Bu bir mobil tsunami

Pazarlama dünyasında, bu mobil tsunami karşısında durabilecek bir güç yok.
08.10.2012 - 16:18
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Tüm reklamcılık ekonomisini on yıllar boyunca dengede tutan denklemi kökünden değiştirecek kusursuz bir fırtına yaklaşıyor: sekte vurma hakkı. Atalarımızın demokratik süreci korumak için geliştirdiği çekler ve bilançolar gibi, sekte vurma hakkı reklam mecralarının kusursuz ilerlemesini sağladı.

Medya, kitleleri bir araya getiren içeriğe yatırım yapmaya devam ediyor. Reklamverenler, kullanıcı deneyimini değiştirmek ve bu kitlelere ulaşmak için para harcıyorlar. Kitleler ise, içerik akışının devam etmesi için bu değişime katlanıyor.

Bu model, işe yaradığı için büyük ölçüde korundu. Ancak sosyal ağ gibi kaynaklar bu dengenin altını oymaya hazır. Ayrıca, küçük ekranların ve cep aygıtlarının hızlıca yaygınlaşması geleneksel mecralar için ayrı bir risk.

DEĞİŞİM HIZLI

Bu kez farklı olan şey, değişimin hızı ve derinliği. Forrester’a göre, akıllı telefonlar tüm zamanların en hızlı gelişen teknolojisi. İnsanlar tarafından benimsenme konusunda ne televizyonlar ne de bilgisayarlar akıllı telefonların yanına bile yaklaşamaz.

Nielsen, Amerikan halkının yarısından fazlasının en az bir akıllı telefona sahip olduğunu söylüyor. Milyonlarca insan internete gerçek zamanlı erişim imkânına sahip olurken, davranışlar da buna bağlı olarak değişmeye başlıyor. Pew ise, pek çok akıllı telefon kullanıcısının, cihazlarını içeriğe erişmek için birinci yöntem olarak kullandıklarını ortaya koydu.

Yani ajanslar, medya şirketleri ve pazarlamacılar sürece adapte olmak zorunda, yoksa çok büyük sıkıntılar yaşayacaklar. Bazıları ise keşfetmek için beklemeyi tercih etmiyor.

Sosyal ağlar, bazılarının ‘yerel’ dediği reklamcılık formatlarını kucaklayarak bu yolu açıyor. Bu reklamlar, pazarlamacıların mesajlarını mevcut kitle-dostu yapılara (tweetler, bloglar) kolayca entegre edilebilmesini sağlıyor ancak bir maliyet ortaya çıkıyor.

Twitter’ın iki ana reklamcılık programı (promosyonlu tweetler ve trendler) ve Facebook’un sponsorlu hikâyeleri yerli reklam formatları. Bunlar, reklamverenin sahip olduğu içeriği bukalemun gibi sürekli değiştirip farklı ortamlara sokuyor. İlk veriler de bunların işe yaradığını gösteriyor. Medya şirketleri de yavaş yavaş yerli reklamlara dönüyor.

BuzzFeed’in tüm modeli, banner reklamlar yerine sponsorlu içerik yönünde değişti. Örneğin Toyota, ölmeden önce mutlaka görmeniz gereken markalaşmış özellikleri ön planda tutan reklamlar yaratmak için BuzzFeed ile çalıştı.

İÇERİK REKLAMCILIĞININ ÖTESİNDE

The Atlantic şirketinin bu ay lanse ettiği dijital sürümlü iş yayını olan Quartz, Bulletins isimli bir yerli reklam formatıyla hayata geçecek. Quartz’ın dört ana sponsoru Credit Suisse, Cadillac, Boeing ve Chevron, reklamlar olarak yaşayacak Bulletins’lar hazırlıyor.

Bazıları ‘yerli para kazanmayı’ dijital reklamcılığın doğal ve devam eden bir çeşidi veya ‘içerik reklamcılığının’ bir başka yorumu olarak görse de bu yanlış. Bu sanılandan büyük bir değişim. Aynı zamanda da mevcut reklamcılık sektörü için bir tehdit. Kimlerin kazanabileceği kimlerin ise kaybedeceği yönünde ilk işaretler mevcut.

Yeni başlayanlar için, tüketiciler mobil cihazlarla daha fazla zaman geçirmeye başladıkça, kullanım deneyimlerine değer katacak yerli içerik yaratan reklamverenlere meyledecekleri şüphesiz.

Tüketicilerin üzerine gitmek yerine başarılı bir reklam karışımı yapmayı hedefleyen pazarlamacılar, ajanslar ve medya şirketleri bu yeni yerli dünyada başarılı olacak.

Diğer tarafta ise, ajanslar, teknoloji tedarikçileri, reklam ağları ve işini her zamanki gibi yaparak tüm süreci otomatikleştiren medya şirketleri var. Pazarlamacılar içerik ortaklıklarını ve yerli para kazanma yöntemlerini benimsemelerine yardımcı olan kişiselleştirilmiş yaklaşımları benimsemek için birbirleriyle yarışa girerken milyarlar kaybetmeyi göze almış durumda.

Pazarlama dünyasında, bu mobil tsunami karşısında yerinde durabilecek bir taraf yok. Şu ana kadarki veriler de, bir yeniliği her zaman ilk benimseyenlerin kazançlı çıktığını ortaya koyuyor. Klasik reklamcılık anlayışından içerik merkezli kullanıcı deneyimini hedefleyen bir yapıya geçilmesinin pazarlamacılar, medya, ajanslar ve en önemlisi tüketici için iyi bir şey olduğunu düşünüyorum.

Ama bu geçiş elbette bazı sorunlar da getirecek.