadar yaptıklarımız hiçbir şey değil.
Yeni albüm yine neşeli, yine hüzünlü CD’lerden oluşacak. Ama havası ve insanları farklı olacak. 
Dünya değişirken, tüketici değişirken, iletişim dünyamız yeterince hızlı değişmedi. Güzel sunumlar yaptık ama aksiyonda yine eski formüllerle filmler çektik, yine GRP’lerimize sarıldık, yine benzer karmalar oluşturduk. 
Değişim için adımlar attık mı? Atmadık dersek yalan olur. Ama kabul edelim, gerektiği kadar kuvvetli değiller.

TOPLUM ÇOKTAN DEĞİŞTİ
Son 10 senedir, ‘geliyor, geldi, birazdan gelir’ derken, toplum değişti bile. Biz değişemedik. Ve reklamveren eski CD’ye sürekli aynı ücreti ödemek istemiyor.
Komisyon oranlarının düşmesi bu yüzden. ‘Konkurlarda rakiplerimiz fiyat kırıyor’ cümlesini kendimizi rahatlatmak için kuralım elbette ama elimizdeki ürün iyi ve farklı olursa çoğu reklamverenin istenen fiyatı ödemeye hazır olduğunu da biliyoruz.    
Yeni CD’nin popüler şarkıları neler olur? Global trendler, listelerde en üst sıralarda ‘dijital’ şarkıların yer aldığını gösteriyor. ‘Banner’lar, lansmanda yapılan advergame’ler ve Google’dan iki kilo kelime alalım’lardan bahsetmiyoruz elbette.
Yurtdışında medyadan, ajanslardan dostlarımızla konuştuğumuzda aradaki uçurumu görebiliyoruz.   
Avrupa dijitalde çok derinleşti. Biz ise sığ kaldık. Çoğu markamızda banner’lardan ve oyunlardan çıkamadık. Yapılan çok güzel denemeler var ama kritik kitleye ulaşamıyoruz.
Süreklilik en büyük problemimiz.
Ve inanın reklamveren bunun farkında. Bir şeylerin yanlış gittiğini çok iyi biliyorlar.
Dikkat edin, globalde pek çok büyük konkur ‘Dijital vizyonları, yetenekleri ve yaptıkları bizi çok etkiledi’ cümlesi ile sonuçlandı. 
Konkurların hayatımızın gerçeği olduğu şu günlerde, bizde de böyle olacağını söylemek hayalcilik olmaz.
Reklamveren artık yazılımlar, iyi fiyat, analizler, araştırmalar, kaliteli işgücü gibi konular üzerine karar vermek istemiyor olabilir. Bunlar zaten bir ajansın olmazsa olmazları.
Ne kadar değişik oyuncakla giderseniz gidin, sizin dijital kapasitenize ve yaptıklarınıza bakacaklar.
Sonuçta, analog toplumla birlikte dijital topluma da hitap edebilen ve bu ikisini tek potada başarıyla harmanlayabilen yapılar, önümüzdeki beş seneyi yönetiyor olacaklar.