2013’ün medya kavgaları

İşte geçtiğimiz yılın en renkli, en rahatsız edici, en yüz kızartıcı polemikleri…
01.02.2014 - 09:58
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Fosiller elektriğe cephe alıyor

New York Times’tan bir muhabir geçtiğimiz Şubat ayında Tesla Motor’un S model elektrikli otomobili için olumsuz bir eleştiri yayınladı. Tesla’yı kuran Tony Stark -yani Elon Musk – hemen ardından bir tweet attı: “Tesla’nın sürüş değeri konusunda NYTimes’ın yayınladığı makale gerçeği yansıtmıyor. Araçlarımızın seyir defteri asıl hikâyeyi söyleyecektir ama önce deneyip, uzun yollarda sürmelisiniz.” Tesla’nın seyir defteri aslında Musk’un ifade ettiği kadar inandırıcı değil ama internet gevezeleri bu kavgayı Tesla’nın kaybettiğine karar verdi. Neden mi? Çünkü Times büyük petrol zenginlerinin elinde. Bu yüzden günün birinde teknik mükemmelliğine ve geleceği simgeleyen sihrine tapınabileceğimiz bir arabayı bu denli sert eleştiriyor.

Senin medya hayatını bitiririm!

Times’ın yazdığına göre, Mayıs ayında Gwyneth Paltrow arkadaşlarına bir e-posta atmış ve “Vanity Fair’dan yorum ya da görüş talep ederlerse, lütfen geri çevirin” demiş. Hatta bu dergide bir daha asla yer almamalarını önermiş. US Weekly VF’nin bunun üzerine aktristi epik bir çökertme planı yaptığını iddia ederen, Radar dergisi Paltrow’un, dergi onun itibarını mahvetmeden, onun dergiyi bitireceğini yazdı. Zamanla insanlar kimin kime ne yapacağını takip edemez hale geldi. Ancak Paltrow’un Hollywood’dan kovulduğu ve tanık koruma programına girmeye zorlandığı ve Vanity Fair’in genel yayın yönetmeni Graydon Carter’ın ana yurdu Kanada’ya geri postalandığı düşünülürse, bu bence herkes için bir kazan-kazan durumuyla sonuçlanmış.

Eski dostlar düşman olunca

Dedikodu blogu yazarı Perez Hilton Ağustos ayında şöyle bir ifadede bulundu: “Ev aramakla geçirdiğim masum bir günden sonra, bir zamanlar iyi bir arkadaşım olan, hatta ‘karıcığım’ diye seslendiğim birinin, Twitter hesabından hakkımda alenen doğru olmayan suçlamalarda bulunduğunu öğrenince büyük hayal kırıklığı yaşadım, kalbim kırıldı.” Bahsi geçen ‘eski’-karıcığım Lady Gaga’dan başkası değil. Perez’in, New York’ta yaşadığı apartmanda bir daireye baktığını öğrenmesi üzerine, sanatçı Perez’in biraz tacizci olmaya başladığını düşünmüş. Kasım ayında Gaga, Perez’i USA Today’de acımasızca eleştirdi: “Birinden bu kadar çok nefret ediyorsan ve hemen yan kapıma taşınmak istiyorsan, düşünebileceğim tek şey kendini havaya uçurmak istediğin olur.” Perez de bunun üzerine Gaga’nın babasına, “Kızın ölüp giderse, bil ki bunun sebebi aşırı doz olur, benim apartmanı havaya uçurmam değil.” Kayıt tutulsun lütfen, eğer ben ölüp gidersem bu da aşırı doz ünlü kavgasından olur.

Editörlerin ego savaşı

Ağustos ayında New York Times’ın, Newsweek editörü Tina Brown’ın sorunlu görev performansı hakkında bir haber yayınlaması üzerine, derginin eski Washington bürosu şefi Howard Kurtz konuya müdahil oldu, “Tina Newsweek’i kurtarmak için kendini paraladı ama dergiyi kurtarmak imkânsızdı. Ama bu kaos, israf ve işlevsizlikten başka bir şey getirmedi” şeklinde bir tweet attı. Tina ise hiç alttan almadı: “Hey @howardKurtz, ben bir şeyi mi kaçırıyorum burada, seni bir dizi hatan sonucu kovmadım mı?”

Tanrılar ve insanlar

Jimmy Kimmel hayatını insanlarla dalga geçerek kazanıyor. Ama Kanye West bir insan değil – hatta kendisine sorarsanız tam bir ilah. Bu yüzden de Eylül ayında ‘Jimmy Kimmel Live!’da çocuk aktörler Kanye’nin son BBC röportajından birkaç sahneyi canlandırınca, bu yüce İsa efendimiz ‘Yeezus’ West’in pek hoşuna gitmedi. West anında Twitter’dan balistik bürosuna bağlandı. Doğal olarak bu da Kanye’nin Jimmy’nin şovuna çıkmasını beraberinde getirdi. Olan şey her bakımdan garipti çünkü bir tanrı ve bir fani rahatsızlık verici bir ateşkes yapmaya çalışıyordu ama bana soracak olursanız Jimmy bir yandan da Kanye’nin kulağına eğilip ‘sen ahmağın tekisin’ diyordu.

Hafifmeşrep misin, feminist mi?

Ekim ayında, Miley Cyrus parçası ‘Wrecking Ball’un dillere düşmüş video klibini, Sinéad O’Connors’ın ‘Nothing Compares 2 U’su için çektiği kliple kıyaslayınca, Sinéad hiç de mutluluktan havalara uçmadı, hatta küplere binmiş bir annenin ağzından duyabileceğimiz tarzda şeyler yazmaya yeltendi. Genç sanatçıyı ‘fahişe gibi davranışını feminizm olarak pazarlamakla’ itham etti. Bu kin haftalarca gündemde kaldı ama dürüst olmak gerekirse, böyle bir küfürden sonrası kolay kazançtan ibarettir.

Söz yargının!

Showbiz blog yazarı Nikki Finkie tam bir sinir küpü. Herhangi biri herhangi bir zamanda onu kolaylıkla kızdırabilir (hatta şu anda size bile köpürüyor olabilir), ama Haziran ayında, TheWrap.com’dan Sharon Waxman Deadline.com’un sahibi Jay Penske’nin, Finke’yi kovduğunu yazınca, bu kadıncağızı hiper öfkeli hale getirdi. Zaman geçtikçe Finke ve Penske arasında süregelen bir düşmanlık olduğu kesinleşti, Kasım’a geldiğimizde Finke kapı dışarı edilmişti bile. Bu tabii ki Waxman’a ‘Ben demiştim’ deme hakkı kazandırıyor ama bu Nikki’nin alametifarikası olmuş bir tabir. Sonradan ortaya çıktı ki Penske ‘Ben demiştim’in telif haklarını almış, en azından Finke Los Angeles Times’a böyle diyor: ‘Bakalım tabirimi geri alabilecek miyim?’ Umalım da Kaliforniyalı yargıç sağduyulu bir kararla Finke ve Penske’ye ortak velayet versin. Mesela Finke hafta içi ‘ben demiştim’ desin – tabii sadece mahkeme emrindeki bir gözetim altında.