Ajans Başkanı’ndan Ajans Başkanı CO’nun hikâyesi

Yaklaşık iki yıl önce tweet'leriyle dikkat çekmeye başlayan Ajans Başkanı, kendi ajansını kurdu.

04.06.2014 - 11:15 | Enes Taşkıran

Ajans Başkanı'ndan Ajans Başkanı CO'nun hikâyesi
81
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Ajans Başkanı hesabını yöneten iki stratejist Enis Demirci ve Harun Yücesoy; iki yıl önce sektöre dair tespitlerini paylaştıkları Twitter hesabının bir reklam ajansına nasıl dönüştüğünün öyküsünü MediaCat Yazı İşleri Müdürü Enes Taşkıran’a anlattı.

Hesabı kaç kişi yönetiyordu?

Harun Yücesoy: Bir buçuk…

Niye buçuk?

HY: Çünkü ben dışındayım. Enis ana şeyleri yazıyor, ben de bazı konularda Enis’e içgörü sağlıyorum. Bütün copywright kısmı Enis’te.

Enis Demirci: Biz ajans çalışanlarıyız. Ama bu süreçte de bir sürü hata görüyoruz. Bizim de yaptığımız hatalar… “Bu mantıksız!” diyorsunuz ama yine devam ediyorsunuz o hatayı yapmaya.

HY: Aslında o bir hata değil de oturmuş bir iş yapış şekli. Onu değiştirme zamanınız da yok, değiştirmek gibi bir göreviniz de yok. Haliyle gülüp geçiyorsunuz ama dalganızı da geçiyorsunuz.

ED: Bu şekilde başladı. Bunları yazalım dedik. Hesabı ilk ben açtım. Ondan sonra karşılıklı danışarak ilerledi.

Ajans Başkanı'ndan Ajans Başkanı CO'nun hikâyesiHarun Yücesoy (solda) ve Enis Demirci

Bu paylaşımlar sektörün hangi çarpıklığının dışavurumu, ezbere mi çalışılıyor örneğin?

HY: Aslında birilerini ya da spesifik bir ajansı eleştirmek değil. İçinde bulunduğumuz durumlarla alakalı bir tespitler yumağı. Bazen Türkiye’nin gündemiyle de iç içe geçiyor, bazen sadece bizim dünyamızda geçip gidiyor.

Peki niye takma isim, bu tespitlerinizi şahsi hesaplarınızdan da paylaşabilirdiniz?

HY: Çünkü star değiliz. Sektörde öyle çok adı geçen insanlar değiliz. Kendi halimizde profesyonel olarak işimizi yapıyoruz. Böyle bir şeye başlarken de kendi hesaplarımızda benzer şeyleri yazıyorduk. Kendi isminizle olduğunuzda ilgi evreninde insanları çeken bir şey yok.

ED: Dikkati çekmek için bir bariyer var aslında. 10 yıllık kreatif direktör bir şey yazdığı zaman dikkate alınıyor. Sıradan bir insan yazınca o kadar dikkate alınmıyor. Bu bariyeri aşmak için de en kısa yol gizem yaratmak.

Niye dikkate alınsın istediniz, markalaşma adımlarının bir parçası mıydı?

HY: Okunsun istedik sadece. Zaten öngöremezsiniz onu. Onu görebiliyor olsaydık bugün bambaşka şeyler yapıyor olurduk. Stratejik planlamacıyız ama bunlar bilimkurgu, gidip de üç yıl sonra şunlar olacak dediğinizde oluyorsa ne ala. İki yıldır yazıyoruz, artışa bakıp eğleniyorduk.

Yakın çevreniz meslektaşlarınız biliyor muydu bu hesabın arkasında sizlerin olduğunu?

HY: Çok az kişi biliyordu. Şüphelenen çok oluyordu çünkü ister istemez sizin günlük hayatınızda kullandığınız dilin bir parçası yansıyor.

ED: Eski ajansımda 50 kişi falan çalışıyordu herkes birbirinden şüpheleniyordu.

Peki madem deşifre oldunuz tanıyalım mı sizi, yaşlarınız kaç mesela?

HY: Ben 33 yaşındayım.

Yaklaşık iki yıl önce tweet'leriyle dikkat çekmeye başlayan Ajans Başkanı, kendi ajansını kurdu.ED: Ben 26 yaşındayım. Benim kariyerim İngiltere’de başladı. 2009 senesinde Londra’ya gittim. Arkadaşlarla bir IT şirketi kurduk. Ben orasının biraz daha reklama yönelik işlerini yönettim. 2011 başında Türkiye’ye geldim. BBDO’ya katıldım. Yaklaşık 3-3,5 sene de orada çalıştım. Geçen Şubat’ta ayrıldım.

