Borusan’dan toplumsal eşitlik çağrısı

Borusan Holding'in iş hayatındaki cinsiyet ayrımcılığına karşı hazırladığı İş Yaşamında Ayrımcılık İçeren Söz ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi'ni hem reklamveren hem de araştırma tarafından dinledik.

17.04.2017 - 15:14 | Sultan Öncü Arslanoğlu

Borusan'dan toplumsal eşitlik çağrısı
7
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Borusan Eşittir platformu altında toplumsal eşitliği teşvik etmeye yönelik çalışmalar gerçekleştiren Borusan Holding, Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi işbirliğinde İş Yaşamında Ayrımcılık İçeren Söz ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi’ni hazırlayarak eşitlik adına üstlendiği bu misyonu daha da ileri götürecek bir adım attı.

Öncelikli hedefin ayrımcılık içeren dil konusunda farkındalık yaratmak olduğu rehberin ortaya koyduğu değeri ve araştırma sürecini Borusan Holding Kurumsal İletişim Direktörü Şule Yücebıyık ile Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi, Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi Müdürü Mary Lou O’Neil ve Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi, Türk Dili Dersleri Koordinatörü Şehnaz Şişmanoğlu Şimşek’ten dinledik.

Borusan Grubu için toplumsal eşitlik ne ifade ediyor?

Borusan'dan toplumsal eşitlik çağrısıŞule Yücebıyık: Borusan gerek iş yaşamında gerekse de toplumsal yaşamda ırk, dil ve cinsiyet ayrımı olmaksızın herkesin eşit haklara ve fırsatlara sahip olması gerektiğine inanıyor. Biz bu yaklaşımı Borusan olarak kurumsal ve Borusanlılar olarak bireysel kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline getirmek için çalışıyoruz.

Toplumsal eşitlik alanındaki en ciddi sorunlardan biri cinsiyetler arasındaki eşitsizlik. Türkiye’de kadının ekonomik ve sosyal alanda içinde bulunduğu durum gelişmekte olan ülke seviyesinin altında. TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı 2014 sonu itibarıyla yüzde 30 civarında. Dünya Ekonomik Forumu Cinsiyet Eşitlik Endeksi’ne göre ise Türkiye’de yönetici kadrolarının sadece yüzde 12’si kadın.

Bu bakımdan, kadınların toplumsal ve ekonomik yaşama tüm potansiyelleriyle katılmaları Türkiye’nin önündeki en önemli konulardan biri. Çünkü bu başarılmadan ülkemizin sürdürülebilir kalkınma sürecine girmesi, potansiyellerini hayata geçirmesi ve çağdaş, gelişmiş ülkeler düzeyinde müreffeh olması mümkün değil. Borusan olarak eğitim ve kültür sanat alanındaki sosyal sorumluluk faaliyetlerimize ek olarak, son yıllarda kadının güçlendirilmesi, kadın ve erkek arasında toplumsal eşitliğin sağlanması konularında da farklı çalışmalara imza atıyoruz.

Borusan Eşittir platformundan bahsedebilir misiniz?

ŞY: Kasım 2015’te kurulan Borusan Eşittir platformu Borusan Grubu içerisinde toplumsal eşitliği teşvik etmeyi ve bunun gerçekleşmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Herkese açık bir platform olan Borusan Eşittir, şirket yönetimleri tarafından destekleniyor ve hiyerarşik bir yapısı yok. Bu platform ile araştırma, eğitim, insan kaynakları ve iletişim başlıklı dört çalışma grubu altında Borusan şirketlerinde toplumsal eşitlik alanında somut değişim gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yürütüyoruz.

Platformunuzun son işi olarak eşitlik kapsamında hayat bulan Sevgi Dilde Başlar adlı filminizi ve iş yaşamında ayrımcılığa dikkat çektiğiniz rehberinizi sizden dinleyelim.

