Dijital Manifesto: Geri dönülmez noktayı aştık!

Türkiye’nin en önemli teknoloji ve iletişim şirketleri, internet markaları, dijital mecra ağları ve dijital ajanslarının temsilcileri ile dijital dünyanın kanaat liderlerinden oluşan...

04.11.2009 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Türkiye’nin en önemli teknoloji ve iletişim şirketleri, internet markaları, dijital mecra ağları ve dijital ajanslarının temsilcileri ile dijital dünyanın kanaat liderlerinden oluşan Digital Age Platformu, Digital Age Konferansında okunmak üzere, dijital dünyayla ilgili tüm taraflara seslenen bir manifesto hazırladı. Manifesto metni, daha geniş kesimlere ulaştırılmak üzere filmleştirildi. Bu film dün (3 Kasım 2009) yapılan Digital Age Konferansında ilk kez katılımcılarla paylaşıldı.

Dijital manifestonun tam metni şöyle…

Geri dönülmez noktayı aştık!

Devrim diye bir şey yoktur! Devrim dediğimiz şey, sayısız küçük gelişmenin birikmesiyle oluşan bir patlama anıdır yalnızca.

Fizik bilimi buna ‘kritik kütle’ diyor. Kritik kütleye ulaşan uranyum atomları, zincirleme reaksiyon yaratır ve bu noktadan sonra artık geri dönüş yoktur. Fizyon gerçekleşir, atom bombası patlar.
Malcolm Gladwell ise buna ‘tipping point’, yani taşma noktası diyor. Gladwell’e göre fikirler, ürünler, mesajlar ve davranışlar virüs gibi yayılarak öyle bir noktaya erişir ki, kimsenin beklemediği bir anda dünya değişir. Biz de olan bitene bakıp, ‘İşte devrim oldu!’ deriz.
Bugün dijital devrim denen gelişmede de bunlar yaşanıyor. Dijital âlemde üretilen her bit bilgi, birike birike kritik kütleye erişti, istiap haddi aşıldı ve devrim gerçekleşti.

Bu sefer şanslıyız çünkü patlama anını tam olarak tespit etmiş durumdayız. Global dijital devrimin patlama anı, Barack Obama’nın ABD başkanı seçilmesidir.

Franklin Roosevelt’in radyo mecrasıyla seçilen ilk ABD başkanı olduğu söylenir. Bundan sonraki dönem ise dünyada ‘radyo günleri’ diye bilinir. Televizyonu kullanarak Beyaz Saray’a yerleşen ilk isim ise Dwight Eisenhower’dır. Ondan sonra tüm ABD başkanları, başarılarını biraz da televizyon performanslarına borçlu oldular. Televizyonun hükmettiği 20. yüzyılın ikinci yarısı ise bir ‘görüntü ve imaj çağı’ olarak yaşandı.

Obama’yı ABD başkanlığına taşıyan temel mecra ise internet oldu. Obama kampanyasını finansmandan iletişime, örgütlenmeden motivasyona kadar tüm yönleriyle internete dayandırdı. Kampanyanın ana üssü bir bina değil, sosyal ağ fonksiyonlarıyla donatılmış bir web sitesiydi. Obama, Joe Biden’ı başkan yardımcısı olarak belirlediğini bile ilk olarak televizyondan değil, Twitter’dan duyurdu. Ve her şeyden önemlisi, Obama’nın klasik petrol ve sanayi şirketlerinin değil, Silikon Vadisi şirketlerinin yarattığı yeni dünyanın başkanı olduğu söyleniyor.

