‘Örümcek kafalarla hayat yaratıcı yaşanmaz’

Prof. Dr. Haluk Gürgen iletişim şeklinin varoluşumuzu nasıl şekillendirdiğini anlattı.

05.11.2014 - 15:53 | Melis Madanoğlu Sözer

Prof. Dr. Haluk Gürgen iletişim şeklinin varoluşumuzu nasıl şekillendirdiğini anlattı.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Yoğun katılımın yaşandığı Brand Academy Day‘in öğleden sonraki oturumları, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Gürgen‘in “İletişim Seninle Başlar” sunumuyla başladı.

Söze “reklamcılık ve yaratıcılık yerine daha temele inelim ve iletişim konuşalım” diyerek başlayan Haluk Gürgen iletişimin tarifini de verdi: “İletişim bir anlam paylaşımıdır. Paylaşımın olması için tarafların birbirlerini anlayarak konuşmaları gerekir. Paylaşımda taraflardan birinin diğerini ötekileştirmemesi gerekir.”

Prof. Dr. Haluk Gürgen iletişim şeklinin varoluşumuzu nasıl şekillendirdiğini anlattı.

Bu noktada farklılıklara da değinen Gürgen, “Farklılıkları netleştirmek yerine farklılıklar arasındaki ortak noktaları görmemiz gerekiyor. Farklılıkları tek bir kavram altında birleştirmiş bir toplumuz ama bir birleştirme farklılıkların ortadan kalktığı anlamına gelmez” sözlerinin ardından nefret söyleminin varoluşumuzu körelttiğini vurguladı ve Bahçeşehir Üniversitesi‘nden Prof. Dr. Yılmaz Esmer‘in hazırladığı ‘Türkiye Değerler Atlası” araştırmasından örneklerle devam etti.

“Gay’ler ve azınlıklarla aynı havayı solumak istemiyoruz”

Bu araştırmada ortaya çıkan sonuçların son derece üzücü olduğunu vurgulayan Gürgen, özellikle ötekileştirme konusundaki çarpıcı sonuçları paylaştı. Türkiye’de gay, lezbiyen, trans bireylerle aynı apartmanda oturmak istemeyenlerin oranının yüzde 70’lerde, aynı şekilde Kürt, Ermeni, Rum gibi azınlıklarla aynı apartmanda ya da mahallede yaşamak istemeyenlerin de oranının bir o kadar çok çıkmasının ürkütücü olduğunu vurgulayan Gürgen, bu dünyanın, bu hayatın başka türlü de yaşanabileceğini ancak özgürleştiğimiz zaman anlayabileceğimizi söyledi.

Prof. Dr. Haluk Gürgen iletişim şeklinin varoluşumuzu nasıl şekillendirdiğini anlattı.

“Varoluşumuzu özgürleştirerek gelişebiliriz”

“Zihinde başlıyor iletişim ve süreç zihinde devam ediyor. Zihnimizde imgelerle kurulmuş olan doğruların nasıl yapılandırıldığına baktığımızda, bunların çözülebileceğini de anlayabiliriz” sözleriyle kalıplarımızı aşarak varoluşumuzu özgürlükle birleştirebileceğimizi söyleyen Gürgen, “Özgürleşmek mümkün değilse var olmanız mümkün değil. Var olamadığımız zaman yaratıcı olmamız mümkün değil. örümcek kafalarla hayat yaratıcı bir şekilde yaşanamaz” dedi ve farklılıkları görebildiğimiz vakit varoluşumuzu özgürleştirebileceğimizi söyleyerek “gelişim” konusuna geçti.

İletişim, paylaşım, farklılıkların bir aradalığı ve özgürlüğün bu noktadaki öneminin ardından ulaşılan nokta “gelişim”. Gelişim için sanatın özgürleştirici rolünün büyük olduğunu ve insanların birbirine güvenmesinin bu noktada kilit rol oynadığını söyleyen Gürgen, yine Prof. Dr. Yılmaz Esmer’İn araştırmasından bir örnek verdi. Buna göre, Türkiye’de 10 kişiden sadece biri insanlara güveniyor. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 50’lerin üzerinde çıkarken, Türkiye’den düşük çıkan üç Avrupa ülkesi ise yüzde 9’la Arnavutluk ve Kuzey Kıbrıs, yüzde 5’le de Güney Kıbrıs.

Prof. Dr. Haluk Gürgen iletişim şeklinin varoluşumuzu nasıl şekillendirdiğini anlattı.

Prof. Dr. Haluk Gürgen sunumunu, “Her insanın bir hikâyesi vardır. Önemli olan kimin yazdığıdır. Eğer siz yazmazsanız başkaları sizin hikâyenizi yazar. Hikâyeniz varoluşunuzla başlar. Bu nedenle okuyup kendinizi geliştirmeniz lazım. Gelişmenin yolu nereden geçiyorsa o yolu bulmanız lazım. Yılgınlık içinde yaşayan çok insan var bugün. Bu nedenle siz gençlere böyle bir konuşma yapmak istedim” sözleriyle sonlandırdı.