ŞY:

Kurulmasından bu yana bir buçuk yıl civarında bir zaman geçmiş olmasına karşı Borusan Eşittir platformu son derece başarılı çalışmalar gerçekleştirdi. Bunun en yeni örneği de hazırlanan rehber ve video. Platform günlük iş hayatında sıklıkla karşılaşılan özellikle cinsiyete yönelik ayrımcı ifade ve davranışlara dikkatleri çekecek bir çalışma yapmayı hedefledi ve Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi’yle birlikte bir rehber hazırladı. İş Yaşamında Ayrımcılık İçeren Söz ve Davranışlardan Kaçınma Rehberi adını verdiğimiz bu çalışmayla iş yaşamında kadın erkek arasında ayrımcılığı besleyen, önyargı içeren dil, ifade ve davranış kalıplarının farkına varılmasını; sevgi ve saygıya dayalı bir çalışma ortamına zemin hazırlamayı amaçladık. Bu ifadeleri Borusan’ın ofislerinde ve çalışma ortamlarında özel tasarlanan afişlerle görünür hale getirdik. Daha geniş kapsamlı farkındalık yaratmak için ayrıca bir sosyal medya kampanyası düzenledik. Bu mesajları çalışanlarımız sosyal medyada paylaştı. Böylece kampanyanın daha fazla kişiye ulaşmasını ve daha etkili olmasını sağladık.

Rehberde “adam gibi”, “adamakıllı”, “bayan yönetici”, “kadın işi”, “erkek işi” gibi iş yaşamında cinsiyet ayrımı içeren sözlerin; “dinozor”, “eski kafa”, “yeni yetme”, “dünkü çocuk”, “Y Kuşağı” gibi yaş ve kuşak farklarını küçümseyen sözlerin ayrımcı olmayan karşılıklarına yer verdik. Sevgi Dilde Başlar adlı bu kampanya için hazırladığımız videoda ise Borusan çalışanları gönüllü olarak yer aldı ve “Diliniz değişirse dünya değişir” mesajı verdiler.

Borusan olarak kadın ve erkek arasında cinsiyet ayrımcılığına gerçekten son vermenin temelinde sevgi yer alıyor diye düşünüyoruz. İş yaşamında çoğu zaman iyi niyetli ama cinsiyet ayrımcılığı içeren söz ve davranışlarımız; kadın ve erkeğin, deneyimli ve genç kuşağın birbirleriyle uyum içinde, sevgi, saygı temelinde işbirliğiyle çalışmasının önünde gizli bir engel teşkil ediyor.

Rehberin araştırma sürecine geçecek olursak, orada nasıl bir yol izlendi?

Borusan'dan toplumsal eşitlik çağrısıŞehnaz Şişmanoğlu Şimşek: Rehberde kadın ve erkeğe toplumsal olarak atfedilen bazı önyargıların önüne geçmek için öncelikle dilimizden, dilimizde ayrımcılık içeren sözlerden, ifadelerden başlamamız gerektiğine dair bir farkındalık oluşturmayı amaçlamıştık. Borusan Holding ise bu farkındalığı biraz daha genişleterek başta cinsiyete yönelik ayrımcı dil olmak üzere bedensel özelliklerden giyim tercihlerine; inanışlardan kişinin yaşına, etnisite ve inanışına dair kurduğumuz cümlelerin farkına varmamızı sağlayacak bir rehber için girişimde bulundu. Biz de bu vesileyle cinsiyetçilikten arınmış bir dilin yanı sıra iş yerindeki çeşitliliği muhafaza eden, herkes için kapsayıcı olan ve ötekileştirme içermeyen söz ve davranışların nasıl olabileceğine dair görüşlerimizi paylaştık.

Rehberi hazırlarken maalesef Türkçe olarak elimizde bu türden bir örnek yoktu. Sadece belli başlı sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı ayrımcılık raporları ve ayrımcı dile ilişkin üniversitelerde yapılmış birkaç tez çalışması vardı. İngilizcede ise bu denli kapsayıcı değil ancak eğitimde ve toplumsal yaşantıda çeşitliliği, farklılığı, çoğulculuğu kapsayan bazı kılavuzlar bulmak mümkün. Rehberi hazırlarken öncelikle bir araya gelerek hepimizin iş yaşantısında ve gündelik hayatta karşılaştığımız, duyduğumuz davranışlar ve ifadeler üzerine konuştuk, içinde bulunduğumuz kültürün ve toplumun ayrımcılık içeren dilini ve davranış kalıplarını gündeme getirmeye çalıştık.