Bu dijital kampanyayla Beyaz Saray’a seçilen ilk siyah olan Obama, sadece Amerikan ırk mücadelesi tarihinde değil, dijital enformasyon teknolojileri tarihinde de bir devrim yarattı. Obama’nın başarısından sonra şirketler de dijitalin nimetlerinden daha çok yararlanmak üzere daha cesur davranmaya başladılar. Televizyonda doğup büyüyen Nike, bu mecrada pek görünmüyor artık. Çünkü Nike televizyona ayırdığı bütçeyi yüzde 80 azaltırken, dijitale ayırdığı bütçeyi yüzde 200 artırmış durumda. Yeni diş fırçası Oral-B Pulsonic için hiç televizyon reklamı yapmayan, sadece dijitali kullanarak büyük bir başarı elde eden Procter & Gamble ise, şimdi başka markaları için de dijitali yoğun bir şekilde kullanmaya hazırlanıyor. Procter & Gamble bu konuda yalnız da değil, ona Unilever, Coca-Cola, Kimberly-Clark, Microsoft, Nokia gibi dünya devleri eşlik ediyor. Dijitale yönelik bu yoğun ilgi rakamlara da yansıyor. Dikkat çekici bir örnek olarak İngiltere’de dijitale yapılan pazarlama ve iletişim yatırımları televizyonu çoktan sollamış durumda.

Kısacası dijitali ciddiye almanın zamanı geldi de geçiyor bile. Çünkü artık internet diğer mecraların yanına ekleyeceğiniz yeni bir mecra değil, diğer mecraları da içine katıp genişleyen uçsuz bucaksız paralel bir evren.

Bu yeni evrende var olmak ise artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Bu evrenin olanaklarından gerçekten yararlanabilmek için tüm tarafların üzerine düşen sorumluluklar var.

1. Ülkemizdeki internet yasakları ortadan kaldırılmalı ve internet dünyasının doğasına uygun bir yasal çerçeve oluşturulmalıdır. Yargı organları karar verirken dijital dünyanın doğasını dikkate almalıdır.  Bunları sağlamak için de dijital iş dünyasının sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılmalıdır.

2. Şirketler dijitali işlerinin merkezine yerleştirmelidir. Bu çerçevede kurumların pazarlama ve reklam departmanlarında dijitalden sorumlu profesyonellerin istihdam edilmesi temel bir ihtiyaç olarak görülmelidir. Bunlara paralel olarak geniş kitlelere interaktif bir şekilde ulaşmayı mümkün kılan dijitale yapılan pazarlama iletişimi yatırımları, mecranın hak ettiği seviyelere getirilmelidir.

3. Dijital dünyayı yaratan altyapıyı inşa eden teknoloji ve iletişim şirketleri, dijitalin sunduğu yeni olanaklar konusunda tüm tarafları iyi bilgilendirmelidir.

4. Dijital mecralar, güvenilir ölçümleme çözümleri üretmeli ve sonuçların güvenilirliği konusunda reklamverenleri ikna edebilmelidir. Bu konuda standartların belirlenmesi için sektörün tüm tarafları birlikte hareket etmeli ve ortak çözümler bulunmalıdır.

5. Dijital ve mobil ajanslar, yakınsamanın gündemde olduğu, dijital mecraların bütünleşip tek parçaya dönüştüğü bugünlerde, müşterilerinin dijital taleplerine parçalı değil bütünleşik yaklaşımlarla cevap vermelidir.

6. Reklamverenler dijitalde markaları için daha sağlıklı bir iletişim kurulabilmesi için dijital ajanslarla daha sıkı bir işbirliği içinde olmalıdır. Konvansiyonel ajanslarla dijital ajanslar arasındaki iletişim ve işbirliği artırılmalıdır.

7. Dijital mecralar ve ajanslar arasında daha adil rekabet koşullarının oluşturulabilmesi için temel referans olarak kullanılabilecek bir hizmet fiyatlandırması yapılmalıdır.

8. İnternet şirketleri, kullanıcılarına daha iyi bir hizmet sunmak için sürekli yeni adımlar atmalı ve kendileriyle birlikte tüm dijital ekonominin büyümesi için çaba göstermelidir.

9. Araştırma şirketleri, dijital evrene ilişkin temel veri üretiminde tüm tarafları dinlemeli, ortaya konan ihtiyaç, talep ve beklentiler çerçevesinde çalışmalarını geliştirmelidir.

10. Üniversiteler dijital iş dünyasıyla daha yakın bir ilişki içinde olmalı ve bu dünyanın yetişmiş insan gücü ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçmelidir. Üniversitelerde dijital odaklı pazarlama derslerinin sayısı artırılmalıdır.

