Bir duayenin ardından

Atilla Aksoy, 30 yılı aşkın süre emek verdiği reklamcılık sektöründe silinmeyecek izler bırakarak aramızdan ayrıldı.

28.03.2017 - 14:31 | MediaCat

Atilla Aksoy
26
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Atilla Aksoy; Bülent Erkmen, Öner Birol, Ahmet Yolalan ve Derya Beşikçi ortaklığıyla Reklamevi’ni kurduğunda takvimler 1981’i gösteriyordu.

Önemli olan başarılı geminin kaptanı olmak değil, başarılı gemide olmaktır; fonksiyonun ne olursa olsun. Ben bunu sezdim ve genç arkadaşlarıma o yolu açtığım için keyif duyuyorum.

Mudo’nun sahibi Mustafa Taviloğlu’nun “Sizde bir cevher gördüm ve sizinle çalışmayı düşünüyorum” sözleriyle kaderi değişen Reklamevi, ilerleyen yıllarda önce Ajans Ada sonrasında TBWA ortaklıklarının çeşitli nedenlerle gerçekleşmemesinin ardından 1989’da Y&R ile gerçekleşen ortaklık anlaşmasıyla Türkiye reklam camiasında yeni bir dönemi de beraberinde getirdi.

Önce Reklamevi/Young & Rubicam sonrasında aynı gruba bağlı Wunderman’la sektöre imzasını atan Aksoy, bizzat imza attığı işler kadar, sektöre kazandırdığı yeni yeteneklerle de Türkiye reklamcılık tarihine adını yazdırdı.

Reklam vizyon açısından, dünyayı algılama açısından çok önemlidir. Hislerinizi, düşüncelerinizi etkili bir şekilde aktarma anlamında önemlidir. Bir tekniktir. Reklamcılığa hayatımın önemli bir bölümünü ayırmış olmaktan mutluyum.

2007 yılından bu yana reklamcılık serüvenini Works’te sürdüren Atilla Aksoy artık aramızda değil. Sektörde yolu Aksoy ile kesişen isimlerden Uğurcan Ataoğlu, Gresi Sanje ve Kerem Kanık’ın duayen reklamcının vefatının ardından MediaCat için kaleme aldıkları duygularını sizlerle paylaşırken, bu vesileyle, sektöre katkısı ajans kariyerine paralel olarak devam ettirdiği akademik kariyeriyle de aralıksız olarak süren Atilla Aksoy’u saygıyla anıyor, tüm sektöre bir kere daha başsağlığı diliyoruz.

Uğurcan Ataoğlu

Alametifarika Kurucu Ortağı ve Yönetici Kreatif Direktörü

Bir duayenin ardından80’lerin yarısı, 90’lı yılların tamamında Reklamevi’ndeydim. O yıllar sanki bir Madman dizisi gibiydi. Takım elbiseli, kravatlı erkekler, elbiseli kadınlar, akşam üzeri viskileri, puro dumanları, Atilla Bey’in odasından yayılan caz müziği…

Türk reklam tarihinde yer almış birçok kampanyayı onun liderliğinde yaptık. Otoritesi gür sesiyle bütün ajansa yayılırdı. Bazı filmlerde dış ses olmasını teklif etmemiz çok hoşuna giderdi. Entellektüelliği karşısındakini ezmez, tam tersi yukarı çekmeye çalışırdı. O yıllardaki Akbank konkurunu kazanamayınca bütün ajansı toplayıp “Çok çalıştık, en önemlisi çok iyi bir ekip olmayı başardık. Bu yüzden konkurun galibi biziz” dedi. Aylar sonra Garanti Bankası’nın konkurunu kazandık.

Doç. Dr. Gresi Sanje

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Yönetimi Bölümü Başkan Yardımcısı

Bir duayenin ardındanAtilla Aksoy’un ardından kitaplarca yazı yazabiliriz ama o hep şunu savunurdu:

Az konuş, çok şey söyle!

Aklımda onunla ilgili söyleyecek o kadar çok anı ve duygu var ki… Ardından doldurulması mümkün olmayan bir boşluk bıraktı, bu su götürmez bir gerçek. Daha yapacak çok işi, ondan öğrenecek çok şeyimiz vardı.

En özünde birşey söylenecekse: Kendisi asla kabul etmedi ama Atilla Aksoy bir ekoldür. Ve ekoller asla ölmez.

Kerem Kanık

Titrifikir Kurucu Ortağı ve ECD’si

Bir duayenin ardındanÜniversitede hocamdı. Reklamcı olmayı ne kadar ateşli istediğime hep benden daha emindi. Mezun olurken yüzümü ellerinin arasına aldı. “İşini sevmeyi bıraktığın gün, işini yapmayı da bırak” dedi.

Atilla Abi bana bu sektörde nasıl kazanacağımı öğretti. Kazanmayı ondan öğrenmişken, onu kaybetmiş olmakla nasıl baş edebileceğim bilmiyorum. Bugün bu dünyadan gitti. Geçmiş günlerde içimize ektiği fidanların suyundadır öğrettikleri. Güle güle Atilla Abi.