Uzun vadede nasıl bir fayda sağlayacağını öngörüyorsunuz?

Borusan'dan toplumsal eşitlik çağrısıMary Lou O’Neil: Ayrımcı bir dille mücadele çabamız ilk olarak 2015 yılında hazırladığımız Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bir Yazım Rehberi ile gündeme geldi ve tahmin etmediğimiz ölçüde geniş bir yankı buldu. Borusan ile birlikte hazırladığımız rehber işte bu yankının eseri aslında. Bu bağlamda rehberin öncelikli hedefinin ayrımcılık içeren dil konusunda farkındalık yaratmak, tabiri caizse “kulaklara kar suyu kaçırmak” olduğu söylenebilir.

Elbette bu mesele çok daha sistemli bir eğitim ve belirli bir kültürel donanım gerektiriyor ancak nereden başlasak kârdır diye düşünüyor ve şu an için farkındalık yaratacak küçük adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz.

Sizce, Türkiye’de eşitlik ve çeşitlilik gibi değerlerin altı nasıl dolduruluyor?

ŞŞ: Öncelikle eşitlik ve çeşitliliğin bir değer olarak daha çok yaygınlaştırılması ve gündeme getirilmesi gerekiyor. Bu konuda akademide, özel sektörde ve sivil toplum kuruluşlarında belirli çabalar var; bazı üniversiteler ve iş yerleri bu değerleri muhafaza edecek yönergeler hazırlıyor, prensipler belirliyor ve bunu hayata geçirmeye çalışıyorlar.

Elbette, yönergelerin pratik uygulamalarının da takipçisi olmak ve bu konuda kamuoyu oluşturmak gerekli. Bu değerlerin gündelik hayatımızda daha işlevsel kullanılması için bizlerin hazırladığı rehberler gibi örnekler yol gösterici olabilir. Borusan gibi büyük bir kurumun ayrımcılıkla mücadeleyi içeren bir rehberle gündeme gelmesi söz konusu değerlerin içinin nasıl doldurulacağının çok güzel ve anlamlı bir örneği.

Borusan'dan toplumsal eşitlik çağrısı

Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik farkındalık oluşturmak adına akademiye ne gibi görevler düşüyor?

MO: Akademi öncelikle yaptığı bilimsel çalışmalarla meselenin fotoğrafını çekme, arka planda yatan nedenleri araştırma ve tespitler yapma noktasında önemli. Sonrasında bilimsel verilere dayalı olarak yapılması gerekenlerle ilgili öneriler ve çalışmalarda bulunabilir. Bu çalışmaların amiyane tabirle “tozlu raflarda kalmaması” için de toplumsal faydayı önde tutan girişimlerle kitleselleştirilmesi ve toplumsal dönüşüme katkıda bulunulması gerekir.

Bu konuya yönelik yapılan araştırmaları yeterli buluyor musunuz?

MO: Bu konuda eskiye nazaran çok daha fazla araştırmanın yapıldığını, araştırmaların ulusal ve uluslararası fonlarla desteklendiğini; sempozyumlar, konferanslar düzenlendiğini görüyoruz. Sosyal medyanın etkisiyle de araştırmaların yaygınlaşmasının çok daha kolay olduğu söylenebilir. Elbette bütün bunların yeterli olduğu söylenemez ama farkındalık arttıkça yeni nesil akademisyenlerin çok daha yaratıcı ve girişken olacaklarını kestirmek zor değil.

Biz, Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi olarak bu konuda aktif bir merkeziz. Her yıl Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nı gerçekleştiriyor ve bunu kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bunun dışında yaptığımız disiplinler arası araştırma ve projeler kapsamında diğer merkezlerle işbirliği içinde toplumsal cinsiyetle ilgili bireysel ve kurumsal pratiklerin geliştirilmesi için çaba sarf ediyoruz.