BİLGİ’den gerçek hikâyeler

İstanbul Bilgi Üniversitesi Pazarlama Müdürü Özge Baykurt ve Dijital Pazarlama Sorumlusu Filiz Gül "Burası BİLGİ"yi anlatıyor.

22.06.2016 - 10:58 | Sultan Öncü Arslanoğlu

13
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin, BİLGİ’yi en iyi kendi öğrencilerinin anlatacakları içgörüsüyle hazırlanan “Burası BİLGİ” başlıklı yeni kampanyasının detaylarını İstanbul Bilgi Üniversitesi Pazarlama Müdürü Özge Baykurt ve Dijital Pazarlama Sorumlusu Filiz Gül’den dinledik.

“Burası BİLGİ” başlıklı yeni bir reklam kampanyası yayınladınız. Kampanyanız bünyesinde hikâyelerin paylaşıldığı bir iletişim platformu da barındırıyor. Kampanya hangi içgörüyle ortaya çıktı?

Bilgi Üniversitesi Burası BİLGİ kampanyasıÖzge Baykurt: Eğitim dünyasında iletişim yapmak büyük sorumluluk. Hele ki BİLGİ markası gibi önemli bir markanın iletişimini yaparken gerçekleri söylemenin sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu yılki kampanyada karar verme sürecine dair bir içgörüyle iletişim dönemimizi daha genişletme ve tüm yıla yayma isteği duyduk.

Diğer yandan, aday öğrencilerin BİLGİ’yi bizzat deneyimleyen Bilgililerden öğrenmelerinin en doğru ifade şekli olacağı içgörüsüyle bir kampanya çalıştık. Bizi en iyi kendi öğrencilerimizin hikâyeleri anlatır ve onlar aday öğrencilere ilham verir dedik. BİLGİ’de özgün, özgüvenli, donanımlı bireylerin yetiştiğini bu senenin aday öğrencilerine daha net anlatabilmek için kampanya geliştirmeye başladık.

Reklam kampanyası fikri tamamen gerçek hikâyeler üzerine kurgulanmaya yönelik oldu zira okul içerisinde gerçekten en doğal haliyle verdiğinizde bile etkileyici olabilecek, yaparak öğrenme felsefemizi ve diğer pek çok güçlü yönümüzü somut olarak ortaya koyabilecek örnekler var. Bunları, “Burası BİLGİ” kampanya mottomuzla harmanlamayı ve gerçek hikâyelere yönelmeyi bu anlamda doğru ve etkin bulduk.

Nasıl bir misyon yüklüyorsunuz bu kampanyaya?

ÖB: Bu kampanyanın BİLGİ’nin eğitim felsefesini, sektördeki duruşunu, Bilgili olmanın nasıl bir deneyim olduğunu öğrencilere ve velilere aktaracağını düşünüyoruz. Uluslararası fırsatlar, dinamik öğrenci hayatı, atölyelerden projelere kadar yaparak öğrenmeye dayalı eğitim modeli ve bu başlıkların hepsini kucaklayan bir kalite anlayışı, öğrenci hikâyeleri ve kampanyayla iletişimini yaptığımız ana başlıklar.

Reklam kampanyanızda akademiyle birlikte öğrencilerin profesyonel hayata hazırlanmalarını da ne derece önemsediğinizi anlatıyorsunuz. Nasıl hazırlıyorsunuz öğrencileri profesyonel hayata? Nedir BİLGİ’nin farkı?

Bilgi Üniversitesi Burası BİLGİ kampanyasıFiliz Gül: BİLGİ kurulduğundan bu yana gerek eğitim anlayışı gerek sektörle olan yakın ilişkileriyle profesyonel hayatı her zaman önemseyen bir kurum oldu. “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosunu üniversitenin birçok alanında görebilirsiniz. Burada bizim en çok önem verdiğimiz farklılıklardan biri profesyonel hayat tanımını takım elbise, ceket kavramları çerçevesinden çıkartmak. Öğrencilerimizin hayalleri çok büyük ve biz bu hayallere ulaşmalarında onları sınırlamıyor, tam tersine onlara ihtiyaçları olan desteği veriyoruz.

Bu anlamda tüm bölümlerimizde yaparak öğrenmeye dayanan bir eğitim modeli var. Bizzat kendileri proje yapıyor, görev alıyor, çekim yapıyorlar; eğitmenleri ve danışmanları gözetiminde okul çevresindeki kişilere danışmanlık veriyor, en iyi kurumlarda staj yapıyorlar. Yani okul döneminden itibaren gerçek hayatın içinde yaşayarak, deneyimleyerek öğreniyorlar.

