‘Anti-Çin’ reklam kampanyaları RÖK’e takıldı

Çin mallarının egemenliğinden bunalan yerli üreticiler, reklam seddi örmeye başladı. Ancak yerli ısıtıcı markası Ufo'nun başlattığı

10.12.2007 - 13:39 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Çin mallarının egemenliğinden bunalan yerli üreticiler, reklam seddi örmeye başladı. Ancak yerli ısıtıcı markası Ufo’nun başlattığı ‘imalı’ ‘anti-Çin’ reklam kampanyaları Reklam Özdenetim Kurulu’na (RÖK) takıldı.

Yaşlı kadın bir mağazadan infrared ısıtıcı alıyor… Ama cihazla bir türlü ısınamıyor… Yaşlı kadın torunu ile birlikte cihazı aldığı mağazaya hesap sormaya gidiyorlar. Torunun mağaza sahibine “Bunu nereden aldın” demesi ile arkadan bir çekik gözlü çıkarak selam veriyor…

Ufo infrared ısıtıcı markasının “Çin’in kalitesiz ürünleri başınızı ağrıtır” mesajı verdiği reklamları, Reklam Özdenetim Kurulu’na (RÖK) takıldı. Diğer yerli üreticiler ise Çin ürünlerine reklamlarla tepki koymaya devam ediyor. Reklamlarında “Mağazalarımızda Uzakdoğu ve Çin mallarına rastlayamazsınız. Biz sizin sağlığınızı düşünüyoruz” ifadelerine yer veren Ankaralı Blu mağazaları trendin son örneği.

“Kalitesizliğin” sembolü olarak reklamlarda Çin’i kullanan markalar şimdi “aşağılama” tartışmalarının ortasında. RÖK tartışmaya reklamları sansürleme kararı alarak katılırken, reklamcılar ortada ahlaki bir sorun olmadığını düşünüyor.
Reklamın sahibi Ufo’nun üreticisi NNR Genel Koordinatörü Abdullah Yeşil ise “Çin ile alıp veremediğimiz yok. Zaten o reklamda oynayan Çinli değil Japon” açıklamasını yapıyor. Diğer taraftan Türkiye Çin İş Konseyi Başkanı Yavuz Onay da Çinlilerin reklamları umursamadığından yana.


Kısmi yasak geldi

Ufo ısıtıcıları “Taklit” kod adlı reklamlarıyla Çin mallarına göndermelerde bulunarak fitili ateşledi. Çinlilerle işbirliği yapıp müşterilerine kalitesiz mallar veren satıcı esprili bir şekilde tüketicileri taklit ürünlere karşı uyarıyordu. İkinci reklam filmine satıcının çektiği vicdan azabı da eklenince artık işin rengi de değişiyor, “bizim” satıcının Çinlilerin oyununa gelmiş olduğu anlaşılıyordu. Her iki reklamda da kalitesiz ve taklit nitelemelerini “Çin Malı” ile özdeşleştiren Ufo, bir anlamda kendi orijinalliğini ve kalitesini karşı örnek üzerinden kanıtlıyor. Ancak reklamda Çin mallarını küçümsemeye varan mesajlar Reklam Özdenetim Kurulu’n un esaslarına ters düştü. Kurul son günlerde gelen şikayetler üzerine kampanyayı ele alarak “aşağılama” gerekçesiyle reklamdaki söz konusu kısımları yasakladı.
RÖK Başkanı Çetin Ziylan Reklam Özdenetim Esaslarının Toplumsal Sorumluluk başlığı altındaki 4. maddesine işaret ederek “Özdenetim esaslarımıza göre reklamlarda bir malı aşağılayıcı ifade kullanılamaz. Bu durumda kurallar gereği Ufo reklamları sansürlendi. Sakıncalı kısım çıkartıldı” açıklamasını yapıyor. Ziylan’ın belirttiği maddeye göre “Reklamlar, ırk, ulusal köken, din ve cinsiyet veya yaşa dayalı ayrımcılık üzerine kurulmamalı ve ayrımcılığı desteklememeli; insan saygınlığına hiçbir biçimde zarar vermemelidir”. Ziylan da maddenin çok geniş kapsamlı olduğunu vurgulayarak tekrar ediyor: “Reklamlar dolaylı ya da doğrudan doğruya hiçbir markayı, ürünü, kurumu, kişiyi aşağılayarak kötülememelidir. “Beş para etmez”, “Paranızı sokağa atıyorsunuz” ifadeleri bile bu küçümseme kavramının içindedir.”


