Deri sektörü ‘14. Deri Zirvesi’nde bir araya geldi

Ulusal ve uluslararası kamuoyu nezdinde Türk derisinin marka algılamasını kuvvetlendirmek hedefiyle kurulan Türkiye’nin geniş katılımlı sektörel sivil hareketi Deri Tanıtım Grubu’nun (DTG) 1997 yılından bu yana her yıl düzenlediği 'Deri Değerlendirme Toplantıları', bu yıl bir zirveye dönüştü.

15.04.2011 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Ulusal ve uluslararası kamuoyu nezdinde Türk derisinin marka algılamasını kuvvetlendirmek hedefiyle kurulan Türkiye’nin geniş katılımlı sektörel sivil hareketi Deri Tanıtım Grubu’nun (DTG) 1997 yılından bu yana her yıl düzenlediği ‘Deri Değerlendirme Toplantıları’, bu yıl bir zirveye dönüştü.

Perakende sektörünün önde gelen isimlerinin katılımıyla 14 Nisan 2011 Perşembe günü İstanbul Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlenen 14. Deri Zirvesi, T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, İDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Lemi Tolunay ve TDSD Başkanı Erdal Matraş’ın konuşmalarıyla başladı. Deri sektörünün her yönüyle değerlendirildiği Zirve’de 2023’e doğru deri sektörünün gelecek tasarımı açıklandı. Zirve, sektör duayenlerinin biraraya geldiği panelle devam etti.

Zirve’ye katılan sektör temsilcileri, deri ve deri mamullerinin üretim maliyetleri, avantajları, tedarikte ürün çeşitliliği ve kalitesi, Türk derisinin iç ve dış pazarlardaki konumu, üretim-ihracat alanındaki rekabet durumuna ilişkin görüşlerini aktardılar.

TDSD Başkanı Erdal Matraş, “Bugün sahip olduğu güçlü altyapı, teknoloji, know-how ve kalifiye işgücü ile birlikte Türk deri sektörü 13 ayrı bölgede 541 işletme ve 11534 kişilik istihdam olanakları ile faaliyetini sürdürmektedir. Mezbaha ve kombinalarda üretilen hamderiyi alıp işleyerek, işlenmiş ürünü deri konfeksiyon, deri ayakkabı ve deri saraciye ürünlerinin üretiminde kullanmaktadır. Yılda 6,5 milyon adet büyükbaş ve 30 milyon adet küçükbaş deri işleyen sektör 1 milyar usd’lik bir büyüklüğe sahiptir” diyerek sektörel analizi paylaştıktan sonra son yıllarda yaşanan sorunlara eğilen Matraş, “Yıllardır deri fabrikalarının kapandığı, kepenk indirdiğine dair genel bir söylem vardır. Doğrudur. Ancak Deri sektörünün ekonomik büyüklüğüne bakıldığında bu kayıpların sektörel göçler döneminde sektör terkler olduğunu ve yeni sanayi bölgelerimizde faaliyetlerine devam eden işletmelerin o üretim kayıplarını kapatacak hatta üzerine çıkacak kapasitelere ulaştığını açıkça görebiliyoruz. Öyle ki deri üretiminde kullanılan üretim girdileri arasında hamderi ortalama %65’le en önemli kalemi teşkil etmektedir. Türkiye’de üretimi yapılan deri türleri dikkate alındığında hiçbir hayvan sadece derisi için kesilmektedir. Et arz ve talebine bağlı olarak kesilen hayvanların ham derileri Türkiye’deki deri işletmelerinde değerlendirilerek ülkemiz ekonomisine fayda sağlanmaktadır. Dolayısıyla canlı hayvan ve et piyasasındaki gelişmeler deri sektörünü son derece yakından ilgilendirmektedir. Öncelikle Türkiye’nin 2000-2010 arası 10 yıllık perioduna göz atmak gerekirse küçükbaş hayvan adedinde ufak bir gerileme görünürken büyükbaş hayvan varlığında bir artışa rastlanmaktadır. TUİK rakamlarına bakılırsa Türkiye yaşamaması gereken bir deri krizi yaşıyor gibi görünüyor. İkinci göz önünde tutulması gereken rakamlar ise Türkiye’de senede kesilen hayvan adedi rakamlarıdır. Yine TUİK rakamlarına göre 2000-2009 yılları arasında senelik ortalama 3 milyon adet büyükbaş hayvan kesen ülkemizde kesimler 2009 yılında 1,5 milyon seviyesine kadar gerilemiştir. Bu süreçte Türkiye hamderi fiyatlarını bir hatırlamak gerekirse kriz öncesi 1,6 TL/Kg olan hamderi fiyatı bugün 4,5 TL/Kg’a ulaşmıştır. Artış %300 sınırındadır. 2010 yılı Ocak-Şubat döneminde 19 milyon dolar olan hamderi ithalatı 2011 yılının aynı döneminde 64 milyon doları geçti. Artış %236. Bu rakamlar baz aldığımız ve sezonlar göz önüne alınırsa Türkiye 2011 yılını 450 milyon doların üzerinde bir ithalatla kapatma tehdidiyle karşı karşıyadır” diyerek sözlerini noktaladı.

