Cannes’dan satır başları

Robotlar, yalan haberler, Hegarty ve diğerleri...

21.06.2017 - 11:19 | MediaCat

Cannes'dan satır başları
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Cannes Lions pek çok paralel etkinlik ve oturumla, bu yıl da dolu bir içeriğe sahip. Üstelik yalnızca Debussy ve Lumière’in ağır toplarının değil Inspiration Stage’in teknoloji ve yaratıcılığı aynı düzlemde ele alan oturumlarının da hayli ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. Dün festivalde olanlara, en sıcak tartışmalar üzerinden beraber bakalım…

Ginger sahnede!

Cannes'dan satır başlarıInspiration Stage’in en renkli anlarından birine, DigitasLBI ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve bir robot bilimcisi, bir kreatif ve bir robotu ağırlayan oturum sahne oldu.

Sosyal robotlar gliştirme konusunda uzman Heather Knight ve DigitasLBI’dan Chris Clarke’ın yer aldıkları oturumda, teknolojinin “faydacı ve işlevsel” tarafları, robotik alanındaki etik sorular, robotların “insancıl” yönleri ve insanoğlunun robotlara ilişkin korkuları ele alındı.

İkiliye eşlik eden robot Ginger ise karşısındaki topluluğa talimatlar vererek kısa bir şov yaptı. Oturumun başlıklarından birini oluşturan etik sorunlara ilişkin olarak Knight, bugün bu konudaki tartışmaların algoritmik etik değil; robot geliştiriciler ayağında döndüğünü söyledi.

Markalar siyasetten ne öğrenebilir?

CP&B Başkanı Chuck Porter, Guardian’ın kıdemli muhabirlerinden Sabrina Siddiqui ve Stanford Graduate School Profesörü Michael Kosinski’yi bir araya getiren “What the Hell Happened? What Marketers Must Learn from Politics” oturumunda Brexit ve ABD seçimleri ekseninde pek çok başlık tartışıldı.

Cannes'dan satır başları

Akılda kalan bazı başlıklar ise şöyle:

  • Yalan haberler ve siyasette olan bitenin reklam dünyası için ilginç ve dikkate değer hale gelmesinin ardında, İngiltere’nin AB’de kalacağını öngören ve Donald Trump’ın asla başkan olamayacağını dillendiren analitik yöntemler yatıyor. Markalar bu büyük yanılgılara düşen sistemlere emanet edilebilir mi?
  • “Fake news” her ne kadar yeni yeni tartışılsa da çok eski bir konu. Haber doğrulama artık Facebook sayesinde çok daha hızlı. Ancak insanlar genel olarak eleştirel değiller. Bir haberi doğrularken de akılcı davranmıyorlar. İnançları ya da hisleriyle hareket etmeye meyilliler. İnanmak istediklerine inanıyorlar.
  • Mahremiyet artık önü alınamaz bir şekilde kitlelerin elinden kaçmış durumda. Sosyal medyada olan bitenin önüne geçmek için sıkılaştıracağınız mahremiyet politikaları aynı zamanda sağlık alanında yaşanan devrimsel nitelikleri de baltalama riski taşır hale geldi. Teknoloji mevcut süratiyle gelişirken mahremiyetin “korunması” artık pek de mümkün değil.
  • Önümüzdeki 5-10 yıl içinde kötü niyetli kişi veya kurumların mahremiyetle ilgili engel olamayacağınız adımlar atması kaçınılmaz.

Hegarty’den influencer’lar üzerine

Cannes sahnesinde Sir John Hegarty’ye, kendisinin de başkanı ve kurucu ortağı olduğu influencer ajansı Whalar’ın diğer ortağı Neil Waller eşlik etti. İkiliye göre influencer meselesini markalar için özel kılan en önemli durum “yaratıcı ifade özgürlüğü” sağlaması. Öyle ki Hegarty, özellikle son dönemde çokça tartışılan “çeşitlilik” meselesine olumlu katkı sağlayacak şeylerden birinin influencer konusu olduğunu söyledi. Influencer’lık özü itibarıyla farklı sesleri ve fikirleri destekliyor.

Cannes'dan satır başları
Influencer’lar üzerine konuşurken kantarın topuzunu kaçıranlara da değinen Sir Hegarty “Bir markanın kontrolünün tamamen o markanın kullanıcılarında olması gerektiğini söylemek abesle iştigal. Bir müzik grubunun üyelerinin mi yeni albümü çıkarmalarını istersiniz yoksa grubun hayran kulübünün mü?” sözleriyle meseleye olan bakışını katılımcılarla paylaştı.

Hegarty’nin sahneyi terk etmeden önce tüm markalara yaptığı tavsiye ise James Bond misali bir marka yönetimi oldu. Yıllardır ne 007’den ne de mottosundan (License to kill) vazgeçen James Bond’un bir markayı sürdürülebilir ancak aynı zamanda her zaman taze tutmanın en kıymetli örneklerinden biri olduğunu belirtti.