25 Yıl 25 Dakika: Aytül Özkan

MediaCat'in 25'inci yılı sebebiyle başlattığımız video söyleşi serisindeki son konuğumuz Ogilvy&Mather Türkiye Eski Başkanı Aytül Özkan.

07.09.2017 - 13:30 | Pelin Özkan

35
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Aytül Özkan sektörde geçirdiği 36 yılın ardından –kendi tabiriyle- emekli olmasa da emekçiliğe mola verme kararı aldı. İletişim sektörü adına birçok ilke imza atan ve sektörün örgütlenmesi konusunda da çokça emek sarf eden Aytül’le kariyerinde kısa bir yolculuğa çıktık.

Yıllar içinde reklamverenlerden birçok kez duyduğum üzere, “çok iyi sunum yapan” Aytül’ün bu konuda eğlenceli ve öğretici derslerine ayrı bir parantez açmak gerekli. İşte o dersler:

Aytül Özkan’dan sunum dersleri

Ders 1: Konuya hâkim olmadan asla sunum yapma

Benim sektördeki ilk markam Vita’ydı. Reklam Moran’da çok yeniydim. Birinci yılımı doldurmamıştım. O zamanlar Unilever’in başında Peter Dufft isimli bir Alman vardı. Kendisiyle ilk defa tanışıp sunum yapacağım, bir şekilde yapabileceğimi düşündüm ve hazırlandım. Fakat o kadar hazırlıksız, içi boş bir sunum. Ben bana kalsa o kadar güzel anlatıyorum… Kendisi şöyle dedi: “Bir dakika. Ben karşımda çok iyi niyetli ve hevesli ama iş konusunda çok fazla hazırlığı olmayan bir yeni mezun görmek istemiyorum.” Haklıydı. Hazırlıksız ve bilgisizdim.

Buradan çıkarılacak ders: Konunuza hâkim olmak zorundasınız.

Ders 2: Konuya ne kadar hâkim olursan ol, kafa dinginliğini sağlamadan sunum yapma

Ben AFS talebesiydim, 77’den beri Kuzey Karolayna’ya ABD’deki ailemin yanına gitmeye çalışırım her Noel. O dönüşlerimden birinin ertesi gününde McDonald’s’a büyük bir sunum yapacaktık. En büyük mesele fast-food dememek. Konuya gayet hâkimim fakat yorgunum ve kafamı toparlayamıyorum. Keşke fast food diyebilseydim… Ben her fast food demek istediğim zaman junk food dedim.

Buradan çıkarılacak ders: Konuya ne kadar hâkim olursanız olun, kafa dinginliğiniz olmadan sunum yapmayın.

Ders 3: Büyük sunumların öncesinde evden / ajanstan çıkma

Unilever’in ürün müdürlerinden biri yurtdışına tayin olmuştu, kutlamak için Ortaköy’de bir yere gittik. Ertesi gün Algida için bir sunum yapacaktım. Biraz fazla kutlamışız herhalde. Gidemeyecek durumda değildim ama limiti geçmişim demek ki. Yasanın yeni değiştiği dönem. Eskiden sadece arabaları alıyorlardı. Gece olduğu için Ortaköy karakolunda kaldım ben. Sabah dokuza çeyrek kala falan telefonum çaldı, Algida’dan Hakan Behlil aradı. Durumu anlatıp sunuma katılamayacağımı söyledim. “Genel müdürü karakolda olan bir ajansa markanın imaj çalışmalarını nasıl teslim edeceğim diye düşünmüyor değilim Aytül” dedi. Çok esprili bir insandı.

Buradan çıkarılacak ders: Büyük sunumların öncesinde evden ya da ajanstan çıkmamak gerekiyor belki de…

KÜNYE

  • Video: Mehmet Aras