Türkiye’nin deri ürünleri ihracatının seyrini ve dünyadaki konumuna ilişkin bilgileri aktaran İDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Lemi Tolunay da konuşmasında şunları söyledi: “Küresel krizin de etkisiyle 2009’da, deri ve deri ürünleri ihracatımız yüzde 20’nin üzerinde bir oranda azaldı. İhracatta en büyük pazarlarımızdan Rusya’ya yüzde 20, Almanya’ya yüzde 25 ve İngiltere’ye yüzde 50’ye yakın bir düşüş meydana geldi. 2010 yılında ise, krizin etkilerinin de yavaş yavaş azalmasıyla, ihracat tablosu biraz daha pozitife doğru seyretti. Deri ürünleri ihracatı 2010 yılında yüzde 18,2 artarak 1,3 milyar dolara yükseldi. Pazarlar özelinde baktığımıza İtalya, Kazakistan, İngiltere ve Irak en fazla ihracat artışının gerçekleştiği ülkeler oldu. Bu ülkelere yüzde 40 ve üzerinde ihracat artışı gerçekleştirdik. Hatta Ukrayna’ya ihracatımız yüzde 196 oranında artarak, neredeyse 3 katına çıktı. 2009 yılı rakamlarına göre 156 milyar dolarlık dünya deri ve deri ürünleri ithalatının yüzde 55’i ayakkabı, yüzde 24,8’i saraciye ürünleri, yüzde 10,7’si bitmiş deri ve kürk ile yüzde 2,9’u deri konfeksiyonundan oluşmaktadır. Dünya deri ürünleri ithalatında en küçük paya sahip olan deri konfeksiyonunun, ülkemiz ihracatında yüzde 38 gibi ağırlıklı bir paya sahip olması, göz önünde bulundurmamız gereken önemli bir faktör. Türkiye deri giyimde 6’ıncı, kürk giyimde ise 4’üncü en büyük tedarikçi olarak önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. 2023 için sektörel hedefimiz, dünya toplam deri ihracatından %1.5 pay alarak, ihracat rakamımızı 4.5 milyar dolara taşımak” dedi.

Türkiye’nin 2023’teki dış ticaret hedeflerini aktaran TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Zirve sayesinde derinin bugünkü fotoğrafını çekip yarınlara bakacağız. Deri sektörü benim de içinde olduğum bir sektör olduğundan buradan olmaktan onur duyuyorum. 2009’da yaşanan ekonomik krizden sonra 2010 yılında Türkiye’nin % 8.9’luk artış ile sağlamış olduğu büyüme, bizi Avrupa’da büyüme lideri yapmıştır. 2010 yılında, 114 milyar dolar ihracat rakamıyla ihracatımızı da % 12 oranında arttırdık, ve 310 bin istihdam yarattık. 24 sektör ihracatçılarından 21’inde ihracat artışı yaşadık. Uzun bir zamandır dış ticaret açığı ve cari açığının üzerinde duruyor ve bu konuyu gündeme getiriyoruz. Türkiye, uzun vadede cari açık vermeye devam ederse, sürdürülebilir büyümesi tehlikeye girecektir. Biz de bu kapsamda girdi tedarik stratejisi için sektörlerle toplantılar yapıyoruz. 2023 için, Türkiye’de ilk defa bir sivil toplum kuruluşu 13 yıllık bir yol haritası ortaya koydu. Bu kapsamda 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat sağlamak için hedeflerimizini kamoyuna açıkladık. 1.3 milyar dolar olan deri ihracatı rakamımızı 2011 yılının ilk üç ayında % 23 oranında arttırdık. Deri sektörü olarak, 34.3 trilyon dolar olan Dünya ticaretinden aldığımız payı 2023 yılında %1.5’a çıkarmak için düşük teknolojiden orta ve yüksek teknolojiye geçişi teşvik ediyor, marka ve modaya önem veriyor, AR-GE ve inovasyona destek oluyoruz. Hammadde kaynaklarımızı kendi bünyemizde oluşturmak için uzmanlaşmış eğitimi ve girişimciliği ortaya çıkaracak projeleri destekliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

Dünyaca tanınmış Türk tasarımcı Arzu Kaprol’un “Deri ve Tasarım” başlıklı sunumu ile devam eden Zirve; “Derinin Dünü, Bugünü ve Yarını” başlığı altında düzenlenen ve sektör duayenleri Ümit Zaim, Melih Celet, Selahattin Akaydın ve Hakkı Matraş’ın uzun yıllara dayanan tecrübelerinden yola çıkarak, sektörün mevcut durumunu ve gelecek projeksiyonunu değerlendirdikleri özel oturumla sona erdi.