Beş dakikada değişir bütün işler!

Dünya Kupası, bize sosyal medyada hızlı hareket etmenin ne derece önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
15.07.2014 - 15:52
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Bu Dünya Kupası, bize sosyal medyada hızlı hareket etmenin ne derece önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Markaya uygun doğru stratejiyle, gündemi çok hızlı yakalayan reklamverenler, marka hakkında insanları konuşturmak için fazla bir çaba sarf etmedi… Yaptılar ve konuşuldular.

Ajans Başkanı: Beş dakikada değişir bütün işler!Bunun yanında bir de gündemi yakalamak için çoook geç kalan, bürokrasi mağduru markalar vardı. Yahu Almanya kupayı almış, sen hala 1-7’lik Brezilya-Almanya maçı hakkında konuşuyorsun. Kuyt futbolu bırakıp, Bodrum’a yerleşmiş, koskoca marka “Aslında ismin telaffuzu höytttmüş ehe ehe” diye Twitter’dan espri yapıyor.

Konunun başında “bürokrasi mağduru markalar” dedik ama bürokrasi mağduru sosyal medya ajansları demek daha doğru olacak. Sosyal medya ya da dijital ajanslarda gündemi takip eden zehir gibi çocuklar var. Bakıyorlar Twitter yıkılıyor, gündeme ve durumun markayla olan ilişkisine uygun bir fikir çıkartıp yolluyorlar. Fakat bekle ki markadan onay gelsin… “Uygundur.” mesajı geliyor ama bu sefer de gündemin son kullanma tarihi geçmiş, e onay da gelmiş el mecbur içeriği girip, geri zekalı damgası yiyorlar.

Ajans Başkanı: Beş dakikada değişir bütün işler!Düşünün halimizi 2-3 ay öncesine kadar “Harlem shake yapsak mı?” diyen reklamveren vardı, “Gangnam style yapalım daha büyük rezillik olur” dedik konu kapandı.

Reklamverenlerle ajansların, böyle hızlı aksiyon gerektiren kararlarda birbirlerine güvenmesi çok önemli. İçeriğinizin paid media kullanmadan belli bir paylaşım kırılımını aşmasını istiyorsanız, zamanlama hayati önem taşır. Bu tür içeriklerin paylaşılması için marka onayına bile ihtiyacınızın olmaması gerekir. Tabii ajansların da bu güveni suistimal etmemesi çok önemli. Ajans, markanın sosyal medya hesap yönetimini “Bir tweet’ten ne krizler çıkar?” öngörüsüne sahip olmayan stajyerlere verirse, çoğu zaman kaş yapalım derken göz de çıkabilir.

Yeri gelmişken araya ufak bir paragraf sokalım. Sosyal medya hesap yönetim ücretlerinin çok ciddi bir şekilde revize edilmesi gerekiyor. En azından işin kapsamına göre bir taban fiyat belirlenmeli… Ne ajanslar var açlık sınırı altında sosyal medya hesabı yöneten. Merdivenaltı reklam ajanslarının verdiği bu tür düşük verilen tekliflere öncelikle reklamverenlerin “Yahu Gebze’de kuru hava deposunda mülteci mi çalıştırıyorsun, bu nasıl fiyat?” diyerek karşı çıkması gerekir.

Neyse konumuza geri dönelim…

Reklam yapmak gibi olmasın ama Türkiye’de bu Dünya Kupası’nda süreci çok iyi yönetmiş, çok hızlı aksiyon almış ve kendinden bahsettirmeyi başarmış, gözüme çarpan 4-5 marka var (teknoloji, GSM, çikolata, banka). İsim vermeyelim, konuyla ilgili olanlar bu markaların bu süreçte ne yaptıklarını gayet iyi hatırlayacaktır.

Bu markalara,

Pazartesi sendromunu nasıl aşarız?
Herkese mutlu hafta sonları!
Bu sabah nasıl uyandınız bakalım?
Günde bilmem kaç bardak su için.
Yağmur yağıyor, seller akıyor.
Ne kadar güzel bir gün değil mi?
Balığın kokusu sirkeyle geçer.
Günaydın, iyi akşamlar…

Gibi söyleyecek bir şeyi olmayan markaların sosyal medya içeriklerinden bizi bir nebze de olsa kurtardıkları için müteşekkiriz.

Söyleyecek bir şeyiniz yoksa hiçbir şey söylememek, eğer söyleyecek iyi bir şeyiniz varsa da bunu geç kalmadan, tam zamanında söylemek gerekir.

Konuyu tek örnekle olayı pekiştirmek gerekirse, bkz. Lufthansa’nın Dünya Kupası final maçının bitiminden birkaç dakika sonra atmış olduğu tweet: