Başlıksız.Doc

Bu başlıksız dokümanı ajansta işe aldığım herkese ilk günden veriyorum. İşe yarıyor mu bilmiyorum ama en azından benim içim rahat...

01.05.2010 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Arkadaşımın o dükkanını ancak bir müzik sahafı olarak tanımlayabilirim. Şaşkınbakkal’ın arka sokaklarının birinde eski plak satar, korsan kaset doldururdu. Müziğin her türlüsünün kalitelisine tutkun bu adamdan kendi topladığı bir kaset almıştım. CD’nin icat olup mertliğin bozulmasıyla beraber kaseti de kaybettim. Ancak arkadaşımın kasetin kenarına kendi el yazısıyla yazdığı etiketi fotografik hafızam hâlâ hatırlıyor. Etikette el yazısıyla “Yeni Amerikan Folk Hareketi” yazıyor, kasetin arkasındaysa kötü bir bilgisayar çıktısıyla parçaların isimleri sıralanıyordu.

Şimdi o parçaların çoğunu unuttum ama içlerinde John Gorka’ya ait bir tanesi var ki sözlerini bile hâlâ ezbere hatırlıyorum. Ne zaman parlak bir geleceği olduğuna inandığım birisi ihtirasları yüzünden kariyerini bir kalemde çöpe atsa aklıma John Gorka’nın o şarkısı gelir; onu duşta, arabada, her yerde kendi kendime mırıldanır, rahatlamaya çalışırım. Altı yıl önce, New York’ta oldukça yoğun bir toplantı sırasında, daha henüz dört ay önce işe aldığım stratejik planlama direktörünün istifa telefonu gelince de yemeği falan unutup odama çıkmış, iTunes mağazasından o parçayı bulup indirmiş, özel mi özel iPod kulaklıklarımı takmış, John Gorka kulağımın içine içine “Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu, ben de hayat doluyum” diye bangır bangır bağırırken aşağıdaki başlıksız dökümanı yazmış ve ajanstaki hemen herkese göndermiştim:

Konumlar önemlidir. Ama onu bilgelik ile kazanmamışsan saltanatın kısa sürer.

Ünvanlar kıymetlidir. Ama ilişkiler daha kıymetlidir.

İçeriksiz tarza kanmam. Ama tarzsız içeriği de dikkate almam.

Sistemlere yatırım yaptık. Ama sen onun arkasına saklan diye değil.

Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla değil, sıradanlık taşlarıyla örülmüştür.

Kontrol zaruridir. Ama insanları değil, sadece durumları kontrol edebilirsin.

Mükemmel, iyinin düşmanı değildir. İyi, vasatın en sadık dostudur.

Kurallar düzenin şartıdır. Ama kurallara saplanıp kalmamak ilk kuralımızdır.

Otoriteni kabul ederim. Ama kalbimde buna hak kazanmışsan.

Tabii ki önemlisin. Ama özür dilerim, dünyanın merkezinde değilsin.

Mükemmel değilim ama özür dilemeyi bilirim.

İş tanımlarına karşı değilim. Ama kendini aşmaya niyetin varsa.

Hepimiz eşitiz. Ama bazılarımız daha eşit.

Katılmıyor musun? Bu meseleyi Tanrı’yla hallet, benimle değil.

Ben insaf ederim. Ama müşteri etmez.

Hoşgörüsüzlüğe bile hoşgörü gösterebilirim. Ama sen de gayret göster biraz.

Yeteneğine hayranım. Ama deneyimimi yabana atarsan kapılar kapanır.

Yükselmek güzel bir duygu. Ama yücelmek çok daha müthiş bir duygu.

Anlaşılmak mı istiyorsun? O zaman önce anlamaya çalış.

Stratejistler önemlidir. Ama kreatifler daha önemlidir. Üzgünüm.

Evet, ortam kaotik. Ama köşe kapmaca oynamaktan daha keyifli değil mi?

Bana sorun da getirebilirsin, çözüm de. Ama fikir getirirsen berhudar olurum.

Ödüllere inanırım. Ama çıtayı indiren değil, yükselten ödüllere değer veririm.

Yanlış biliyorsun. Patron seni yönetmez, sen patronunu yönetirsin.

Kediler de eğitilir. Ama biraz sabır lütfen.

Kapris çekerim. Ama sadece buna değiyorsan.

Eleştiriye açığım. Hele özeleştiri yapmayı bilen birinden gelirse.

Rasyonel kararlar verebiliriz. Duyguları işin içine karıştırdığımız sürece.

Yanlış benzetme. Bu bir maraton değil. Maratonların finiş çizgisi vardır.

Şimdi bu başlıksız dokümanı ajansta kendim işe aldığım herkese ilk günden veriyorum. İşe yarıyor mu bilmiyorum ama en azından benim içim rahat.