Digital Age Summit ikinci gününde

Digital Age Summit tüm hızıyla devam ediyor.

04.05.2017 - 15:00 | Mehmet Aras

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

İkinci gününde de sektör temsilcilerini alanında uzman isimlerle buluşturacak oturum ve seminerlere ev sahipliği yapan etkinlik, Serdar Kuzuloğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Katılımcıları, gerçekleşecek olan oturum ve workshop’lardan haberdar eden Kuzuloğlu, günün ilk oturumundan önce sahneye, masa başında uzun saatler geçirenler için basit rahatlatma hareketleri göstermek üzere Life Fitness Academy’den sağlıklı yaşam ve egzersiz koçu Onur Özbek’i davet etti.

Özbek’in ardından sahne, mükemmel bir çoklu kanal deneyimi yaratmanın mümkün olup olmadığını anlatacak olan FROSMO Kurucu ve CEO’su Mikael Gummerus’taydı.

Yeni devrim: sanal gerçeklik

“Kullanıcı deneyimi”, “sanal gerçekliği neden bu kadar önemsemeliyiz” ve “işinizi bugünden büyüterek yarına hazır olun” başlıklarında üç bölümden oluşan sunumuna “marka ve tüketici arasında iki duvar var: satış noktaları ve geleneksel-sosyal medya” sözleriyle başlayan Mikael Gummerus, bunun sürdürülebilir bir yapı olmadığını ve tüm markaların tüketicilere deneyim yaşatma noktasına odaklanarak bunun için teknolojinin hayatımıza soktuğu tüm kanalları kullanmaları gereken bir çağda olduğumuzu vurguladı.

Yeni devrim sanal gerçeklik diyen Gummerus’a göre, beş yıl içindeki hedeflerini gerçekleştirmek için markalar şimdiden sanal gerçekliği kucaklamalı. Bunu yapmayanları bekleyen son ise yok oluş. Ve değişim, düşündüğümüzden de yakın…

Jenerasyonlara konuşmak

Digital Age Summit 2017’te ikinci olarak sahneyi, “Yeni Bir Nesil İçin Yeni bir Pazarlama: X, Y, Z Kuşağı” sunumuyla Kantar Millward Brown Medya ve Dijital Global Marka Direktörü Duncan Southgate aldı. Southgate sunumuna X, Y ve Z jenerasyonlarının önemli karakteristikleri açıklamakla başladı.

Gen X:

Ekonomik durgunluk, AIDS yaygınlığı, Kablolu TV ve bilgisayarlara giriş

Gen Y:

9/11 ve terör/savaş durumu, Çevresel belirsizlik, E-mail ve artan dijital yetenekler

Gen Z:

Finansal krizler ve ekonomik dengesizlik, Siyasi polarizasyon, Terörizm endişesi, Doğuştan mobil ve hiper bağlantılı bir evren

Southgate sunumunda jenerasyonların medya tüketim farklılıklarını, reklamlara karşı geliştirdikleri davranışları ve onlara ulaşmanın en kestirme yollarını açıkladı. Sunumdan öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

  • Z jenerasyonuna geleneksel medya yoluyla ulaşmak zor. Basit önyargıları reddediyorlar. Reklamları atlamaya daha meyilliler ve bu konuda daha hızlılar. Bu jenerasyon diğer jenerasyonlardan farklı olarak sinema reklamlarına ve filmlerdeki ürün yerleştirmelere karşı daha pozitif. Kampanyalar yoluyla etkileşime girmekten hoşlanıyorlar.
  • Tüm jenerasyonlar kontrol edebilecekleri video formatları tercih ediyorlar.
  • Tüm jenerasyonlara ulaşmada mizah kilit noktada. Geleneksel ünlüler ve online/sosyal medya ünlüleri ise diğer sırada geliyor.

Yapay zekada yeni ufuklar

Sahnenin bir sonraki konuğu PARC CEO’su Dr. Tolga Kurtuoğlu’ydu. Yapay zekada yeni ufuklar başlıklı sunumunda yapay zekanın evriminden geleceğine uzun bir zaman çizelgesini yorumlayan Kurtoğlu, hayatın her alanını şekillendirme potansiyeline sahip olan yapay zekanın tüm endüstrileri de şekillendireceğini öngörürken, sahtecilik, ziyan ve kötüye kullanma gibi kavramların da hayatımızdan çıkmasında son derece etkili olacağını vurguladı.

Kurtoğlu, gelecekte yapay zekanın iş kollarına etki edeceği tartışmaları üzerine birtakım veriler de sundu. Günümüz insanının en büyük korkularının başında gelen “işini robotlara kaptırma” konusunda Mckinsey’nin 2017 yılı verilerine göre, insana ihtiyaç duymayacak mesleklerin başında data toplama ve data işleme geliyor.

