Art of Collaboration: Arçelik ve Cem Yılmaz

Brand Week Istanbul’un bu yılki yeni konseptlerinden biri de "Art of Collaboration" serisi oldu.

08.11.2017 - 18:45 | MediaCat

Art of Collaboration
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Başarılı marka-ünlü işbirliklerini konu alan oturumlardan ilki Unilever Türkiye Pazarlama Direktörü Alper Eroğlu, J. Walter Thompson Kreatif Direktörü Sami Basut ve müzisyen Can Bonomo’nun bir araya geldiği oturum oldu. “Erkekler de Ağlar” projesi üzerine konuşan üçlünün temel vurgusu, cesur işler yapmanın önemi üzerine oldu.

Bonomo projeye olan dahiliyetini, “Axe’ın böyle bir hareket yapması hem bir gereklilik hem de çok cesurca. Projede çalışmak da çok eğlenceliydi” sözleriyle anlatırken, Unilever Türkiye Pazarlama Direktörü Alper Eroğlu ise, “Markaların toplumda oynadıkları rolden bahsetmek lazım. Erkeklerin yalnızca yüzde 15’i kendileri olduğu gibi iyi hissediyor. Bunu değiştirmek için bir rolümüz olsun istedik. Neyi kalıp dışında çıkarmak lazım diye baktık ve erkekler ağlamaz üzerine gittik” dedi.

Eroğlu başarılı işbirliğinin sırrını, “Güven olmazsa olmaz, takdir etmek çok önemli. Ayrıca herkesin paylaştığı daha büyük bir amacınızın olması lazım. Bu projede bu üçünün bir arada olduğunu düşünüyorum” diyerek verdi.

Art of Collaboration

Cem Yılmaz: “Talep ve reaksiyon çok ince bir çizgi”

Art of Collaboration kapsamında Cem Yılmaz da 10’uncu kez Lovemark olan Arçelik’in ikonu Çelik ile Brand Week Istanbul sahnesindeydi. Çelik’in hologram olarak katıldığı oturumda Cem Yılmaz ve Arçelik Marka Grup Yöneticisi Özlem Akbayır, komedyenin yeni filmi “Arif 216″deki işbirlikleri ve Lovemark olmaları hakkında konuştular.

Çelik’le olan geçmişinin eskiye dayandığını ve film hazırlıkları kapsamında da geçtiğimiz bir yıl boyunca birlikte çalıştıklarını söyleyen Cem Yılmaz, kişinin kendi gibi düşünen bir markayla işbirliği yapmanın çok önemli olduğuna değindi.

Art of CollaborationMarkalar dünyasında tüketici ve satış kavramlarının negatif algılandığını ifade eden Yılmaz,  sözlerine şöyle devam etti:

“Tüketmek kelimesi aslında negatif anlam yüklü. Bizim bu tanımdan kurtulmamız lazım. Ama bunu evcilleştirmek de komikleştiriyor. Örneğin, misafir denmesi. İkisinin ortasını bulmak lazım. Ben sahneden alışveriş halinde olduğumuzu düşünüyorum. İşi yapanın gayret ettiği, mal sunmaya niyetli bir kişinin alışverişini bu duygu akışında kurmasından yanayım. Rakibinizin sizi beslediğini düşünmelisiniz. Seyirci daha zeki ve espriliyse benim için daha iyi.

Kullanıcı, tüketici, misafir…Ne derseniz deyin, sunan kişi onlardan bir adım önde olmalı. Dolaysıyla her eleştiri her talep anlamlı olmayabilir. İnsanların taleplerini nasıl göğüslüyorsunuz en zor bölümü o. Talep ve reaksiyon çok ince bir çizgi. Bazı şeyleri tüketici bilmeyebilir, bilgilendirmek gerekir.”