David Meerman Scott 25 Şubat’ta Türkiye’de

Web için pazarlama ve iletişim planını anlatacak olan ünlü internet stratejisti David Meerman Scott İstanbul'a gelmeden önce görüşlerini paylaştı...

10.02.2009 - 10:19 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

MedyaNet ana sponsorluğunda 25 Şubat’ta İstanbul’a gelecek olan David Meerman Scott, alanının en çok satan kitaplarından biri olan The New Rules of Marketing and PR’ın yazarı. Scott ile web’in geldiği son noktayı, pazarlama ve iletişimin yeni kurallarını konuştuk.

İstanbul’daki seminerinde günümüzde online tüketiciye ulaşmanın ve onunla iletişim sağlayabilmenin yollarını anlatacak olan David Meerman Scott, pazarlamacılar ve reklamcıların yanı sıra halkla ilişkiler mesleğindeki profesyonellere de hitap edecek. Online pazarlama ve iletişimin yeni kurallarını anlatacak olan Scott aynı zamanda web için pazarlama ve iletişim planlarının nasıl hazırlanması gerektiğini de işleyecek. Offline dünyada geçerli olan pazarlama kurallarının online dünyada geçerliliğini yitirdiğini vurgulayan Scott, MediaCat kitapları arasında yerini alacak olan The New Rules of Marketing and PR adlı kitabın da yazarı.

Pazarlama profesyonellerinin düşünüş tarzlarını değiştirmeleri gerektiğini vurgulayan Scott, pazarlamada tam anlamıyla verimliliğin internet mecrası kullanılmadan sağlanamayacağını söylüyor. Pazarlamacıların internetle çok daha büyük kitleleri yakalayabileceğini belirtiyor ve devam ediyor:

“Pazarlama, ajansınızın ödüller kazanması ile ilgili bir iş değildir. Organizasyonunuzun iş kazanması, iş almasıdır.” Sadece reklamcılar için değil halkla ilişkiler ve iletişim profesyonelleri için de internetin yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyen Scott “Bloglar, online basın bültenleri ve diğer biçimlerdeki internet içerikleri, organizasyonların doğrudan alıcılarla iletişim kurmasına olanak sağlıyor” diyor. İnternette pazarlama ve PR arasındaki çizginin silikleştiğini söyleyen Scott, sorularımızı yanıtladı.

Web’in bugün reklam dünyasında nasıl bir yeri var sizce?

Reklam için çok büyük paralar harcamadan ve halkla ilişkiler konusunda çaba sarf edip medyayı ürünlerimizi ve servislerimizi tanıtıcı yayınlar yapması için ikna etmeye gerek kalmadan tüm dünyaya doğrudan ulaşabileceğimiz bir çağda yaşıyoruz. Tüketiciye ulaşmak için büyük fırsatlarımız var. İnternette insanların tükettikleri şeyler hakkında içerik ve reklam yayınlamak doğru bir şekilde yapılmalı. Eğer insanların dikkatini doğru içerik ve doğru reklamla çekmeyi başarabilirseniz sonuç inanılmaz olur. Çünkü insanlar internette beğendiklerini ekipleri, arkadaşları ve aileleri ile paylaşıyorlar.

Eski moda pazarlama kurallarının geçerliliğini yitirdiğini söylüyorsunuz.

Ben ‘eski kurallar’ ve ‘yeni kurallar’ derken, offline ve online pazarlamadan bahsediyorum. Reklam satın almak ve medyayı ikna etmek gibi yolların -yani offline dünyaya hakim olan kuralların- online dünyada işlemediğini düşünüyorum. Bu kurallar offline dünyada hala geçerliliğini sürdürüyor. Bu sebeple ben buna ‘eski moda’ demiyorum, sadece online’da işlemiyor diyorum.

‘World Wide Rave’ kavramını biraz açıklayabilir misiniz?

İnsanlar firmanız hakkında gönüllü olarak konuşuyorsa, yani siz herhangi bir zorlama veya viral pazarlama yöntemi ile bir kandırmaca olmadan bunu sağlayabiliyorsanız o zaman World Wide Rave (dünya çapında övgü dolu tezahüratlar) oluşuyor. Bir e-mail listesi satın alıp bu adreslere reklam yollamak gibi eski yollar ile geliştirilen viral kampanyalar birçok reklam ajansı tarafından hala yapılıyor. Bunun gibi yöntemler yerine daha inanılır ve daha verimli olan World Wide Rave ile pazarlama yapmak daha etkilidir.

25 Şubat’ta İstanbul’da vereceğiniz seminerde nelerden bahsedeceksiniz?

İstanbul’da vereceğim mesajlardan en önemlisi tüketicinin pazarlamanın kralı olduğu ve tüketici profilleri üzerine odaklanmanın içerik üretebilmemizi sağladığı olacak. Tüketici profilleri, pazarlama faaliyetlerinizin ulaşmasını istediğiniz potansiyel müşterilerden oluşan ayrı bir grubu, arketip bir kişiyi temsil eder. Yaptığınız her şeyi tüketici profillerini hedefleyerek yapmak, sizi rahat ofisinizde oturup ürününüzle ilgili atıp tutmaktan yani en etkisiz pazarlamayı yapmaktan korumuş olur.

Bence pazarlama, tek yönlü bir “müdahale” yerine, hedef kitlenizin tam gereksinim duyduğu anda içeriği ve reklamı sunma işidir. İletişimcilere vereceğim en önemli mesajlardan birisi PR patronunuzun şirketinizi televizyonda görmesini sağlamak değil alıcıların şirketinizi internette görmesini sağlamak için çalışın. Bloglar, pod yayınları, e-kitaplar, basın bültenleri ve diğer online içerik çeşitleri, internetteki en çok takip edilen portallarda yer alabilmek için oluşturulmuş içerik ve reklamlar… Bunlar, organizasyonların alıcılarla doğrudan doğruya ve onların değer vereceği bir biçimde iletişim kurmalarını sağlar.

Jargonla doldurulmuş, abartılı reklamlar yapmak yerine ürününüzü satın alacak insanları doğal bir şekilde cezbedecek online içerik, online reklam (ya da adına her ne derseniz) yaratabilirsiniz. Eğer onları dinlemek için vakit ayırıp problemlerini çözmeye çalışmak için uğraşırsanız, bunu yaptıktan sonra onların kullandığı kelimeleri kullanırsınız o zaman kendi ürettiğiniz laflardan kurtulmuş olursunuz. Ve onların diliyle konuşmaya başlamış olursunuz.

Röportaj: Tuğba Soytürk

Seminerle ilgili daha detaylı bilgi için tıklayınız