Tüm bunların yanı sıra çok profesyonel bir Kariyer Merkezi’miz var. Hem yetkinliklerin gelişmesinde hem de profesyonel hayata geçiş sürecindeki mülakat, özgeçmiş hazırlığı gibi teknik konularda öğrencilerimizi yalnız bırakmıyorlar.

Bu kampanyayla İstanbul Bilgi Üniversitesi’ni bir eğitim kurumundan daha fazlası olarak mı konumlandırıyorsunuz?

ÖB: Evet. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenlerinin sadece derslere girip çıktığı bir eğitim kurumundan çok daha fazlası. Uluslararası vizyonu, yaparak öğrenme ilkesi, global akreditasyonları, sosyal sorumluluk değerleri ve başından bu yana süregelen toplumla iç içe duruşu, BİLGİ’yi 20 yıldır farklı konumlandırıyor. Akademinin birikimini sadece BİLGİ merkezli tutmayıp bireylerle, toplumla, kentle buluşturmak için özveri gösteren İstanbul Bilgi Üniversitesi sadece akademik başarılara imza atan değil, aynı zamanda toplumdaki sorunların farkında olan ve değişim için adım atan, girişimci ve ufku geniş bireylerin buluştuğu bir kurum.

Örneğin BİLGİ, kuruluşu itibarıyla başlı başına bir sosyal sorumluluk projesidir. İstanbul’un daha az gelişmiş semtlerine kurulan kampüslerle BİLGİ, yerel halkla kültürel ve ekonomik bütünleşme yaratma misyonuyla yola çıktı. Sosyal sorumluluk, kültürümüzün bir parçası. Araştırma merkezlerinden bireysel projelere kadar öğrenciler ve akademisyenlerimiz konuyu önemsiyor ve sahipleniyor. BİLGİ’nin sadece eğitim kurumu olmakla sınırlı kalmayan karakterini anlatmak için bu ve bunun gibi onlarca örnek verebiliriz.

Kampanyanızla halihazırdaki öğrencilerinize ve adaylarınıza vermek istediğiniz mesaj nedir?

FG: Bu kampanya kapsamında başarılarını, hedeflerini, başladıkları nokta ile kendilerine sunulan imkânları değerlendirdiklerinde yapabileceklerini ve yaptıklarını öğrencilerimiz kendileri aktarıyorlar. Tümü halen okulumuzda öğrenci olan bu arkadaşlarımızın başarı ve heyecanları bir tesadüf değil. BİLGİ’de bu heyecanı bizzat kendisinden dinleyebileceğiniz daha birçok öğrenci ve akademisyenimiz var; aynı şekilde mezunlarımızın başarıları da bizi gururlandırıyor.

Hem aday öğrencilere hem de mevcut öğrencilerimize eğitim alacakları alanda kısıtlı kalmak durumunda olmadıklarını, sosyal imkânları da değerlendirerek hayallerini gerçekleştirebileceklerini bizzat bunları yapan akranları aktarıyor. Aday öğrencilerimizin kendilerinden bir parça bulacaklarını düşünüyoruz.

Kampanyanıza yönelik nasıl bir iletişim planı yaptınız? Hangi mecraları tercih ettiniz?

FG: Yaptığımız araştırmalarda karar verici daha çok aday öğrenci. Bu anlamda öncelikli hedef kitlemiz aday öğrenciler. Aileler ve öğretmenler de onları takip ediyor. Hedeflemeleri yaparken klasik hedef kitle tanımlarından çıkarak, davranış şekillerine de odaklanıyoruz. “Hangi sosyal medya kanallarında daha çok vakit geçiriyorlar?”, “Ne tür medyayı daha fazla tüketmeye eğilimliler?” ve hepsinden önemlisi, “Hangi medya ve mesaja daha fazla tepki ve etkileşim gösterme eğilimindeler?” Bunun gibi sorular bizim iletişim planımızı belirlerken dikkat ettiğimiz en kritik noktaların başında geliyor.

Tüm bunları değerlendirerek planın merkezine dijital mecraları koyuyoruz. Yerel ve global reklam network’lerinin yanında data odaklı, sosyal medya yoğun bir kampanya ve hedefleme kurgusu oluşturduk. Özellikle sosyal medyada yeni çıkan reklam modellerini mutlaka markamıza adapte ediyoruz. Mobile önem veriyoruz gibi bir ifade artık bizim için yok. Vazgeçilmez olarak tüm kurgularımız mobil uyumlu planlanıyor. Düzenli olarak conversion ve kampanya performansını raporlama ve ölçümleme konusu bizim için ayrıca önemli. Dijital kampanyayı da nokta atışları, proje odaklı işlerle sinema, radyo, açıkhava, basın mecralarıyla destekliyoruz.