Çizgi romandan reklam spotuna

Peanuts'ın reklam yolculuğu.

04.07.2014 - 08:58 | Arzu Nilay Kocasu

Çizgi romandan reklam spotuna: Peanuts'ın reklam yolculuğu.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Charles M. Schulz‘un çizimleriyle kültleşen ve bugün dahi modası hâlâ geçmeyen 1950 doğumlu ABD’li çizgi roman Peanuts, veya Türkiye’de bilinen adıyla Snoopy‘nin aynı zamanda üç yıl boyunca kendisi kadar meşhur bir markanın reklam yüzü olduğunu biliyor muydunuz?

Schulz’un halefi Bill Watterson‘ın 1985 çıkışlı Calvin and Hobbes‘una ilham veren çalışması Peanuts bugün dünyanın dört bir köşesinde geniş kitlelerin hayranlığını kazanmış durumda. Bunda Peanuts’ın çizim ve konularındaki kendine has hoşluğun yanı sıra Schulz’un Watterson’dan farklı olarak yarattığı karakterleri son derece cömert bir biçimde dünya genelinde gözünü kırpmadan lisanslatmış olmasının da rolü büyük şüphesiz.

Peanuts ve Ford işbirliği

Peanuts’un ilk kez animasyon olarak hayranlarının karşısına çıkması, Ford için hazırlanan reklam spotları vesilesiyle oldu.

1959 yılında Ford Motor Company tarafından lisanslanan çizgi roman, 1961 yılına kadar markanın reklamında kullanıldı. Schulz’un karakterleriyle hazırlanan animasyonların dönemin meşhurlarından Tennessee Ernie Ford‘un eğlence programıyla bir arada kullanıldığını ve bu programın da Ford Motor Company sponsorluğunda hazırlandığını belirtelim. Peanuts karakterleri kullanılarak çekilen Ford spotları o kadar başarılı oldu ve Schulz’a o kadar bereketli geldi ki, reklam filmlerini takiben aralarında 1965 tarihli Emmy ödüllü A Charlie Brown Christmas’ın da bulunduğu kısa televizyon programları da çekilen Peanuts, Şubat 2000’de vefat eden yaratıcısına toplamda 1,1 milyar doların üzerinde bir meblağ kazandırdı.

Çizgi romanın animasyon olmasını takiben büyüyen bu başarısında Ford’un son derece büyük bir rol oynadığını tahmin etmek hiç de zor değil. Öte yandan, Schulz’un karakterlerini sektörün adeta “kollarına bırakması” bazı kesimlerce çizgi romanın naifliğine gölge düşürmüş olsa da Ford’un Peanuts’un bilinirliğini artırdığını ve deyim yerindeyse önünü epeyce bir açtığını söylemek de son derece mümkün.

Kaynak: Open Culture