‘Sadece cesaret yetmez’

Oscar Farinetti ile cesaret, mantık ve azim üzerine...

28.10.2014 - 11:49 | Arzu Nilay Kocasu

Oscar Farinetti ile cesaret, mantık ve azim üzerine...
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Cesaret mi yoksa her daim temkin mi? UniEuro ile kurduğu düzeni bozarak yeme içme sektörüne yönelen ve Eataly markasını yaratan Oscar Farinetti, cesaret ile mantık arasında kurduğu dengeyi stratejiye dönüştürmeyi başararak; doğru hamlelerle desteklenen tutkunun kâr getiren bir kariyere dönüşebileceğini kanıtladı. Girişimcilerin, Brand Week Istanbul‘da yaratıcısı olduğu “Eataly”nin hikayesini anlatacak Oscar Farinett’den öğrenebilecekleri önemli dersler var.

İtalya’nın en büyük elektronik perakende markalarından biri olan UniEuro’yu satarak Eataly’yi kurdunuz. Bu kararın ardındaki strateji neydi?

Bu kararımın ardındaki ilk sebep her 10 yılda bir meslek değiştirmeyi ve yaratıcılık için yeni vesileler yaratmayı sevmem. İkincil sebep ise elektronik pazarı düşüşe geçerken, bana kalırsa, yüksek kaliteli yemeklerin pazar olarak büyük umut vaat etmesi.

Oscar Farinetti ile cesaret, mantık ve azim üzerine...

Kendisini kanıtlamış UniEuro’dan vazgeçip Eataly’yi kurarak meslekî anlamda büyük bir değişiklik yaptınız. Bu tür inisiyatifler genellikle cesaret gerektiren edimler olarak görülür. Bu hareket sizin için gerçekten bir cesaret mi yoksa mantık işi miydi?

Cesaret, yeni pazarlara girerken sahip olunması gereken en önemli değer. Fakat bu değer artık analitik düşünme becerisi, özellikle rakamlar söz konusu olduğunda gözleri dört açmayı bilmek ve zor ile imkansız arasındaki sınırı kestirebilmek gibi diğer özelliklerle desteklenmek zorunda.

Eataly’yi kurarken karşı karşıya kaldığınız riskler neydi?

En büyük risk, insanların Eataly’nin onlara ne sunduğunu hemen anlayamamaları ve yüksek kaliteli ürünlerle bu ürünlerin çok miktarda olması fikrini özümseyememeleriydi.

Bu riski nasıl bertaraf ettiniz?

Ürünlerimize güçlü ve şiirsel hikâyeler tasarlayarak bu risklerin yaratabileceği sorunları ortadan kaldırdık. Benimsediğimiz format, çoğu tüketiciyi ikna etti.

Eataly’yi kurarken sizi motive eden ve ilham aldığınız unsurlar nelerdi?

Eataly projesinin temelinde erişilecek dört “şairane” hedef vardı: istihdam yaratmak, unutulmuş mekânları tekrar canlandırmak, İtalya’nın gastronomik dünyasının harikalarını anmak, herkese yüksek kaliteli ürünler sunmak.

Oscar Farinetti ile cesaret, mantık ve azim üzerine...

Kariyerinde Slow Food felsefesini benimsemiş ve kullanan bir iş adamı olarak herhangi bir zorluk ve önyargıyla karşılaştınız mı?

Slow Food felsefesi ahlaki meselelerde bizlere yardımcı oldu.Tedarikçi arayışından ürün ticaretine kadar, işimizin her evresinde izlenecek yolu bize gösterdi. Slow Food ile kurduğumuz ilişki, projemize gerçeklik ve derinlik kattı.

Bugünün toplumları çoğunlukla meşgul ve aceleci. Bu konjonktürel gerçeklik, yeme içme alışkanlıklarını da dönüştürerek, Fast Food‘u daha avantajlı bir konuma yerleştiriyor. Öte yandan sağlıklı yaşam mitosu ve Slow Food hareketi bizleri bu “kötü” alışkanlıkları yeniden dönüştürmeye yönlendiriyor. Toplumların yeme içme alışkanlıklarında son durum nedir; Fast Food’un halen avantajı elinde tuttuğunu düşünüyor musunuz?

Fast Food ve Slow Food arasındaki fark, hammadde bilgisi ve gelenek hikâyelerine uygunluk üzerinden kendisini gösteriyor. Ancak yemek üretim sürecinin ana aktörlerinin ekonomik bileşenleri ve köylü sınıf da iki hareketi birbirinden ayıran diğer unsurlar. Biz, Slow Food’dan yanayız.