Bu makale bir resim olsaydı daha iyi olurdu

Neler olduğunu anlayabilmek için okuma yazma bilmek gerekmiyor.
01.05.2013 - 09:18
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Görseller insanların ilgisini çekerek herhangi bir şeyi daha çekici, uyarıcı ve evrensel kılıyor. Neler olduğunu anlayabilmek için okuma yazma bilmek gerekmiyor. Peki siz, hikâyenizi görsel olarak anlatabilmek için neler yapıyorsunuz?

Son günlerde görsel temellere dayanan web siteleri ve uygulamaların tüm rekorları alt üst edişi dikkatinizi çekti mi? Instagram, Pinterest ve Tumblr gibi markaların dünyanın dört bir yanında yakaladıkları başarıların ardında çok eski bir neden yatıyor. Başarılılar, çünkü herkes harika görselleri sever.

Görsel hikâye anlatımı yeniden keşfediliyor.

Konuyla ilgili olarak iletişim firması M Booth ve medya analiz şirketi Simply Measured şu istatistikleri sunuyor:

  • Facebook’ta yer alan videolar, link ve yazı temelli paylaşımlardan 12 kat daha fazla paylaşılıyor.
  • Facebook’a yüklenen fotoğraflar yazılı paylaşımlardan iki kat daha fazla beğeni alıyor.
  • Tumblr’da yer alan tüm gönderilerin yüzde 42’sini fotoğraflar oluşturuyor.
  • Her hafta 100 milyon Youtube kullanıcısı videolar aracılığıyla toplumsal eylemde bulunuyor.
  • Pinterest’te yer alan fotoğraf ve video gönderileri Twitter, StumbleUpon, LinkedIn ve Google+’tan daha fazla trafik oluşturuyor.

Neler olduğunu anlayabilmek için okuma yazma bilmek gerekmiyor.İnsan beyni bilgiyi, akılda kalıcı ve tabiri caizse yapışkan olan hikâyeler aracılığıyla daha çabuk ve iyi biçimde işliyor. Ancak görsel bir temsilin eşlik etmediği açıklayıcı ifadeler, bağımsız çıkarımlar yapılmasına sebep olabiliyor. Bu, eğlence çerçevesinden bakıldığında kötü olmasa da, konu iş olduğunda sorun çıkarabilecek bir durum.

On farklı insan bir paragraflık yazıdan on farklı görsel çıkarım yapabilir. Ancak bu on insana da aynı görsel ya da filmi gösterirseniz, aynı şeye bakmalarını sağlayabilir ve deneyimlerini ortak hale getirebilirsiniz. Bu da yazara, izleyicinin vermesini istediği tepki üzerinde daha fazla kontrol sahibi olma imkânı tanır.

İnsanoğlu dünyaya tanıklık ederken onu kelimeler olarak görmez. Hayatı deneyimleyişimiz, gördüklerimiz, resimler; yaşayan, nefes alan görseller aracılığıyla gerçekleşir.

Yazar Tony C. Caputo’nun da ilgi çekici kitabı Visual Storytelling’de ifade ettiği gibi, geçtiğimiz on yılda medyanın dijitalleşmesi görsel anlatımın aniden yeni bir etkinlik kazanmasına neden oldu. Yaşanan teknolojik gelişmeler dünyanın çeşitli bölgelerindeki gazetelerde, kullanılan grafik sayısının üçe katlanmasını sağladı. Her şey ‘ışıklandırılmış’ / ‘aydınlatılmış’ hale geldi. Buna rağmen birçok iş iletişimi yazılı olarak ilerliyor, üstelik birçok iş adamı iyi birer görsel düşünür değil.

Görseller insanların ilgisini çekerek herhangi bir şeyi daha çekici, uyarıcı ve evrensel kılıyor. Neler olduğunu anlayabilmek için okuma yazma bilmek gerekmiyor.

Neler olduğunu anlayabilmek için okuma yazma bilmek gerekmiyor.

Güney Amerika, Cannes’da uzun yıllardır büyük kazananlar arasında çünkü reklamları eğlenceli, seksi, zekice ve basit. Brezilya’nın en saygın kreatif direktörlerinden biri bana bunun nedeninin, ajansların hikâyesi olan görseller ve infografikler kullanmak konusundaki konsantrasyonundan ileri geldiğini söylemişti. Zira hedef kitlede okuma yazma bilmeyen insan sayısı epey fazlaymış. Bunu ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa toplumlarının sahip oldukları tarihsel derinlik ve karmaşıklık üzerinde büyük bir avantaj olarak görüyordu. Tüm bu değerler onları fazlasıyla rasyonel yapıyor, diyordu.

Ya siz, hikâyenizi görsel olarak anlatabilmek için neler yapıyorsunuz?