HY: Benim biraz daha farklı sektöre girişim. Ben ilk bilgisayar oyunları geliştiren bir şirkette tasarımcı olarak başladım, Yoğurt’ta. Sonra AdInteractive, Manadigital gibi ajanslarda hem arayüz tasarımcısı hem de action script developer olarak çalıştım. Fakat çalıştığım dijital ajanslarda müşteri temsilcilerine çok kızdım ve dedim ki ben daha iyi bir muameleyi hak ediyorum ve gittim marketing konusunda eğitim aldım. 1,5-2 sene marketing ile ilgili okuyabildiğim her şeyi okudum. Ama iş bulmak kolay olmadı. Bir şey olmak istiyorsunuz arka planı gören “ne alaka?” diye soruyor. O yüzden kendi ajansımı kurdum. İki sene orası devam etti. Akabinde Alafortanfoni’ye prodüktör olarak girdim, Demir Çilingir’le çalıştım.

O sırada Cem Batu Plasenta’yi kurmak için Proximity’den ayrılıyordu, genel müdür yardımcısıydı orada. Beni aradı, ben bir toplantıda BBDO’yu stratejist olduğuma ikna ederek, Proximity’ye stratejik planlama direktörü olarak girdim.

Haluk Hoca yemez ama?

HY: Yok, zaten yemedi. Ama ben stratejik planlamacıydım o kapıdan içeri girdiğimde. İki seneden biraz fazla bir süre çalıştım. Oradan çıktım, Ankara’da dış ticaret, ihracat yapan bir şirkete CMO olarak başladım. İşin ABD; Uzakdoğu ayaklarında operasyonel tarafında çalıştım. Sonra eş durumundan ötürü Ankara’ya taşınmam mümkün olmayınca danışmanlık şirketi kurdum. O sırada Enis ayrıldı.

Şimdi bizim işin stratejik planlama ve marka danışmanlığı tarafında ben varım. Kreatif execution Enis ve Ajans Başkanı şirketi var. bu ikisi arasında bir sinerji oluşturuyoruz şu anda. Ajans Başkanı hesabında buçuk olduğum gibi Ajans Başkanı ajansında da +1’im.

Para kazandınız mı hesaptan?

HY: Ben kazanmadım.

ED: Yok kazanmadık ya.

HY: Para için hiçbir şey yapılmadı.

Teklifler, talepler gelmedi mi?

HY: Teklif geliyor. Ajans Başkanı’nın şöyle bir avantajı var, kimse Ajans Başkanı’na “reklam yapıyorsun!” diyemez. Diğer bütün unsurlara kızabilirler. Biz bazı şeylerin reklamını yaptık, kasıtlı yaptık ama hoşlarına gitsin diye değil, hoşumuza gittiği için yaptık. Gidip de kimseyle anlaşmadık.

ED: Ulaşanlar oldu ama bakıyorsunuz kampanya kötü. Kötü bir kampanya için iyi bir şey yazamazsın. Reddettiğimiz oldu.

HY: Hiçbir seeding projesinde de -pozitif ya da negatif anlamda- yer almadık.

Ajans kurma fikri ne zaman şekillendi?

ED: Ajans Başkanı’na “danışmanlık veriyor musunuz, bizim reklamlarımızı siz yapar mısınız?” gibi sorular geliyordu. Hem de inanılmayacak şirketlerden.

HY: Ajanslar da oldu, ortaklık teklif eden…

ED: İlk senenin sonundan itibaren bu taleplerin sayısı gittikçe arttı. Bu kadar ihtiyaç varsa biz de açalım dedik.

Yaklaşık iki yıl önce tweet'leriyle dikkat çekmeye başlayan Ajans Başkanı, kendi ajansını kurdu.HY: İhtiyaçtan ziyade bir yazımızın da konusu olan konkur döngüsü, ajans ve reklamveren arasındaki aşk ilişkisi pek evlilikle bitmiyor, ayrılıkla bitiyor. Dolayısıyla reklamveren her zaman yeni birileriyle çalışmak istiyor. Levent Erden bir ders arasında “sadakat isteyen köpek alsın” demişti, gerçekten de öyle. Reklamveren tarafında herkes bir şekilde beklentisini bulamıyor ve bir döngü var. Her zaman yeni bir enerjiye, dinamizme herkesin ihtiyacı var. Biz orada bir fırsat görüyoruz, onu harekete geçirdik. Zaten bir ajans fikri vardı, hareketlendirdik.