11. Dijital dünya ile ilgili çatı örgütleri, tüm taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak ve ortaya çıkan sorunları hızlıca çözmek için inisiyatif üstlenmelidir.

12. Her şeyden önemlisi, tüm tarafların daha iyi anlaşabilmesi için herkesin kolayca anlayabileceği ortak bir dil inşa edilmelidir.

Türkiye 30 milyona yaklaşan büyük internet nüfusu ve 60 milyonu aşan GSM kullanıcısı sayısıyla, dev bir dijital potansiyele sahip. Nüfusumuzun yarısı 28 yaşın altında. İnternette en çok zaman geçiren Avrupa ülkesiyiz. Windows Live Messenger, Windows Live Hotmail  ve Facebook kullanımında dünyada ilk üç sırada yer alıyoruz. Ülkemizin ve dijital dünyanın tüm taraflarının bu potansiyelden azami düzeyde yararlanabilmesi ve gerçek bir değer yaratılabilmesi için, herkesin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor.
Tüm bunlar için acele etmeliyiz -çünkü geri dönülmez noktayı çoktan aştık! Digital Age Platformu
 

Dijital Manifesto nasıl doğdu?

Dijital dünyayla ilgili tüm taraflara ‘Artık dijitalin zamanı geldi de geçiyor’ mesajını vermeyi amaçlayan bir manifesto hazırlama fikri ilk kez, sektör gündeminin tüm taraflarca ve etraflıca konuşulmasını sağlamak için başlattığımız ‘Dijital Platform Toplantılarının’ ikincisinde ortaya çıktı.

Türk Telekom’un ev sahipliğinde yapılan bu ikinci toplantıya Türkiye’nin en önemli teknoloji ve iletişim şirketleri, internet markaları (.com şirketleri), dijital mecra ağları ve dijital ajansların temsilcileri ile dijital dünyanın kanaat liderlerinden oluşan 30 kişilik bir grup katıldı.
Bu toplantıda söz konusu Dijital Manifesto’nun yazılması için bir kurul oluşturulmasına ve bu kurulda Özleyiş Pamir (Türk Telekom), Orkun Tekin (ReklamZ), Alemşah Öztürk (41 29), Zehra Öney (Mobilera), Aşkın Baysal (Digital Age) ve İbrahim Özdemir’in (Digital Age) yer almasına karar verildi. Daha sonra gelen talepler çerçevesinde kurula Teknosa’dan Bengi Kılıç ve Nano DRM ajansından Gökhan Gürşen de dahil oldu.

Bu kurul Kapital Medya’da düzenlenen bir toplantıda bir araya gelerek böyle bir manifesto metninde neler olması gerektiğini tartıştı ve sonuçta ortaya bir taslak metin çıktı. Bu metin bir sonraki aşamada ikinci platform toplantısına katılan tüm isimlerin yanısıra ilk platform toplantısına katılıp ikincisine katılamayan ve iki toplantıya da davet edildiği halde mazeretleri nedeniyle katılamayan herkesle paylaşıldı.

Süreç içinde metinde yapılan çeşitli değişikliklerle başta Digital Age Konferansı’nın ana sponsorları olan Microsoft Advertising, Türk Telekom olmak üzere (alfabetik sırayla) 2Fresh, 41 29, Digitouch, Digital McCann, DigiTouch, Ekolay, FikriMühim, Google, İstanbul.com, Logaritma, MagiClick,  Marjinal PR, MEC Interaction, MediaCom, MedyaGuru, MedyaNet, MindShare, Mobilera, MyNet, Project House, ReklamZ, SuperOnline, Teknosa, Webrazzi, Xing ve Zap Medya manifestoya olumlu yanıt verdiler.

Metin nihai haline getirildikten sonra Digital Age Konferansında katılımcılarla paylaşılmak ve daha sonra internetten daha geniş kesimlere ulaştırılmak üzere filmleştirildi.

Dijital menifesto filmini izlemek için tıklayınız