Cem Yılmaz: Bana reklamcılığı öğretmesinler!

Hem göz ardı edilemez bir başarıya sahip hem de bir o kadar eleştiriliyor Cem Yılmaz. O sadece reklamlarda rol almıyor, reklam kampanyalarını yürütüyor ve kreatif sürecin her safhasında bulunuyor. Cem Yılmaz ile reklamcılıktan komedyenliğe, Telsim’den Türk Telekom’a ve kendisine yapılan eleştirilere kadar her şeyi konuştuk.

30.05.2007 - 11:49 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Hem göz ardı edilemez bir başarıya sahip hem de bir o kadar eleştiriliyor Cem Yılmaz. O sadece reklamlarda rol almıyor, reklam kampanyalarını yürütüyor ve kreatif sürecin her safhasında bulunuyor. Cem Yılmaz ile reklamcılıktan komedyenliğe, Telsim’den Türk Telekom’a ve kendisine yapılan eleştirilere kadar her şeyi konuştuk.

Genellikle çok fazla polemiğe girmeyen Cem Yılmaz bazı şeylere anlam veremediğini söylerken bazı durumlarda da sakin kalamadığını belirtiyor. “Benim filmlerimle benim filmlerimi kıyaslıyorlar. Sektörden saygı bekliyorum fakat göstermeseler de olur” diyor ve devam ediyor… “Benim yaptığım işler ortadayken ben herhangi bir metin yazarı çocuktan akıl alacak pozisyonda değilim. Kreatif fikrin ne olduğunu bana anlatmasınlar; ben meslek icat etmişim.”

Reklamlarda çok sık görüyoruz sizi. Cem Yılmaz’ın markanın önüne geçtiği konusu da uzun süredir tartışılıyor. Siz buna katılıyor musunuz?
Bu tartışmaların olması gayet doğal. Olumlu da buluyorum açıkçası. Bu insanların ilgilendiği bir konu olduğunu gösterir. Bir reklam duayeni değilim ama bu sektörde uzun zamandır işin kreatif tarafından emeğim geçti. Benim içinde bulunduğum reklamlar ünlü ve ürün buluşması değil sadece. İşin kreatif kısmında da varım. Bunun diğer ünlü ve ürün ortamlarında olmadığını düşünerek olumlu buluyorum tartışmaları. İnsanlar beni ve performansımı değerlendirmek istiyorlar. Çalışmalarımın karşılığını şimdiye kadar hep almışımdır da vermişimdir de. Normalinde üzerinde bir başarıya sahip olduğumu düşünüyorum. Çok normal tartışmaları.


Sizce reklamlarda, markanın yüzü olarak sizi kullanmak kolaya kaçmak mı?

Hayır. Bir marka bunun bedelini ödüyorsa ve gerçekleştirebiliyorsa o marka bir şeyler yapıyor demektir. Ben çalışmak için kolay biri değilim zaten.


Şimdiye kadar içinde bulunduğunuz reklamlar siz olamasanız da bu kadar ses getirir miydi?

Birçok reklam var şu an. Bunların bazıları başarılı bazıları ise ses getirmeyen, olsun diye yapılmış şeyler. Benim işlerimin hiçbiri olsun diye yapılmadı. Bu çok net. O kampanyada benim de imzam olduğu için birbirinden ayırt etmiyorum bu meseleyi. Ben, işlerde teklif edilip de üzerine giydirilen bir kimse değilim. Bazen bazı ajans çalışanları ve kreatifleriyle ters düştüğüm olmuştur. Ama bu ses getiren işler benim yaptığım şeyler. Bunu söylemekten çekinmiyorum. Ben bu başarıları bir arkadaşımla paylaşıyor olsam onun da adını zikrederim tabii ki. Yakın zamandaki Türk Telekom reklamında sahneye çıkan adamın bir şeyler anlatması fikri Ali Taran’ın ve ajansın işidir. Ama metinler bana aittir. Opet reklamında promosyon çalışmalarından oyuncaklara metinlere kadar bütün fikir bana aittir. Doritos da öyle. Bunların reklamcılık bilgisiyle yapılmasına gerek olmadığını söylemiyorum ben. Benim tasarladığım reklamların etkisini bildiğim için söylüyorum. Reklamveren de biliyor bunu. Reklamcı olmasam da o tasarımı yapacak kabiliyette birisiyim.