Tüm veriler göz önüne alındığındaysa, Kurtoğlu’nun çıkarımlarına göre yapay zeka ve insanın birlikteliği geleceği şekillendirecek. “İnsanın eksiklerini yapay zekanın, yapay zekanın eksiklerini insanın doldurduğu bir gelecekte her ne kadar bazı sektörlerde yapay zeka insanın yerini alacak olsa da birliktelik mümkün. Bunu sağlamaksa yapay zeka tasarımcılarının elinde.”

Finansta stratejinin önemi

Digital Age Summit’in ikinci gününde, ilk kahve molasından sonra sahne “Bankacılıkta Oyunbozan İş Modelleri” başlıklı sunumuyla Atom Bank CEO’su Mark Mullen’in oldu. Atombank, bir kuruluş olarak yalnızca üç yıllık bir geçmişe sahip bir finans şirketi; telefon bankacılığı ya da masaüstü bankacılık gibi modelleri dışarıda bırakan, “app-only” bir modele sahip.

Mark Mullen, 26 yıllık kariyerinde birçok akademik programa katıldığını, iş dünyasından pek çok liderle bir araya geldiğini belirtti sunumunda. Bununla beraber, konu “stratejinin tanımı”nı yapmaya gelince, benzer açıklamayı yapan yalnızca bir ya da iki kişiyle karşılaşmış tüm hayatı boyunca.

Mullen’i en çok etkileyen strateji tanımını verense David J. Collis ve Michael G. Rukstad’ın ortaklaşa kaleme aldığı, 10 sayfalık “Can You Say What Your Strategy Is?” makalesi olmuş. Makaleye göre -ki Mullen bu makaleye fazlasıyla güveniyor ve Atom Bank’ı da bu modele göre inşa etmiş durumda- bir stratejinin özellikleri şu şekilde olmalı:

  • Tanımı, asla ve asla 35 kelimeyi geçmemeli.
  • Tanımladığı şeyler; bir şirketin hedefi, kapsamı (operasyonuna dahil ettiklerinden ziyade, dışarıda bıraktıkları önemli) ve sunduğu avantajlar olmalı.

Jakob Langemark: “Ana performans süreçlerinizi insanileştirmelisiniz”

Mark Mullen’ın ardından sahneyi derin içgörülerle teknolojiyi insanileştirmek başlıklı sunumunu yapmak üzere Kopenhag ve İstanbul’da faaliyet gösteren stratejik tasarım şirketi Hello Group Kurucu ve CEO’su Jakob Langemark devraldı. Stratejik bir tasarımla etkili inovasyonu nasıl yaratacağımıza değinen Langemark, tasarımda şu üç adım üzerinden içgörüler elde etmeye odaklandıklarını söyledi: insan, müşteri ve kullanıcı.

 

Dijital ürünler, hizmetler ve iş fikirleri oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Langemark, giderek güçleşen ve büyüyen bir endüstri içerisinde olduklarına değinerek, olayların daha da zorlaştığına dikkat çekti: “Ürün ve hizmet servisleri gittikçe artıyor fakat beklentiler de aynı oranda artıyor. Artık sadece cihazlardan bahsetmiyoruz, iş yapış şeklimizi  ve yaşam tarzımızı değiştiren teknolojilerden de bahsediyoruz. Dolayısıyla daha kısa vadede ve daha hızlı şekilde sürekli bir şey geliştirmek durumundayız. Bu da bizi sürekli olarak beta durumunda olmaya zorluyor.”

 

Bir fikri en yalın şekilde sunabileceğimiz bir sistem oluşturmaktan bahsederken öncelikle içgörüler edinmek, ardından ihtiyaç ve beklentilere bakıp son olarak sisteme yeni özellikler kazandırmak gerektiğini söyleyen Langemark, “İnsanların tüm tutkusu normale dönme  üzerine. Siz bu arzuyu keşfettiğiniz zaman yaptığınız tasarım daha anlamlı hale geliyor. Etki bırakmak için insan içgörüsüne ulaşmak durumundasınız Bu sizin tasarım süreçlerinizi aydınlatacak. Ana performans süreçlerinizi insanileştirmelisiniz ve bunu insanların yararına yaptığınızın farkına varmalısınız.”

Teknoloji ile sosyal girişimcilik

Patrica Kurucu Ortağı Canay Atalay, Code.org Türkiye Sorumlusu ve Robincode.org kurucusu Gözde Erbaz, Women in Games Türkiye kurucusu ve Oyunder Yönetim Kurulu Üyesi Simay Dinç, Social MakerLab kurucusu Özge Özmen ve Givin Kurucu Ortağı Başak Süer’in yer aldığı Teknoloji ile sosyal girişimcilik paneli ile günün ilk yarısı sona erdi. Canay Atalay’ın moderatörlüğünde katılımcıların karşısına çıkan başarılı kadın girişimciler, her biri birbirinden faydalı fikirler üzerine kurdukları girişimlerle gelen başarı hikayelerini izleyicilerle paylaştı.