Dekorasyonun ötesinde bir tasarım felsefesi

Koleksiyon Mobilya Tasarım ve Marka Direktörü Koray Malhan ile çalışma ortamlarının kurgusunun dekorasyondan öte olduğuna inandıkları tasarım felsefelerini konuştuk.

13.03.2017 - 13:56 | Sultan Öncü Arslanoğlu

Dekorasyonun ötesinde bir tasarım felsefesi
80
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Yarının çalışma kültüründe öncü olma yolunda adımlar atan bir mobilya tasarım firması Koleksiyon. Mekânların süreç içinde kullanıcılar tarafından değiştirilebilir ve geliştirebilir olmasını amaçladıkları yeni tasarımlarını konuşmak için bir araya geldiğimiz Koleksiyon Mobilya Tasarım ve Marka Direktörü Koray Malhan, “çalışma ortamlarının kurgusunu bir dekorasyon unsuru olmanın ötesine taşıyıp bir çağı anlama gayreti olarak değerlendirdiklerini” söylüyor.

Geçtiğimiz günlerde Kendini Kurgulayan Çalışma Alanı teması altında ofislere yönelik yeni tasarımlarınızı tanıttınız. Tasarımların ardında yatan fikir nedir? Tasarım felsefenizden bahseder misiniz?

Kendini Kurgulayan Çalışma Alanı temasında tasarladığımız mekânların süreç içinde kullanıcılar tarafından değiştirilebilir ve geliştirebilir olmasını amaçladık.

Yeni temamızın başlangıcı ülkemizin önde gelen şehir planlamacılarından Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin bir süre önce Sabancı Üniversitesi’nde yaptığı bir ödül konuşmasına kadar gidiyor. Tekeli bu konuşmasında, şehir planlarının artık tek bir merkez noktadan konuşan planlamacı tarafından tasarlandığı günlerden farklı bir noktaya geldiğine değinirken Haussmann’ın Paris planını yaptığı günlerden bugüne artık kendi merkezini arayan şehirlerin ortaya çıktığından bahsediyor. Şehrin merkezini ve planını içinde yaşayanların oluşturduğunu, kendi dinamikleriyle değiştirdiklerini dile getiriyor. Bu konu benim 4-5 yıldır üzerinde durduğum Açık İş temasıyla çok örtüşüyordu. Bu fikir kapsamında izleyicinin performansın içine dahil olduğu ve modernizmle değişen bir izleyici ve performans sürecini ele alıyordum. Konuyu tasarım çerçevesinde düşündüğümüzde bir projede mimarın projenin içine dahil olması beklenirken, Açık İş temasında kullanıcının da sürece dahil olmasını önerdik.

Kendini Kurgulayan Çalışma Alanı temasında da tasarladığımız mekânların süreç içinde kullanıcılar tarafından değiştirilebilir ve geliştirebilir olmasını amaçladık. Tasarladığımız ürünlerle kullanıcı altı ay sonra “biz bu şekilde değil başka şekilde çalışıyoruz” derse hiçbir ücret ödemeden onları başka bir şekilde kurgulayabiliyor. Bugünün mobilyalarıyla bu durum çok mümkün değil. Ama iki senedir gerçekleştirdiğimiz işlerde, gerek ürünlerin birbirleriyle bağlantısı gerekse kullanıcının onunla kurduğu ilişkiyi basitleştirmesi açısından çok daha modüler ve başka işlerin başka yerlerde yapılabilmesini mümkün kılan sistemler geliştirdik.

Bu koleksiyonumuzda çalışma alanları ve kurgularındaki esnekliklerin geldiği noktaları, tasarımın farklı sanat disiplinleriyle olan etkileşimini birey, zaman ve mekân düzleminde irdeliyoruz. Bunun yanı sıra çalışma ortamlarının kurgusunu bir dekorasyon unsuru olmanın ötesine taşıyıp, bir çağı anlama gayreti olarak değerlendiriyor, alışılmışın dışında sorular sormak ve disiplinler arası yeni diyaloglar başlatmayı hedefliyoruz.

Tasarımlarınıza içinde yaşadığımız çağın dilini anlamaya yönelik yaklaşımların ışık tuttuğunu söylüyorsunuz. Bu dili nasıl çözümlüyorsunuz?

Yaşadığımız çağın diliyle anlatmak istediğim, karşılıklı iletişim kurabilmek. Gelişim sürecimizde diyalogların önemi çok büyük. Bunların en başında evrenle olan diyaloğumuz geliyor. Evrendeki sayıları ve sayıların ne demek olduğunu anladığımız zaman gelişebiliriz. Evrenin matematik dili vardır ve biz bunu anlar, diyalog kurarsak evrenin nasıl inşa edildiğini anlamaya doğru bir yolculuğa çıkarız. Bizim yaptığımız işte de diyaloğun devreye girmesi o ofisin yaşayan ve çok daha iyi bir yer olmasını sağlar.

“Yarının çalışma kültürünü şekillendirecek tasarımlar” sunuyorsunuz. Çalışma düzeninin değişimini de göz önüne aldığımızda Koleksiyon olarak nasıl bir değişimin öncüsü olmak istiyorsunuz ya da nasıl bir farkındalık yaratmayı amaçlıyorsunuz?

