90 + 4

Futbolun atlattığı fırtınalı günler" konusu uzun uzun tartışılabilir. Ama sonuca baktığımızda kabul etmemiz gereken bir şey var: Sahada oynanan futbolda ve futbol deneyiminde gözle görülür bir düşüş var. Bunu fark etmek için Rıdvan Hoca olmak gerekmiyor.
01.06.2017 - 13:56
20
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Sanırım hemen her Fenerbahçeli benzer duyguları paylaşıyor.

7 Mayıs’taki Beşiktaş – Fenerbahçe maçında 90 + 4’te Marcelo’nun golü kendi kalesine atmasını beklemiyorduk. Aslında 23 Nisan’da Souza’nın 90 + 1’de Galatasaray’a o golü atmasını da beklemiyorduk.

Bir Galatasaray – Fenerbahçe maçında doğru düzgün sevinemiyorsak bu işte bir iş var demektir.

“Futbolun atlattığı fırtınalı günler” konusu uzun uzun tartışılabilir. Ama sonuca baktığımızda kabul etmemiz gereken bir şey var: Sahada oynanan futbolda ve futbol deneyiminde gözle görülür bir düşüş var. Bunu fark etmek için Rıdvan Hoca olmak gerekmiyor.

Bu düşük enerji ekran başına yansıyor. Stada koşan seyirciye yansıyor. Futbol sohbetine yansıyor.

Ligi altıncı bitirmiş bir Fenerbahçe’nin son maçına gidip zor bilet bulduğumu hatırlıyorum. Çimlerin saha kenarında tadımlık çıktığı, maçların öğleden sonra oynanıp sabahtan sıraya girildiği yıllardı. Stat tıklım tıklım, bilet kuyruğunun ucu gözükmüyordu.

O yıllarda maça gitmek olaydı. Gitmeseniz de, Cenk Koray’ın Tele Kutu’sunda 10’ar dakikalık maç yayınıyla radyodaki heyecanı karıştırıp nefesinizi tutarak dinlerdiniz.

Futbolumuz iyi değil.

Çaresi de “süper transferler yapmak” değil. Durum daha karmaşık.

Oynanan oyun iyi değil

Avrupa liglerini izleyip bir de kendimize bakınca çıplak gözle de görülüyor. En basitinden; futbol takım oyunu olsa da, duvara posteri asılan starlarıyla anılır. Beşiktaşlılar bir nebze şanslı olsa da, diğer takımlardan aday çıkar mı emin değilim. Türkiye gibi rol modellerle beslenen/öğrenen bir ülkede sadece futboluyla değil, toplumdaki duruşuyla da örnek olacak starlar gerekiyor.

Futbolumuzun sponsoru değil bağışçıları var

Hemen her kategoriden futbolu aktive edecek markalara acil ihtiyaç var. GSM, banka gibi kategoriler ağır aktivasyonları sırtlanırken, diğer markaların da kampanya bazlı da olsa futbol dünyasına çekilmesi gerekiyor. Burası uzun ve detaylı bir konu. Segmentasyon bazlı bir plan gerekiyor.

1. Lig üzerindeki enerjiyi unutmamak lazım

İl bazında büyük popülariteye sahip bu alana da markaları çekmek mümkün. Bu alana yatırım yapıp iyi dönüş alan pek çok marka var. Ama sayıları artmalı.

Maç yayını ve yorumları

Bu sarmaldan çıkmak gerekiyor. Problem sadece bize has değil. Amerika’da ESPN de hızla zemin kaybediyor. Ana sebebi bu sarmaldan çıkamaması ve Hulu, Netflix gibi online platformlara abone olmak için aile bütçesinden ESPN’in çıkartılması.

Genç kitleleri çekebilmek için daha dinamik içeriğe ve sürekliliğe ihtiyaç var. Sadece maç içerikleriyle bir yere gidebilmek mümkün değil. Dinamik/gerçek zamanlı streaming içerik parçacıklarının yaygınlaşması, futbolun bu kitlelerde daha da popülerleşmesini de sağlayabilir.

Futbol kitlesel bir konu

Sadece fanatikler ve takım tutanlar üzerinden futbol ekonomisini döndüremeyiz. Geniş kitlelerin “bir parça da olsa futbol tüketmesiyle” yeşertebiliriz futbolu. Her hafta maça giden ve izleyenler değil; torununa forma alan dede, yılda bir kez de olsa maça giden aile/arkadaşlar, “takım tutuyorum ama fazla takip edemiyorum” diyen geniş kitlelerden gelecek büyüme. (Bu noktada aklımıza Byron Sharp’ın efsanevi “kitlesellik ve light user” tanımı geliyor.)

Kitleleri futbola çekebilmek için de, futbol içeriğini kitlelere götürmek gerekiyor. Tabana yayılmak kolay olmayan bir konu. Türksat üzerinden kolay abonelikler, Latin Amerika’da Directv’nin yaptığı gibi günlük/haftalık dinamik abone çözümleri gibi alternatifler değerlendirilmeli. Futbolda başarılı ülkelerde futbol yayını geniş kitlelerce tüketiliyor. Bu da başarıyı ve futbol ekonomisini destekliyor. Ayrıca yorum ve diğer yan içeriklerde negatif değil pozitif bir iklimi desteklemek gerekiyor. Negatiflik futbolun fanatiklerine yarıyor ve geniş tabanı uzaklaştırıyor.

Konu uzun ve derin. Okurken aklınıza birçok başka başlık da gelmiş olabilir.

Beşiktaş maçının sonunda “Aa gol oldu” tepkimden 30 saniye sonra yazmaya karar vermiştim bu konuyu. Euroleague şampiyonu Fenerbahçe’nin Bağdat Caddesinde on binlerce taraftarla kucaklaştığı görüntüler eşliğinde bitiyor yazı.

Bir sezon daha biterken, heyecan hâlâ içimizde…

Ama futbolumuz hâlâ masada.

Hem markalar hem taraftarlar, “süper transferlerle coşacağız” haberleri değil, biraz daha ilgi, planlama ve futbolun geri dönüşünü bekliyor.