‘Çağımız tüketicilerin çağı’

Lithium'dan Ed Van Siclen marka topluluklarının önemini anlattı.

14.11.2013 - 17:47 | Ozan Mert

Lithium'dan Ed Van Siclen marka topluluklarının önemini anlattı.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Markaların, kendilerini internet üzerinden anbean yeniden üretebilmeleri gün geçtikçe hayati bir mesele haline gelirken, insanların internet ve sosyal medyada tüketici olarak var olma biçimlerini denetleyebilmek, hatta aktif olarak örgütleyebilmek giderek önem kazanıyor. Dünyanın önde gelen sosyal tüketici deneyimi yönetimi platformlarından Lithium’un üst düzey yetkililerinden Ed Van Siclen, markaların yeni dijital tüketicileriyle uzlaşmalarını sağlayan araçları anlattı.

“Markalara atılan tweet’lerin yüzde 70′i muhatap bulamıyor”

Tüketicilerin çağında yaşadığımızı belirten Van Siclen’a göre markalar tüketiciyi iş faaliyetlerinin merkezine koymanın yollarını bulmalılar. Sosyal ağların ve genel olarak, sosyal web’in, günlük hayatla gittikçe bütünleştiği, bilgi üretiminin çok merkezlileştiği günümüzde tüketicilerin sanal ortamdaki gücünü kavrayabilen, onlarla sanal bir kişilik olarak iletişim kurabilen, onların internet deneyimlerinin parçası olabilen markalar başarılı olabiliyorlar. Pek çok marka ise bu yeni düzene ayak uydurmakta gecikiyor; bu ise markalar için zararlı ve utanç verici sonuçlar doğurabiliyor. Van Siclen’a göre markaların Twitter hesaplarına atılan tweet’lerin yüzde 70’i muhatap bulamıyor. Bu oran markaların Facebook sayfaları için yüzde 95. Oysa, yine kendisinin söylediğine göre, tüketicilerin yüzde 79’u sanal ortamda müşterisi oldukları markaları temsil eden adreslere hitap ettiklerinde, bir saat içerisinde kendilerine geri dönülmesini bekliyorlar.

Lithium'dan Ed Van Siclen: 'Çağımız tüketicilerin çağı'

Van Siclen markaların sosyal deneyimler yaratarak “tüketicilerin tutkularını özgür kılmaları” gerektiğini söylüyor. Bu noktada öne çıkan kavramlardan birisi ise marka toplulukları. Bir marka ile ilişkileri münasebetiyle bir araya gelen ve bir grup ve aidiyet bilinci geliştiren insanlardan oluşan marka toplulukları, markaların özel bir ilgi ile ele almaları, beslemeleri ve organize edebilmeleri gereken gövdeler. Markaların, müşterileri ile olan temaslarını dikey olarak örgütlemektense, tüketicilerin birbirleriyle kurdukları yatay iletişime dâhil olmaları gerektiğini belirten Van Siclen, eski Pazarlama-Satış-Müşteri Hizmetleri ardışığının günümüzde yerini Müşteri Hizmetleri-Pazarlama-Satış’a bırakması gerektiğini savunuyor.