Reklamdaki Çinli değil Japon

Kurul sessiz sedasız Ufo reklamlarındaki kırıcı ifadeleri kaldırdı. Ancak Ufo İnfrared henüz yasak kararından haberdar değil. Ufo’nun üreticisi NNR’nin Genel Koordinatörü Abdullah Yeşil, henüz kendilerine Kurul tarafından getirilen kısıtlamanın bildirilmediğini belirtirken, zaten reklamda Çin’i hedef almadıklarını ifade ediyor. Yeşil, Çin ile alıp veremedikleri olmadığını da şu kanıta dayandırıyor: “Zaten o reklamda oynayan Çinli değil Japon.” Reklamın yoruma açık olduğuna dikkate çeken Yeşil, “Çin’e karşı hiçbir tepkimiz yok. Orada çok saygı duyduğumuz markalar da var. Tek amacımız halkı kalitesiz taklit mallara karşı bilinçlendirmekti. Yarası olan gocunur” diyor. Yeşil asıl hedeflerinin ucuz fiyattan dolayı haksız rekabetin önüne geçmek istediklerini ifade ediyor ve şöyle devam ediyor: “Amacımız kaliteli çalıştığımızı ve fiyatlarımızın da ona göre olduğunu vurgulamaktı. Halkın Sanayi Bakanlığı onayı olmayan garanti belgeleriyle mağdur edilmemesini ve buna karşı bilinçlenmesini istedik.”


Reklamlar Çinli’nin umurunda değil

Reklamlardaki saldırı arttıkça Çin’den ithalat yapan şirketlerin ve Çinli iş adamlarının şikayet sesleri de yükseliyor. Reklamlarda hakarete varan sözlere tepki konsa da Türkiye Çin İş Konseyi Başkanı Yavuz Onay’a göre reklamlar aslında o kadar da Çinlilerin umurunda değil. Reklam kampanyalarını kasıtlı bir tutum olarak değerlendiren Onay, “Bu propagandalar yerli üreticiye yarıyor. Ama Çin’in umurunda değil. Adam bu malı yaptığım sürece benden alırlar diye düşünüyor” diyor. Onay’ın bu rahatlığının temelinde ise bir Çin atasözü yatıyor: “Bugün yaşadıysam, yaşıyorum demektir.” Çin felsefesinin günü kurtarmak üstüne kurulu olduğunu belirten Onay, üretim devam ettiği sürece satışın da süreceğinden yana. Sözlerine “Bazı ithalatçılar halka daha kolay satabilmek için ucuz ve kalitesiz mal getiriyorlar. Ortaya da sorunlar çıkıyor. Sonra bunun adı “Çin malı kalitesiz” oluyor. Çin’den ne istersen onu üretirler. Çamuru Çin’e atacaklarına kendilerinde suç arasınlar” diye devam eden Onay, Çin mallarının satışının da reklamlardan etkilenmeyeceğini söylüyor. Onay yine de reklamların adil olmadığını söylemekten geri durmuyor. “Bir ürünü tanıtırken başka bir milletin manevi duyguları rencide edilmez” diyen Onay’a göre reklamlar haksız oldukları gibi doğru da değil. Bugün piyasadaki tüm ürünlerin içinde Çin’de üretilmiş en az bir parça olduğunu söyleyen Onay, “Çin malını almam diyen mağazanın mallarını indirelim bakalım hepsinin içinden Çin üretimi çıkacaktır” diyor.


Reklamlar esprili ve karikatürize

Reklam cephesinde ise değerlendirme daha farklı. Reklamcılar Çin mallarının satışından çok bu yaklaşımın başka alanlara sıçramasından hatta hakarete varmasından endişeli. Ancak şu an için Kurul kararının aksine ahlaki açıdan bir sorun görülmüyor. Reklamcılar Derneği Ayşegül Molu, Ufo reklamının bir aşağılama unsuru taşımadığını savunuyor. “Taklit kod adlı filmi incelediğimizde, ‘yetkili satıcı’ olmayan, ‘piyasa ağzıyla konuşan’ bir karakter yaratıldığını görüyoruz. Benzer biçimde no name, taklit ürünlerin kaynağı olarak da ‘Çinli satıcı’ karakteri betimleniyor. Filmin tonu, tüm karakterler, büyükannenin tavrı ve naifliği hepsi gayet karikatürize. Bir ulusun ve satıcılık mesleğinin aşağılandığı bir durum yok, filmde abartı ve espri var” diyen Molu, kampanyanın akılda kalıcı olduğunu ifade ediyor. Molu’ya göre ayrıca reklamlar küçümseyicilik bir yana saldırgan da değil. “Sonuç olarak üretici ve ajansın, başlarını ağrıtan taklitçilikle savaşmak için kavramları karikatürize eden bir kampanya hazırladığını söyleyebiliriz. Kampanya agresif değil” diye konuşan Molu, son dönemdeki agresif reklam örneği olarak da Media Markt’i gösteriyor. Tüm eleştirilere rağmen Media Markt’in de başarıya ulaşacağını ekleyen Molu, tüm reklam kampanyalarında asıl olanın tutarlılık olduğunu şöyle dile getiriyor: “Ara sıra öyle, ara sıra böyle davranan markalar kaybeder, çizgisini tutarlılıkla sürdürenler ise kazanır. İletişimde esas tutarlılıktır.”

Kaynak: Referans