‘Mehmet Barlas, Kongar’ı kötü alıştırmış’

Hissi kablel vuku. Cengiz Çandar’la röportaj yaparken bilmiyorduk birkaç saat sonra...

23.05.2008 - 09:23 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Hissi kablel vuku. Cengiz Çandar’la röportaj yaparken bilmiyorduk birkaç saat sonra kıyametlerin kopacağını Yorum Farkı’nda. Ama koptu. Şans mıdır şanssızlık mı bilmem, olayın öncesi de var bu röportajda sonrası da. Ertuğrul Özkök’ün yıllarca kaldıramadığı Aydın Doğan vetosunu kimin kaldırıp Çandar’ı tekrar Doğan Grubu’na geçirdiği, Özkök’lü Hürriyet ayaklanması, Çandar’ın neden bir sürü gazete gezdiği ve AKP siyasetine dair açıklamaları da var ayrıca.

‘Karşı taraf’la konuşmak kolay mı sizin için? Programdan sonra “ Tüh! Keşke şunu da söyleseydim” dediniz mi hiç?

Mehmet Barlas sabır abidesiydi. Ben de sabırlıyımdır ama Mehmet’in sabrı sessizliğe doğru dönüşüyordu. Emre Kongar zaten ses düzeyi yüksek bir tip. 20 dakikalık programın 18 dakikası o konuşuyor gibiydi benden önce. Benim gelişimle o süre dengelendi. Hatta bazen yüzde 55’e 45 benim lehime dönüyor. Mehmet onu kötü alıştırmış. O yüzden Kongar bu duruma sinirleniyor. O sinirlenince ben de sinirli bir görüntüde tepki veriyorum. Ama kendimi şöyle telkin ediyorum. Bir maçın devre arası 15 dakika. Bu da 20 dakika işte. O kadar da sabredebilirim. Zaten partnerimin getirdiği argümanlar benim için altından kalkılamayacak veya beni çok sıkıştıran şeyler değil. O yüzden “Tüh keşke şunu da söyleseydim” gibi bir derdim olmuyor. Programın formatı her gün bir tarafın sözü açması. Dolayısıyla zaten sonradan aklıma birşey gelirse ertesi gün söylüyorum. Kongar’ın temsil ettiği görüşler sekter, katı ve sürekli kendini tekrarlıyor. Yaratıcı ve parlak değil. O görüşte kim olursa olsun tartışmaktan fazla zevk almam. O zihniyetteki gruba mensup herkes için geçerli bu. Ama ismini vermeyeceğim iki kişi var. Onlar olsaydı daha fazla zorlanırdım. Yani hem o zihniyette olup hem de dili kullanma açısından çok daha yetenekli iki kişi var. Sevindirmemek için söylemiyorum isimlerini. Ama Emre Kongar’ın karşısında böyle bir şey hissetmiyorum. Beni zorlamıyor.

Siz çok fazla gazete gezdiniz. Hangisine ait hissediyorsunuz kendinizi?

Sabah’a. Sabah’tan sonra kendimi şark hizmetinde, sürgünde gibi hissettim hep. Ait olma duygum Cumhuriyet’e de vardı. Ama benim zamanımdaki Cumhuriyet’e. İlhan Selçuk’un Cumhuriyet’inde böyle bir şey asla söz konusu olamaz.

İlhan Selçuk ve Ergenekon davası için ne düşünüyorsunuz?

İlk andan itibaren “Böyle bir soruşturmayla İlhan Selçuk’un ne alakası olabilir?” düşüncesi bir an bile geçmedi aklımdan. Tam tersine eğer, Ergenekon ve İlhan Selçuk isimleri bir araya gelmeseydi “Bu ne biçim soruşturmadır ki hiç İlhan Selçuk adı dolaşmıyor ortada!” derdim. Bu beni şaşırtan bir şey değil. Ben İlhan Selçuk’u 1968-69’dan beri şahsen tanıyorum. Ama alınış saati, tarzı yakışıksız elbette.

Röportajın tamamını MediaCat’in Haziran sayısında okuyabilirsiniz.

Röportaj: Selin AKINCI