Çocuklar kenti bir yaşam alanı değil, çalışma alanı olarak görüyor

Pınar Kido Resim Yarışması’na katılan resimlerin sosyolojik değerlendirmesi yapıldı. Çocuklar kenti bir yaşam alanı değil, çalışma alanı olarak görüyor

09.05.2011 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Bu yıl 30. yaşını kutlayan Pınar Kido Resim Yarışması bir sosyolojik araştırmaya ev sahipliği yaptı. Geçtiğimiz yılki yarışmaya başvuran 900 bine yakın resim arasından, ön jüri değerlendirmesi ile seçilen 3000’i aşkın çalışma, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Tatlıdil ve ekibi tarafından incelendi. Pınar Kido’nun öncülüğünde gerçekleştirilen ve çarpıcı verileri gözler önüne seren Sosyolojik Değerlendirme Projesi kitaplaştırıldı ve kitapçık geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

İlköğretim çağındaki çocuklara resmi ve güzel sanatları sevdirmek amacıyla 30 yıldır aralıksız düzenlenen Pınar Kido Resim Yarışması, sosyolojik bir araştırma yapılmasına olanak verdi. Altı yıldır projeye destek olan ressam Prof. Hüsamettin Koçan’ın fikir babası olduğu araştırmanın Sosyolojik Değerlendirme Projesi kitapçığı yayınlandı.

Geçtiğimiz yıl 887 bin 660 adet resim ile rekor katılımın yaşandığı yarışmada, ön jüri değerlendirmesi ile seçilen 3000’i aşkın resim, öğretim görevlileri tarafından incelendi. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Tatlıdil ve ekibi, çocukların hayallerini, dünyalarını, yetişkinlerin sunduğu olanakları algılama biçimlerini Sosyolojik Değerlendirme Projesi’yle kitaplaştırdı.

Pınar Kido Resim Yarışması’nda geçtiğimiz yılın ana temasını oluşturan “En Çok İlgini Çekeni Çiz” kapsamında, 5 – 16 yaş aralığındaki öğrenciler ilgilerini çeken şeyleri resmetti. Prof. Dr. Ercan Tatlıdil ve ekibinin yaptığı araştırma sonucu resimler incelendiğinde, 5 – 7 yaş arasındaki çocukların temel ilgi alanlarının “Doğa ve İnsan” olduğu görüldü. Özellikle büyük yerleşim birimlerinden gelen 11 yaş üstü öğrencilerin doğa ve insan etkileşimini resmetmesi, çocukların çevreye duyarlılığını gösterdi.

Toplumsal cinsiyet rollerinin paylaşımı resimlere de yansıyor

“Doğa ve İnsan” ile “Sosyal Çevre ve İnsan” temaları, hem kız hem de erkek öğrencilerde ağırlıklı kullanılmasına rağmen, cinsiyet değişkeninin seçilen tema üzerinde önemli bir etkisi olduğu da görüldü. Toplumsal cinsiyet ayrımlaşmasının ve bu ayrımlaşmaya bağlı olarak ilgi alanlarının henüz çok küçük yaşlardan itibaren empoze edildiği sosyal yaşam içerisinde, erkek öğrencilerin bilişim, bilgisayar, teknolojik araçlar ve uzay gibi daha karmaşık yapıları resmettikleri bulgusuna varıldı. Kızlar ise kutlama, eğlence ve rekreasyonu barındıran “Boş Zaman Değerlendirme” temalı resimlerde yaratıcılıklarını sergiledi.

Doğu ve Güneydoğu’da sosyal etkileşim öne çıkıyor

Bölgelere göre bakıldığında, Doğu Anadolu Bölgesi’nden gelen resimlerin ağırlıklı olarak “Sosyal Çevre ve İnsan” temasında olduğu bulgusuna varıldı. Öğrenciler, insanları sosyal çevrelerinde resmetti. Büyük kent merkezlerinin azlığı, il ve ilçe merkezleri ile kırsal nüfusun yoğun olması, çocukların yüz yüze ilişkileri resmetmesine neden oldu. Özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nden gelen resimler içerisinde, köy meydanında toplanan ve birbirleriyle etkileşim içerisine giren insanları işleyen resimlerin çokluğu ilgi çekici bir bulgu oldu. Karadeniz Bölgesi’nin küçük yerleşim birimlerinden gelen resimlerde de deniz ve insan ilişkisi, balıkçılık bağlamında ön plana çıktı.

Denizi görmeyen çocuklar kartpostal gibi resmediyor

Denizi olmayan bölgelerden gelen deniz temalı resimlerde insan figürünün bulunmadığı, sadece denizin, güneşin ve kumun resmedildiği görüldü. Denizi olan bölgelerden, özellikle de Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri’nden gelen resimlerde ise deniz kenarında oynayan çocuklar, yüzen insanlar, bunun da ötesinde denizaltında balıklarla yüzen insan figürleri yer aldı. Sonuç olarak deniz kenarında yaşayan çocukların denizle olan ilişkilerini bir yaşam alanı olarak ön plana çıkarırken; diğer bölgelerden gelen resimlerde denizin bir “kartpostal” anlayışı içinde, peyzaj olarak verilmesi dikkati çekti. Bu bağlamda, denizi görmeyen çocuklar için denizin, bir rekreasyon alanı olarak günlük yaşamlarına yansımadığı ileri sürülebilir.

Ege ve Karadeniz’de yaşayan çocuklar daha mutlu olabilir mi?

Kutlama, eğlence, birlikte olmaktan duyulan mutluluk ve coşku gibi duyguları resim kağıdı üzerine yansıtan “Boş Zaman Değerlendirme” teması altındaki resimlerin ise, tüm bölgeler içerisinde en yüksek oranda Ege ve Karadeniz Bölgeleri’nden geldiği görüldü. Bunda, Ege ve Karadeniz’de yaşayan bölge topluluklarına ilişkin kültür ve sosyal atmosferin etkin olduğu düşünülmektedir.

Çocuk gözüyle büyük şehirlerden manzaralar

“Sosyal Çevre ve İnsan”la ilgili büyük kentten gelen bir resimde yüksek binaların, otomobillerin, trafiğin bulunmasına karşın tek bir ağaç ve çiçek figürüne yer verilmemesi; kentlerin doğadan, doğal yaşamdan koptuklarını ortaya koydu. Geceyi ayın aydınlattığı bir başka resimde, kasvet verici yüksek binaların ve karanlık caddelerin oluşu, kentin fiziksel dokusuna yönelik vurgulamada çocuğun algılamasını gösterdi. Aynı resim içerisinde yüksek binaların üzerinde elinde iş çantasıyla yürüyen bir iş adamı sembolize edildi; bu resimde kentin bir yaşam alanı olarak değil, çalışma alanı olarak görülmesi dikkat çekici bir sonuç oldu. Çocuk gözüyle, çocuk yaşamında kentlerin bu izlenimi bırakması, kent dokusunun her bir alanının çocukların yaşam alanı olarak kullanımdan çıktığı izlenimi verdi.