‘Cannes’da neden ağladım?’

Öykü Ajans Başkanı Necati Özkan'dan Cannes Lions 2016'nın en hüzünlü oturumu üzerine.

11.07.2016 - 17:02 | MediaCat

'Cannes'da neden ağladım?'
31
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

“Bu hikâye, hayatı boyunca moda sektöründe çalışmış ve kadın bedenini “seks objesi” gibi kullanmış bir reklamcının, aklını yitirmemek adına nasıl bir yol bulabildiğini anlatmaya çalışıyor” diye özetliyor Cannes Lions 2016 yolculuğunun ardından MediaCat Temmuz sayısında kaleme aldığı yazısını Necati Özkan. Öykü Ajans Başkanı, festivalin hafızalarda iz bırakan oturumunun sahibi reklamcı Madonna Badger’ın yaşamının katılımcıları ağlatan dönüm noktasını okurlarla paylaşıyor.

Cannes’da neden ağladım?

Dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce konuşmacı, bazen aynı kelimelerle, bazen de kelimeleri değiştirerek -kendilerince sektöre kavramsal bir yenilik kazandırarak- size aynı şeyleri anlatırlar. Pazarlamanın değişen kuralları… Yaratıcılığın esasları… Tüketiciyi keşfetmenin sırları… Rekabette öne çıkmanın yolları… Yeni teknolojiler, yeni araçlar, yeni trendler…

Hele büyük network’leri temsilen Cannes Lions platformuna çıkan konuşmacılar… Ağırlıklı bölümü “patates baskı” gibidirler. Zihninizi açan, ilham alabileceğiniz, kalbinize dokunan gerçek bir olaya şahit olmanız pek zordur.

50’li yaşlarının ortasında gözüken, hafif tombul, üst ön iki dişi anormal derecede ayrık, kılığından kıyafetinden daha çok orta sınıf beyaz Amerikalı bir ev hanımı ifadesiyle sahnede göründüğünde Modanna Badger için benzeri duyguları hissetmiştim.

İtiraf edeyim, oturuma sadece festival binası içine asılmış olan afişi ve afişte tanımlanan vaat nedeniyle katılmıştım. “Seks, yalanlar ve reklamcılık: Kadınlar Obje değildir!” Uzunca bir süredir üzerinde çalıştığım “kadın hakları meselesi”nde belki yeni birkaç cümle duyabilirdim…

Neden salondayım hissi

'Cannes'da neden ağladım?'Normalde, yüzlerce konuşmacıdan hangisini, hangi günde, hangi saatte izleyeceğinizi önceden planlarsınız. Tabii ki, konuşmacının kim olduğunu, hangi ajansı veya reklamveren şirketi temsilen konuşacağını, hayatta neler başarmış biri olduğunu bilerek girersiniz.

Cannes Lions’ın üçüncü günüydü ve bu kez hiçbir ön araştırma yapmadan girmiştim “Lumière Theatre” salonuna. Kolayca yer buldum ve en ön sıralardan birine kuruldum. Madonna Badger “olasılıklar” ve “mucizeler” üzerine bir girişle başladı konuşmasına…

Oturumu izleyen 2 bine yakın izleyiciye, o salonda bir arada bulunuyor olmalarının ne denli küçük bir olasılık sonucu olduğunu hiç dikkate alıp almadıklarını sordu ilkin. Ebevenylerimizin veya büyük ebeveynlerimizin bu hayatta karşılaşmalarının ne küçük bir olasılığın sonucu mümkün olabildiğini… İlk bakışmalarının, birbirlerinden hoşlanmalarının matematiksel olarak ne denli küçük bir olasılığın sonucu olduğunu… Bizlerin dünyaya gelmesinin nasıl milyarlarca olasılıktan biri olduğunu vs…

Ardından kişisel hayat hikâyesini anlatmaya başladı!

12 yaşında reklamcı olmaya karar verdiğini, Revlon’un “Charlie” reklamlarının çocuk ruhunu yakaladığını, o yaşta sokakta yürürken Charlie reklamlarındaki şık, seksi ve elegant kadınlar gibi olabilmeyi hayal ettiğini anlattı.

Fakir bir ailede yetiştiğini, anne babasının günde birkaç işte çalışarak ayakta durabildiklerini, onların fedakârlığıyla iyi okullarda okuyup, iyi bir dereceyle mezun olduğunu ve sonunda New York‘a taşınıp hayal ettiği gibi bir işe, Calvin Klein‘a girdiğini aktardı. İki yıllık kariyerinin sonunda şirkette yaratıcı yönetmenlik seviyesine kadar yükseldiğini; Mark Wahlberg ve Kate Moss kampanyalarını, hatta CK One lansmanını yarattığını; ardından ayrılıp rüyalarının peşinden gittiğini ve kendi ajansını kurduğunu aktardı.

22 yılda kendi şirketinde pek çok iniş çıkıştan sonra, oldukça başarılı kampanyalar yarattığını, ajansın yaratıcı yönetmeni ve başkanı olarak Avon, Chanel, Cover Girl, Diane Von Furstenberg, Godiva, Nordstrom, Pepsi, P&G ve Vera Wang gibi çeşitli lüks markalara çalıştığını ve reklamcılık hayatının her bir dakikasını sevdiğini anlattı.

Ben tam “konuşmanın bağlamını” anlamaya çalışırken, Madonna geriye dönüp babasının Kanada’da bir askeri hava üssünde çalışırken, üste sekreterlik yapan annesiyle tanışıp birbirlerini sevdiklerini; kendisinin de 1964’te o gün doğduğunu anlatıverdi. O ana kadar salonun nabzını tutamamıştı. Salon o günün Madonna’nın doğumgünü olduğunu duyunca sevgiyle alkışlayarak karşılık verdi konuşmacıya.

