Ali Taran deniz ofis devrini başlattı

Hürriyet gazetesinin Pazar eki için Ayşe Arman’a konuşan Ali Taran, ATCW Boat Office’i anlattı...

16.06.2008 - 11:45 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Hürriyet gazetesinin Pazar eki için Ayşe Arman’a konuşan Ali Taran, ATCW Boat Office’i anlattı. Ajansın çalışma şeklindeki radikal değişiklikleri anlatan Taran, “Kár bırakmayan reklamverenlerimizi gözden geçirdik, ajans içi toplantıyı neredeyse sıfırladık, telefon ve maille çalışmayı benimsedik” diyor. Boat Office’i icat etme sebebini ise şöyle açıklıyor: “Bir gün odamdan çıkıp ajansı dolaşayım dedim, baktım kimse yok. Ajansta olmadan da çalışabilme lüksü, verimi, canlılığı buradan çıktı. Bu durumda ben de boat office yani deniz ofisi icat ettim.”

İşte röportajda öne çıkan bölümler…

Ayşe Arman: ATCW Boat Office nedir: a) Yenilik b) Muziplik c) Yaratıcılık d) İhtiyaç e) Çıkıntılık f) Hepsi g) Hiçbiri

Ali Taran: Yenilik ve ihtiyaç. Muziplik, yaratıcılık, çıkıntılık vesaire desinler diye bir şeyler yapmayı 25 yıl önce bıraktım!

A.A: Artık klasik ofisler yavaş yavaş yok mu oluyor?

A.T: Valla, o benim konum değil. Ben Mayıs-Ağustos arası deniz ofisinde olmayı planladım. Allah bir mani çıkartmazsa tabii. Zorda kalmadıkça artık cep telefonu da kullanmıyorum. Tüm telefonlar, ajans sekretaryası üzerinden geçiyor. “Ali Bey ajans dışındalar” diye bir deyiş kullanmıyoruz artık. Ya bana bağlanıyor ya da not alınıyor, biz arıyoruz. “Ofisteyim” dediğimde karnım ağrımıyor, gerçekten ofisteyim çünkü deniz ofiste…

A.A: Nasıl bir konfor sunuyor?

A.T: Bir kere ofisin konumu sürekli değişiyor. Şimdi Sarsala Koyu’ndayız mesela.

A.A: Neler yapabiliyorsunuz?

A.T: Mesai saatleri içinde denize girebiliyorum, güneşlenebiliyorum. Kıyafet zorunluluğu yok. Kara ofisinde çalışan arkadaşlarımı, belirli koşullar arayarak bu ofiste de çalışabilecekleri konusunda bilgilendirdim. Sakın koşulları sorma, söylemem, çünkü ajans sırrı…

A.A: Cep telefonunun çekmediği yerlerde ne oluyor? Her yerle iletişim kurabiliyor musunuz?

A.T: Kuruyoruz, hiç böyle bir sorunlarımız olmuyor.

A.A: Peki biriyle yüz yüze görüşmek gerekirse…

A.T: Ajanstaki arkadaşlarımı Skype ile arayıp öyle görüşüyorum. Tabii üstüme uygun bir şeyler giyip! Ama daha çok mail kullanıyorum. Telefonla görüşme de sadece çok acil durumlarda oluyor.

A.A: Teknolojik altyapı tamam mı?

A.T: Soruyu yanlış anladım galiba! Aksi nasıl düşünebilir ki? Deniz suyunu tatlı suya dönüştüren sistem… Jeneratör… Uydu telefonu… 35-36 mil yapabilen çift motor, dizel… Denizin içine kadar giren dinlenme platformu… Beş saniyede komple açılabilir tavan…. Arı tuzağı, karasinek tuzağı…. Cep telefonundan az büyük scanner… Hepsi mevcut.

A.A: İnsan denizde yüzerken ya da güneşlenirken iş düşününce daha mı yaratıcı oluyor?

A.T: Daha az yaratıcı olmuyor. Bu da bana yetiyor.

A.A: Takım ruhuna ne oldu? Yoksa zaten her şey tek başınıza mı yaratıyordunuz?

A.T: Yalnızca ‘yaratmak’ yetseydi, kara ofisini kapardım. Ama merak etme, hava ofisim olmayacak.

A.A: İyi de denizin ortasında zor olmuyor mu çalışmak? İnsan, doğanın büyüsüne kapılmaz mı? “İş de neymiş canım” demez mi? Her şey saçma sapan gelmez mi?

A.T: Burası, karanın ortasındaki kadar rahat, konforlu ve huzurlu. Hem doğanın büyüsü ne demek? Aval aval doğaya bakmıyoruz ki, büyülenelim. Hem hepsi bildiğimiz şeyler, deniz, balıklar, arılar, sivrisinekler, ağaçlar, kayalar, gökyüzü, bulutlar, güneş, ay, yıldızlar, küçük ayı, büyük ayı…

A.A: Bütün yazı teknede mi geçireceksiniz…

A.T:Teknede değil, Deniz ofiste… İnşallah…

A.A: Yurtdışına açılmak, yabancılara hizmet vermek gibi hedefleriniz var?

A.T:Yabancılar buraya geldiler, gitmeye ne hacet! Dışarı açılmak filan gibi bir idealim yok. Onlar içeri açılmak istediklerinde başımla beraber…

A.A: Akdeniz’de hangi koylarda daha güzel çalışılıyor?

A.T: Bugün Göcek, yarın Fethiye, öbür gün Marmaris, Bodrum, Alaçatı, bir iki Yunan Adası, Bozcaada, Ayvalık, Akçay… Valla hangisinde çalışmak daha keyifli, onu eylül başında söylesem…

A.A: Günde kaç saat yüzüyorsunuz, uyuyorsunuz, çalışıyorsunuz, güneşleniyorsunuz?

A.T: Suda bisiklet hareketi yarım saat, tabii bisikletsiz! Yarım saat karada yürüyüş. Yarım saat güneşlenme. 15-20 dakika denize giriş, 15-20 dakika denizden çıkış, 5,5 saat uyuma, gerisi çalışma, masa başı 2-3 saat, toplayıver işte, kalan da kitap okumama, sinemaya gitmeme falan, geçip gidiyor işte…

Kaynak: Hürriyet Pazar