‘Bu proje Türk reklam dünyasına çok şey kanıtladı’

Women to Watch'un ilk paneli, projenin mimarlarının bir araya geldiği "Kırmızı Işık" oldu.

15.09.2015 - 16:44 | Tuğba Dülger Özöğretmen

Women to Watch'un ilk paneli, projenin mimarlarının bir araya geldiği "Kırmızı Işık" oldu.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Women to Watch: Fark Yaratan Kadınlar seremonisinin ilk paneli, Y&R Ajans Başkanı Arzu Ünal, Vodafone Türkiye Kurumsal İlişkiler ve İletişim Direktörü Gizem Keçeci ve Vodafone Türkiye Marka ve Pazarlama Stratejisi Direktörü Bilge Çiftçi’nin katılımıyla “Kırmızı Işık” oldu. Bu yıl Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nde Türkiye’ye ilk kez Grand Prix kazandıran Vodafone Kırmızı Işık projesinin detaylarının, tüm taraflarınca anlatıldığı panelin moderatörlüğünü MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan üstlendi.

“Projenin ardında çifte sorumluluk anlayışımız var”

Panelde Gizem Keçeci, Vodafone’un akıllı ekonomik modeli odağıyla çalıştığını ve bu şekilde kadının iş gücüne katılımını desteklediklerini belirtti. Kırmızı Işık projesinin dayanaklarından birinin “çifte sorumluluk anlayışı” olduğunu söyleyen Keçeci, ticari faaliyetlerle eş zamanlı olarak sosyal sorumluluk projelerini de hayata geçirdiklerini vurguladı. Keçeci uygulamaya ilişkin güncel rakamları da katılımcılarla paylaştı ve son olarak 280 bini aşkın kişinin Kırmızı Işık uygulamasını indirdiğini belirtti.

Pelin Özkan’ın “Proje deşifre oldu. Bundan sonra nasıl devam edecek?” sorusunu Bilge Çiftçi, “Kimliğini değiştirerek devam edecek yoluna. Deşifre olan kısmı geçerli değil artık. Yine akıllı yöntemlerle kadınlara ulaşmaya çalışacağız” diyerek yanıtladı.

Women to Watch'un ilk paneli, projenin mimarlarının bir araya geldiği "Kırmızı Işık" oldu.

“İmkânsızların imkânsız olmadığını kanıtladık”

Panelde projenin yaratıcı süreçleri hakkında konuşan Arzu Ünal, Grand Prix’nin kendileri için de sürpriz olduğunu söyledi. Ünal konuşmasında bu ödülün Türk reklamcılara birçok şey kanıtladığını söyleyerek devam etti: “Bu süreçteki en kritik şeylerden biri, belki de aldığımız 130 brief’ten en küçüğü olmasıydı. Bu proje Türk reklamcılara imkânsızlıkların imkânsız olmadığını kanıtladı. Büyük-küçük brief olmadığını gösterdi. Markaların kendi mecralarını yarattıklarında, onları kimsenin durduramayacağını gösterdi.”