Yeni ofis tasarımlarımızı Self-Organised Workplace yani Kendini Kurgulayan Çalışma Alanları teması altında sunduk. Koleksiyon olarak çalışma ortamlarının kurgusunun dekorasyondan öte olduğunu göstermek istiyoruz. Bir çağı anlama gayretini; alışılmışı sorgulayıp yeni iş araçlarının, ofislerinin ve kuşakların isteklerini göz önüne alıyoruz. Bu tasarımlarımızla çalışma alanında insan zihni ve bedenine dair daha önce sorgulanmamış alanlara dair sorular soruyoruz.

Bu çağın gerekleri ve kuşakların iş alanından bekledikleri alıştığımız ofis düzeninden artık farklı.

Ofis tasarımlarımızda 21’inci yüzyılın dilini anlamaya yönelik yaklaşımları göz önüne alıyoruz. Bu çağın gerekleri ve kuşakların iş alanından bekledikleri de alıştığımız ofis düzeninden artık farklı. Şimdiki gençlerin nasıl yaşadıklarına, nasıl iletişim kurduklarına bakarak yarının çalışma kültüründe öncü olma yolunda adımlar atıyoruz. Bu jenerasyon zamanının çok büyük bir kısmını tablette ya da bilgisayarda geçiriyor. Çalışma alanlarındaki ve kurgularındaki esneklikle öne çıkan tasarımlarımız da bu çalışma tarzına katma değer sunuyor.

Mesela bir yazılımcıyı düşünelim. Sabaha kadar kod yazdığını göz önüne alırsak bir noktada uyumak isteyecek. Böyle çalışan insanların sandalyelere, arkasında duvarlara ihtiyaçları yok. Bunları düşünüp bu jenerasyonu ne motive eder diyerek yaklaşmak gerekiyor. Ayrıca yetenekli çalışanları ellerinde tutmak isteyen firmaların yarının çalışma kültürünü göz önüne alarak ofislerini düzenlemeleri gerekiyor.

Dekorasyonun ötesinde bir tasarım felsefesi

Mekânın fiziksel, sosyal ve zamansal boyutlardaki özellikleri gibi parametrelerin tasarım sürecine etkisine dair neler söyleyeceksiniz?

Koleksiyon olarak ürünleri tasarlama sürecinde pazara veya rekabete bakmak yerine zamana ve insanlara bakmayı tercih ediyoruz. Zamana baktığınız zaman içinde yaşadığımız dönemi etkileyen iktisâdi, ekonomik, sosyolojik değişimleri görebiliyorsunuz. Tüm bu değişimlerin hayatlarımız ve bizler üzerindeki etkilerinin çalışma ortamlarına da yansıması gerektiğini düşünüyoruz. Aslında bir ofis tasarımı söz konusu olduğunda “renkler ne olmalı, mobilyalar neye benzemeli” sorularının ötesinde çok farklı sorular soruyoruz. İnsanların çalışırken performe ettikleri alandan nasıl bir servis almaları gerektiğiyle ilgileniyoruz. Mobilyaların insanlara servis etmekle yükümlü olduğu, bu servisi nasıl vermeleri gerektiği ve değişimlere nasıl uyum sağlamaları gerektiği üzerine düşünüyoruz. İlham kaynağımız ise hayat. Hayat nasıl değişiyorsa biz de ondan ilham alarak yaptıklarımızın sabit kalmamasına ve projelerimizin zaman içindeki dönüşümlere açık olacak şekilde kurgulanmasına gayret ediyoruz.

Tasarımın farklı sanat disiplinleriyle etkileşimi ne düzeyde? Siz tasarımlarınızda bu etkileşimden nasıl faydalanıyorsunuz?

Tasarımı diğer sanat disiplinlerinden ayrı görmek mümkün değil. Hiçbir alanın tek başına yeterli ve başarılı olduğunu düşünmüyorum, aksine disiplinler arası diyalogla daha başarılı işlere imza atmanın mümkün olduğuna inanıyorum. Disiplinler arası etkileşim kendini küçük bir alana sınırlamaktan kurtarıp evrensele yaklaşmanı sağlar. Mesela, müzik seven insanın yaptığı yemek bir başka olur. Dolayısıyla tasarımlarımız dilbilim, müzik, göstergebilim ve matematikle bağlantılı.

Tasarım felsefenizle bağlantılı olarak paylaşımlı ofislerin son dönemde neden bu kadar popüler hale geldiğini sorsak?

Aslında tasarım felsefemiz farklı sanat disiplinleriyle diyaloğa odaklanarak günümüzü anlamak. Her şey gibi paylaşımlı ofisler de ihtiyaçtan doğdu diyebilirim. Start-up’ların ve freelance çalışan sayısının artmasıyla beraber bu tarz paylaşımlı ofislere ihtiyaç duyuldu. Paylaşımlı ofisler sadece mobil çalışan değil aynı zamanda kurumsal çalışanların da tercih ettiği, yenilikçi fikirlerin üretilebileceği keyifli çalışma ortamları olarak görünüyor.

Paylaşımlı ofisler, ofis dendiğinde aklımıza gelen kısıtlayıcı ve sıkıcı alanların aksine farklı çalışma ve sosyalleşme istasyonlarıyla donatılmış olarak yeni neslin ve çalışma kültürünün ihtiyaçlarına karşılık vermiş oluyor. Serbest ve mobil çalışanlar için konsantrasyon kaybı yaşamadan, verimli ve motive olarak çalışmanın önünü açıyor. Koleksiyon olarak biz de bu paylaşım ofislerinde yer alıyoruz. Bu alanlarda yer alan ürünlerimiz hem bireysel hem de ekip çalışmasına imkân sunup sosyalleşmeye olanak sağlayarak paylaşımlı ofis felsefesine katkıda bulunuyor.