Araplar dizilerimizde ne buluyor?

Tayfun Atay, popüler kültürün dindarlaşma eğilimini TV yapımları aracılığıyla sorguladığı yazısına Ortadoğu coğrafyasından bakarak devam ediyor.

01.11.2012 - 12:41 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Radikal gazetesi yazarı Tayfun Atay, geçtiğimiz gün reyting sistemine iktidar müdahalesiyle ilgili kaleme aldığı yazısına bu kez Ortadoğu-İslam coğrafyasından bakarak devam ediyor.

“Reyting sistemine iktidar müdahalesi iddialarını yorumlamaya önceki yazıda kaldığımız yerden devam edelim! Diyoruz ki popüler kültürün de, televizyonun da ‘seküler’ (dine tâbi olmayan) bir dokuya sahip olması kaçınılmaz. ‘Temaşa’ zapturapta gelmez çünkü. Din ise yapısı gereği disiplin ve ‘tahdit’ talep eder. O yüzden sekülerleşmeyi esas kılan modern zamanlar, dini ‘her şey’ olmaktan çıkardı, ama ‘hiçbir şey’ haline de getirmedi; sadece ‘şeyler arasında bir şey’ yaptı. Bu tablonun postmodern zamanlarda ‘revizyon’a uğradığı ve artık dine daha fazla kıymet biçilir olduğu söylenebilir. Fakat bu yeni durumda da ‘seküler’ zemin kaybolmuş veya ondan vazgeçilmiş değil…

Konuyu dağıtıyorum, ama az daha sabır! Resmî-bürokratik öncülüklü ve düşe-kalka yol alsa bile, Türkiye’nin laiklik, yani sekülerleşme deneyimi (lütfen her iki kavramın nüanslarını yok saydığım düşünülmesin!) onu coğrafyasındaki pek çok komşusuna kıyasla açık bir toplum haline getirdi. Türkiyenin dindar-muhafazakârları da, Başbakan Erdoğan dâhil olmak üzere, bu sekülerleşme deneyiminden payını almıştır. Başka türlü, Başbakan’ın geçen yıl Arap Ortadoğu’sunda yaptığı, oralarda yeni iktidar seçeneği haline gelmiş ‘Müslüman Kardeşler’ kadrolarını da kızdıran ‘laiklik’ telkinini anlamlandırmak mümkün olmaz.

Tamamen seküler zeminde kotarılmış televizyon dizilerimizin yine o ülkelerde neden bu kadar rağbet gördüğünü açıklamak da başka türlü pek kolay olmaz. Geçenlerde Habertürk’ten Kürşad Oğuz’la yaptığımız söyleşide de belirttiğim gibi, evet, dizilerimiz ülkemize komşu pek çok yerde sevilip izleniyor; çünkü insanların hali-tavrı, edası-işvesi, yemesi-içmesi, hüznü-neşesi, kısacası ‘kültür’ü ortak. Ama Ortadoğu-İslâm coğrafyası açısından kanımca çekimi artıran başka ve o coğrafyada eksik bir dinamik var ki bu, sekülerliktir.”

Tayfun Atay’ın bugünkü yazısının devamını buradan okuyabilirsiniz.

 

(kaynak: radikal)