Çalıntı mı, tesadüf mü, çakma mı, esinlenme mi?

Ajansınızı ve kendinizi töhmet altında bırakmamak için biraz daha araştırmacı davranmakta fayda var.
14.08.2014 - 11:24
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Siz ne derseniz deyin, son zamanlarda nerede sevdiğim bir reklam görsem, o reklamı başka bir yerlerden hatırlıyorum. Aslında ben o reklamı değil, hatırladığım reklamı seviyorum.

Reklamverene “Eee işte bunlar hep multiple discovery bebeğim.” diyebilirsiniz, onlar da pekala yiyebilirler ama yapma reklamcı, din kardeşiyiz. Kreatif fikrin içgörüsünün benzemesini anlarım, hadi kreatif fikrin benzemesini de anlarım ama plan plan aynı çekmişsin be :) -Başka bir reklama atıf yapmayı, onunla dalga geçmeyi kastetmiyorum- Kastettiğim “Bunlar da nerden görecek, nereden bilecek?” mantığıyla Türkiye’de pek de bilinmeyen, eski bir reklamı sinsice kopyalamak. Hatta bazı çakma reklamlar aynı kategoriden bile oluyor, el insaf yahu.

Kreatif direktörlerin basiretsizliği yüzünden, planları reklam yönetmenlerine bırakırsanız, o da çok sevdiği bir reklamın ya da herhangi bir videonun planlarından çakabilir. Ajansınızın itibarını düşünüyorsanız, kreatif direktörlerinizin yönetmenleri çok bezdirmeden çekimleri domine etmesini sağlayın.

Esinlenme ya da çakma işleri sadece reklam filmlerinde görmüyoruz. Radyo spotu, basın ilanı, logo ve maskot gibi işlerde bu problem sık sık karşımıza çıkıyor.

Daha geçen DDB Sydney’in bir sakız markası için yaptığı ilanın aynısınına Türkiye’de rastladım. (İsim vermeyelim, konuyu sosyal medyadan takip edenler ajansı ve işi çok iyi hatırlar.) İşler birbirine görsel olarak o kadar benziyordu ki 2 numara gözlük takan bi adam işler arasındaki farkı, gözlük takmadan anlayamazdı.

Elinizin altında ‘Google Images’ gibi bir hazine varken, art direction açısından tıpa tıp birbirine benziyen işler anca art niyetle açıklanabilir. Yahu çok zor değil hiçbir şey bilmiyorsan, 5 dakikanı ayır ve yaptığın işi müşteriye göndermeden önce ‘Google Images’ta arat.

Çakma ya da tesadüf işlerin %100 önüne geçemez, çakma olup olmadığını anlayamazsınız. Fakat dünyada işleri, ödülleri takip eden, kısaca reklam hafızası ve kültürü zengin olan bir kreatif direktör, ekibinin kendisine getirdiği işleri güzelce süzebilir, riski azaltabilir.

Koskoca markasın logo yaptırmışsın, arkadaş hiç mi Google Wallet’ın logosunu görmedin, ya da ekibin görmedi veyahut ajansın görmedi, birebir olmuş. Tamam her şeyi bilemezsin ama bu da Kamboçya’nın yerel markası değil ki, Google Wallet’ın logosu… Aç biraz gözünü neye, kime, niçin maaş ya da bütçe verdiğini bil.

Bir de son günlerde moda olan çakma yöntemi, pardon esinlenme yöntemi: Sosyal medyada dönen espriler üzerinden yapılan işler. Tamam yapma demiyorum ama bari adamı da gör… 100 bin dolar bütçe çakmayı biliyorsun, adam orda didinmiş kasmış ama kaymağını sen yiyor, adama da yoğurdu veriyorsun. Sen o reklam yazarına sosyal medyadan iş bulsun, getirsin diye değil, özgün kreatif fikir bulsun diye para veriyorsun.

Birbirlerine çok benzeyen hatta birbirlerinin aynısı olan reklam işlerinin yer aldığı internet sitesi Joe La Pompe ‘e bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Benim sitedeki ilk 3 favorim:

1. Don’t Push Me / Faut Pas Pousser!

Orjinal

Japp Energy Bar – 1995
Ajans: Leo Burnett – Norveç

Taklit

BoomBoom Energy Drink – 2010
Ajans: Bilinmiyor

2. Fall Season / Ça Tombe Mal, c’est du déjà-vu!

Orjinal

Advil / Pfizer – 2008
Ajans: Publicis

Taklit

Solpadeine / GlaxoSmithKline – 2011
Ajans : Ogilvy & Mather

3. Tightrope Walker / Corde Raide

Orjinal

Philips Flat TV – 2000
Agency : Euro RSCG Works –  Fransa

LG Flatron Extraflat TV – 2005
Agency : BBDO – Arjantin

Bariz olanlar dışında bu tür benzer işlerin gerçekte çalıntı mı, tesadüf mü yoksa esinlenme mi olduğunu ancak yaratıcısı bilir. Fakat ajansınızı ve kendinizi töhmet altında bırakmamak için biraz daha araştırmacı davranmakta fayda var.