Bu arada ben “Acaba yanlış salona mı girdim?” diye Cannes Lions’ın online app’ini kontrol etme gereği duydum: Hayır konuşmacı ve salon doğruydu, ama ortada “Seks, yalanlar ve reklamcılık” adına henüz hiçbir şey yoktu!

Tek gecede değişen bir hayat

Benim tereddüdüm sürerken, Madonna o arada, evlendiğini, 2002’de ilk kızı Lily‘yi, 2004’te ikiz kızları Sarah ve Grace‘i doğurduğunu, anne olmayı da işi gibi çok sevdiğini anlatmaya girişti. Anneliği o kadar çok sevmişti ki, bir ara reklamcılığı bırakmayı bile düşünmüştü. Ama sonra kızları için rol model olmanın daha doğru olacağında karar kılmıştı. Hem iyi bir reklamcı olmaya devam edecek hem de iyi bir anne olacaktı!

Evet, anlatılan kişisel hikâye tam bir Amerikan rüyasıydı ama tüm bunların benim beklentimle ilgisi yoktu. “Hayatımdan 45 dakika daha çalınıyor” diye düşünmeye başlamışken, Modanna kişisel hikâyesinde yeni bir evreye geçti. 2008’de kocasıyla boşanmaya karar vermişlerdi!

Boşandıktan bir süre sonra, 2011’de kızlarıyla Long Island’da “Viktoryan” bir eve taşınmışlardı. Tam salon da benim gibi, “Tüm bunların oturumun ana temasıyla ne ilgisi var?” diye düşünürken Madonna’nın hikâyesinin bu evresi hepimizi hazırlıksız yakaladı:

Madonna ve kızları muhteşem yeni evlerinde ilk Noel gecesini geçirmişlerdir. O gece Madonna’nın anne ve babası da onlarla birliktedirler. Anne ve baba evin ikinci katında, kızlar orta katta uyurlarken, geç saate kadar çalışmış ve zemin katta uyuyakalmış olan Madonna, birden yoğun bir duman kokusuyla uyanır. Derhal odadan kendisini dışarı atar. Alevler ve duman evi sarmıştır. Ağır çekimle asır gibi gelen birkaç dakika içinde Madonna her şeyini kaybeder. Annesi, babası ve üç kızı o gece yanarak yok olurlar!

Madonna’nın kelimeleri tam burada ağırlaştı. Sesi titredi, gözleri doldu. O korkunç geceyi yeniden yaşadığı ve o büyük acıyı tüm hücrelerinde hissettiği o kadar belliydi ki… Oturduğum yerde gözlerimden yaşların geldiğini farkettim. Sildikçe devamı geldi. Gözyaşlarımı saklamaya çabalarken, sağımda ve solumda oturanların da ağladıklarını algıladım. Madonna konuşmasına zorlukla devam ederken, neredeyse tüm salonun aynı durumda olduğunu hissettim.

Muhtemelen şu anda bu satırları okurken siz de, bir sektör dergisinde bu denli kişisel bir hikâyenin ne işi var diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama bu hikâye, hayatı boyunca moda sektöründe çalışmış ve kadın bedenini “seks objesi” gibi kullanmış bir reklamcının, aklını yitirmemek adına nasıl bir yol bulabildiğini anlatmaya çalışıyor. Fakirlikten gelip zirveye yerleşen ve şimdi “hiçbir şey”e dönüşen bu kadın ne yapacaktır?

Yeni ve güçlü bir amaç yolunda

Madonna, bir yılı aşkın süre hayattan elini eteğini çektikten sonra işe döner. Hâlâ kızlarının annesi, ebeveynlerinin kızıdır. Onların anısına bir şeyler yapacaktır.

Madonna Badger’ın konuşmasının ikinci yarısı, hayatının yeni anlamına ayrılmıştı. Ortağı ile birlikte Madonna 2016 başında ajanslarına yeni bir amaç tanımlarlar: Kadınların obje olarak reklamda kullanımına karşı çıkmak ve kadını güçlendirmek!

Yaptıkları araştırmalardan kadınları obje olarak kullanan kampanyaların kadınları değersizleştirdiğini görürler. Ajans bundan böyle hiçbir cinsiyeti objeleştirmeyecek ve sektördeki davranışları değiştirmeye kendini adayacaktır. Bu amaçla 2016 başında “imkânsızı” gerçekleştirmek üzere bir kampanyaya başlarlar: #WomenNotObjects.

#WomenNotObjects kampanyasının 40 milyondan fazla izlenen üç filmini ve Madonna’nın reklam sektörüne önerdiği kadınları objeleştirmemek için dört maddeden oluşan filtreyi Womennotobjects.com adresinde bulabilirsiniz.

Kampanyayı miras olarak bırakmak isteyen Madonna Badger, hayatının yeni anlamını bulduğunu düşünüyor. Belki, Madonna’nın kampanyasının benzerleri daha önce defalarca yapıldı. Belki akademik çevrelerden kadın örgütlerine kadar, Madonna’nın 50’li yaşlarda savunmaya başladığı “kadın vücudunun reklamlarda utanç verici şekilde kullanılmasına karşı” çıkan prensipleri savunan çok adres oldu. Ama Madonna Badger’ın kampanyası muhtemelen bu konudaki en samimi kampanya. Çünkü gerçek bir hikâyeye dayanıyor.

O gün o salonda bulunan ben ve 2 bine yakın katılımcı, 2016 Cannes Lions’tan en azından bu kampanyayı ve Madonna’nın hikâyesine ne çok ağladığımızı hatırlayacağız.