Yapılan eleştirileri nasıl buluyorsunuz?

Benim şu ana kadar başarısız bir işim yok. Kabul etmiyorum bunu. Her işimde neticeler ortada. Bunu söylerken son işi ayırıyorum çünkü daha yeni o. İnsanlar beğenileriyle hareket ediyor. ‘Ben bu filmde öteki kadar gülmedim’. Reklam filmlerinde gülünmesini ben icat ettim zaten. Benim filmlerimle benim filmlerimi kıyaslıyorlar. Dolayısıyla bilmedikleri şeyler var. Kendilerine tavsiyem bilmiyorlarsa öğrensinler. İnsan bazı konularda sakin ve mütevazı olabilir ama benim yaptığım işler ortadayken ben herhangi bir metin yazarı çocuktan akıl alacak pozisyonda değilim. Kreatif fikrin ne olduğunu bana anlatmasınlar ben meslek icat etmişim. Cem yılmaz olan benim. Profesyonellerin kıskançlığını anlayabiliyorum. Tüketicinin beğenisini de anlayabiliyorum. Pepsi’nin generation reklamında Spice Girls kullanması sizin zevkinize hitap eder diğerlerininkine etmez. Türk Telekom reklam filminin hedefi Opet’inkinden farklıdır. Ama bu ‘benim hoşuma gitmedi’ diyerek değerlendirilecek bir konu değil. Bunlar birine teklif edildiği zaman insanın elinin ayağını titreten işlerdir. Bunları yapmak kolay değil; böyle bir etki yaratmak hiç kolay değil. Sektörden saygı bekliyorum ama göstermeseler de problem değil. 5-6 markayla çalışmış biriyim ve çalışmasam da olur problem değil. Ama şöyle düşünmeleri beni rahatsız ediyor: Sektörden olmayan birisi nasıl bu kadar başarılı işlere imza atıyor?


Reklamlarda metinleri siz yazıyorsunuz mutlaka…

Değişken. Çoğu zaman ben yazıyorum. Yazmadığım filmlerde oldu ama bu sadece reklam filmlerinin metnini yazmak anlamına gelmiyor. Doritos Alaturka ve Opet kampanyalarının tamamını ben yaptım. Ben kendi onaylamadığım senaryoda oynamam zaten. Benim yazmamı istemelerini tercih ederim ve bunu söylerim. Bunu da isterler zaten. Benim verdiğim hizmet yalnızca reklam filmlerinde oynamak değil. Ben fikir, proje ve tasarım gibi şeyleri öneriyorum.


Beyin’deki ortaklığınızdan ayrıldınız. Tekrar reklamcılık yapmayı düşünüyor musunuz?

Çok zevkli bir iş bence reklamcılık. Yaparım da ama o ilişkiler yumağını sağlayabileceğimi sanmıyorum. Reklamcılıkta benim anladığım departman kreatif bölüm. Ben iş adamlığı kısmını yapamam, onu anladım. Reklam dünyasında ciddi bir iş adamlığı olması lazım. Bunu alaycı bir şekilde söylemiyorum. Ciddi bir şey bu. Benim öyle bir kabiliyetim yok. Beni belli bir ücret karşılığında çalıştırabilirsiniz; derseniz ki ‘benim senin o aptal fikirlerine’ ihtiyacım yok’, ben o zaman ‘o aptal fikirlerle nasıl sizden daha başarılı oluyorum?’ derim. Her yaptığım işte ‘Cem Yılmaz bitti, bitiyor’ falan. Öfff… Ne kadar sıkıcı insanlar bunlar. Kreatif dünyada sıkıcı insan olur mu? Ne ayıp. Bunları birileri pompalıyor. Benim korkum gençlerin de bu şekilde yetişmesi. Sürekli eleştiriyorlar sonra da taklit ediyorlar. Ondan sonra Kristal Elma’yı hep beraber kaldıralım Cem. Hep beraber olur mu? Uyanık. Siz kaldırın hep beraber ben geliyorum.

Söyleşinin tamamını MediaCat’in Temmuz sayısında okuyabilirsiniz.

Söyleşi: Fulya ÇİMEN