Bekir Coşkun: ‘Türk medyası işlediği günahın faturasını ödüyor’

Bekir Coşkun ile görüştük Ankara'dan. Gündeme dair fikirlerini anlattı, korkularından bahsetti, korkmadan...

13.10.2008 - 11:59 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Bekir Coşkun ile görüştük Ankara’dan. Gündeme dair fikirlerini anlattı, korkularından bahsetti, korkmadan. Bir nevi gündem analizi de diyebiliriz buna.
Coşkun, “Her sabah arabama binerken bomba patlayabilir diye eşimi arabamdan uzaklaştırıyorum. Her gün bu korkuyla arabaya biniyorum. Ama bunun yanı sıra okuyucularıma karşı başım dik, vicdanım rahat” diyor.

Her zamanki gibi gündem kalabalık. Ankara’da havalar nasıl bu aralar?

Berbat. İlerisi gözükmüyor. Gazetecilik dürtüsüyle şunu söyleyebilirim: Bu havalarda kurt da kuzu da hesaplaşır. Zor günler yaşıyoruz. Ama tüm Türkiye böyle. Umutsuzluk ve gerginlik var.

Hükümet-medya gerilimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Basın sektörü nasıl günler geçiriyor sizce?

Ben son 4-5 yıldır sürekli şunu tekrarlıyorum: ‘Türk medyası tarihinin en büyük günahını işlemektedir. Kendi Türkiye’sine, toplumuna ve okuyucularına suç işlemektedir ve günahkardır. Medya, siyasi iktidara şirin gözükmek için bunu yapabilir, yapmaktadır da. Ama bir gün bunun faturasını ödeyecektir.’ O yüzden benim için sürpriz olmadı. Sadece biraz daha geç bekliyordum, erken oldu.

Beklediğinizden daha mı yüksek bir gerilimde oldu?

Yok hayır. Türkiye’nin en büyük medya grubu bir anda kendine geldi bence. Gerçeği daha net gördü. Biliyordu ama daha iyi tavır aldı. Zararın neresinden dönülse kârdır.

Sizce bir ‘Erdoğan medyası’ndan bahsedilebilir mi peki?

Başbakanın – bırakın ticarete, Kemalizme, hukuka karşı işlediği günahlarını- sadece medyaya karşı yaptıklarından dolayı bile yüce divanda yargılanması gerekir. Bu, açık ve net bir şekilde hortumdur.Bunu görmemek için aptal olmak lazım.

‘KARİKATÜRLE BİLE YALAKALIK YAPILMASI BANA ÇOK BATIYOR’

Sabah gazetesinin bu gerilim içindeki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orada beni çok rahatsız eden bir şey var. Salih Memecan’ın karikatürle yalakalık yapması bana çok batıyor. Yazıdakine, haberdekine, manşettekine alışmıştık ama artık karikatürle de yalakalık yapmak biraz fazla. Her gün sırf o karikatürleri görmemek için Sabah gazetesini elime almıyorum.

Fulya ÇİMEN / MediaCat

Röportajın devamını MediaCat Kasım sayısında okuyabilirsiniz.