‘2008 Sonrası Türkiye’ Konferansı’nda Türk gayrimenkul sektörü değerlendirildi

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde faaliyet gösteren Türk-Amerikan İş Konseyi’nin New York’ta düzenlediği konferansta resmi yetkililerin yanı sıra özel sektör temsilcileri de yer aldı...

25.03.2008 - 16:14 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde faaliyet gösteren Türk-Amerikan İş Konseyi’nin New York’ta düzenlediği konferansta resmi yetkililerin yanı sıra özel sektör temsilcileri de yer aldı. Soyak Genel Müdürü Emre Çamlıbel, “2008 Sonrası Türkiye” Konferansı’nda Türk Gayrimenkul Sektörünü Değerlendirdi.

Konferansta gayrimenkul sektörünü temsilen bulunan Soyak Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Emre Çamlıbel, yıllar bazında gayrimenkul sektöründe yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye ekonomisinin durumunun masaya yatırıldığı konferansta konuşan Emre Çamlıbel, 1970’li yıllardan bu yana artış gösteren kentsel nüfusun, gayrimenkul sektörü üzerindeki etkilerini dile getirdi. GYODER’in araştırma raporuna göre; nüfus artışı, kırsal alandan kente göç, evi yenileme ihtiyacı gibi sebeplerle her yıl 700.000 civarında konut ihtiyacı oluştuğunu ve ihtiyaç sahiplerinin sadece %20’lik kesiminin konut sahibi olabilecek maddi yeterliliğe sahip olduğunu belirten Çamlıbel, yürürlüğe giren mortgage yasasının, ilerleyen dönemlerde yasayı destekleyici yönetmeliklerin tamamlanması, faiz oranlarının istikrarlı bir şekilde düşmesi ve ikincil piyasaların devreye girmesi ile birlikte sektöre ve tüketicilere olan etkisinin görülebileceğini ifade etti.

Çamlıbel konuşmasında; “Enflasyon oranının %8’ler civarında seyrettiği Türkiye’de, konut kredi faizleri ise % 17 seviyelerindedir. Bu oran, %12’ler seviyesine gerilediğinde ve vadeler uzadığında, konut kredilerinde talep artışı yaşanacaktır. Fakat, bu oranlara, ülkemizdeki ekonomik ve politik istikrarın devamı ile en erken, 2009 yılında gelinebileceğini düşünüyoruz.”dedi.

Türkiye’de genç ve dinamik bir nüfusun olduğunu ve artan gelir düzeyiyle beraber bu nüfusun AVM sektörü için de potansiyel oluşturduğuna değinen Çamlıbel, ULI – PWC raporuna göre AVM sektörü yatırımları açısından İstanbul’un 2. sırada tavsiye edildiğini söyledi. Avrupa’da 1000 kişiye düşen AVM m² si ile Türkiye arasında yaklaşık 3 kat fark olduğunu, bu durumun sektör açısından büyük potansiyellere işaret ettiğini belirten Çamlıbel, Türkiye’de, 1000 kişiye düşen AVM m² sinin 2004 yılından 2007 yılına kadar yapılan yatırımlarla 10 m² den 70 m² ye yükseldiğini ifade ederek, “Türkiye’de yatırım yapan dünya çapındaki fonlar da bu ilginin göstergesidir.” dedi.

İstanbul’un ULI – PWC raporuna göre ofis yatırımları açısından, Hamburg ve Munih’ten sonra 3. sırada yer aldığını belirten Emre Çamlıbel, ofis yatırımları için, iki temel gösterge olarak kabul edilen, doluluk oranları, m² kira getirilerinde İstanbul’un 2007 yılı boyunca artan bir grafik gösterdiğini dile getirdi. 2004 yılında 10$/m² olan ofis kiralarının, 2007 yılında 45$’ın üstüne çıktığını belirtti. Türkiye ofis talebinin daha çok İstanbul’da yoğunlaştığını ve A sınıfı ofislere ihtiyaç duyulduğuna ilave olarak, globalizasyonun ve AB süreciyle birlikte, ofis yatırımlarının da tüm ülke genelinde artış göstereceğini beklediklerini belirtti.