Sonra isim konusunu çok tartıştık, açıkçası bu isim bir asset. Bu değeri bir yerde birileri için tweet atmak, başka bir şekilde paraya çevirmek yerine marka değerini kullanarak ajansı da oluşturuyorken o asseti burada kullanalım dedik. Ticari bir karar aldık.

Dolayısıyla kim olduğunuz da açığa çıktı…

HY: E, tabii söylemek lazıma artık. Saklamanın yolları var ama artık ne gereği var.

Peki hesap devam edecek mi bu adımdan sonra?

ED: Hesap devam ediyor. Aslında bir elemanımız da Ajans Başkanı, o yine devam edecek.

Büyüsü bozulmayacak mı?

HY: Hasar almış mıdır, bilmiyoruz. İnsanların üzerindeki büyü neydi onu bilmediğimiz için…

30 bin takipçinin bir bildiği yoksa da bulduğu var demek ki…

HY: Evet, bulduğu var. Hani, tipimizi beğenmeyebilirler. Bakıp, “a, bunlar mıymış” deyip takip etmekten vazgeçebilirler. DJ’lerin başına da gelir ya. Biz de öyle olacağını zannetmiyorum, zaman gösterecek. Canını yaktığımız varsa şimdi daha sert yüklenebilir.

ED: Aslında bilenlerin sayısı artıyordu. 7-8 kişi biliyordu. Son dönemde neredeyse 20 kişiye kadar çıktı. Birinin çıkıp deşifre edeceğini hissediyorduk. O zaman daha kötü olacaktı. Bunu da önlemek için hazır böyle de bir işe kalkışmışken söyleyelim dedik.

Şakayla karışık gerçek ajans başkanlarına üstten bakan tweet’leriniz vardı. Şu anda bu üsluptan dolayı bir pişmanlık var mı?

ED: Yok, hala devam ediyor bu arada.

HY: Bir karakteri konuşturuyoruz ya, kızanın o karaktere kızması lazım.

Ajans ne iş yapacak, bir disiplin altına sokuyor musunuz faaliyet alanınızı?

ED: Çoğu ajans bu yüzden kaybediyor. Ben sosyal medyayım, sadece bu! Tamam kendi işlerinde uzmanlar ama bir şeyleri kaçırıyorlar.

HY: Ajansların uzmanlaşmasıyla ilgili bir sorun yok da şöyle bir sorun var: ajanslar özelleşirken ajanslarda çalışanlar o konularda derinleşmiyor. Dolayısıyla şöyle bir problem var sektörde, ATL ajanslarda çalışan reklam yazarları, sosyal medya veya dijital ajanslardaki yazarlarıyla yan yana geldiğinde bir taraf iletişim yapmayı bırakmış, bir markanın sorumluluğunu almayı bırakmış, bir topluluğu yönetmek üzere birtakım yazılar yazıyor, sorulan sorulara cevaplar yazıyor. Farklı bir yere gitti Türkiye’de o. Dijitali daha seksi bulup oraya geçen yazarların bir kısmı reklam yazarlığını unuttu pazarlama iletişimini unuttu.

Açıkçası biz bir markayla proje ya da fee bazlı çalıştığımızda ATL projelerini de yapacağız, ona göre kadro oluşturuyoruz. Günlük ihtiyacı olan BTL işleri de yapacağız. Sosyal medyayı da biliyoruz. Bizim odağımızda entegre pazarlama iletişimi var. Ajans Başkanı dijitali çok iyi bilen bir ATL ajansı. ATL bilen dijital ajans değil.

Müşteriniz var mı?

HY: Benim danışmanlık şirketim IOXIQ’da hizmet verdiğimiz iki tane müşterimiz var. Bir tanesi Edelkrone. İletişim çalışmaları Ajans Başkanı’nda olacak. Diğeri de Hillside, City Club ve Beach Club gurubu ile çalışmaya devam edeceğiz.

ED: Bunların yanı sıra görüştüğümüz markalar da var.

Stajyerlere nasıl davranacaksınız?

HY: Ücretsiz stajyer çalışmayacak. “Sen zaten çok büyük bir network için çalışıyorsun, ne parası?” tutumunu doğru bulmuyoruz.