‘Bizim demokrasimiz özürlü bir demokrasi’

Hararetli tartışmaların ardından tatile giren Yorum Farkı’nın iki köşe taşından biri olan Emre Kongar, MediaCat’e konuştu...

16.05.2008 - 11:08 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Hararetli tartışmaların ardından tatile giren Yorum Farkı’nın iki köşe taşından biri olan Emre Kongar, MediaCat’e konuştu. Tatile girme kararı alınmadan yani son programdan bir gün önce konuştuğumuz Kongar, Cengiz Çandar’lı yeni program, AKP iktidarının hataları ve kapatılma davası, İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasından itibaren ilerleyen süreç ve Türkiye’nin demokrasi anlayışına tek tek değinen Emre Kongar her zamanki kendinden emin üslubuyla tüm sorulara çekinmeden cevap verdi.

Bizim demokrasimiz nasıl bir demokrasi?

Özürlü bir demokrasi. Parti genel başkanlarının veya liderlerinin çok fazla egemen olduğu ve eleştirilemediği bir demokrasi. Milletvekillerinin dokunulmazlıkları dolayısıyla yöneticilerin normal suçlarını ört pas eden; ırza geçme, hırsızlık, zimmete para geçirme gibi suçları yargı dışı bırakan, politikacılar açısından imtiyazlı sınıf yaratan bir demokrasi. Çoğunluk diktatörlüğü anlayışı egemen bizim demokrasimizde. Temel hak ve özgürlüklere, muhalefete, basın özgürlüğüne saygılı olmayan, yargı bağımsızlığını kabul edememiş bir demokrasi. Onun için özürlü. Ben seçimlerde iktidar olacak kadar çok oy alabildiysem, benim her dediğim olur. Anayasayı da değiştiririm, yargı bağımsızlığına da saygı duymam. Laikliği de bozarım. AKP iktidara geleli beri rejimin temelleri demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinden bir din devletine doğru kaydırılmaya başlandı. Sadece devlet yapısında değil, toplum yaşamında da.

Siz bir baskı hissediyor musunuz?

Hissetmez olur muyum! AKP iktidara geldiğinden beri rejimin temelleri demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinden bir din devletine doğru kaydırılmaya başlandı. Bugünkü iktidarın yaptıklarına karşıysanız sizi derhal darbeci diye suçluyorlar. Kemalist olmak bir nevi darbeci olmakla eş anlam kazandı. Böyle saçma bir dönem yaşanıyor. Bunu yapanlar büyük bir ölçüde AKP kadroları değil; AKP’ye destek veren ve kendilerine eski solcu, bugün liberal diyen bir takım yazarlar. İşin en tehlikeli tarafı da bu. Oysa bunlar ne eksiden solcuydu ne de şimdi liberaller.

Aydın kesimin tavrı nasıl sizce? Medyanın olan bitende rolü nedir?

Maalesef Türkiye’de bugün medyada köşe başlarını tutmuş, kendilerine aydın, eski solcu, yeni liberal diyen ama aslında ikisi de olmayan insanlar, iktidarın peşine takılmış durumdalar. En hafif deyimiyle iktidar dalkavukluğu yaparak Türkiye’de hem siyasal ortamı, hem medya ortamını gittikçe zedeliyorlar. Medyanın Türkiye’deki 2. büyük kurumu satışa çıkıyor ve bir tek kişi giriyor. Ne tesadüf başbakanın damadının üst düzey yönetici olduğu bir grup. Mecidiyeköy’deki likör fabrikası açık artırmaya çıkıyor; yine bir tek firma giriyor ve ne tesadüf AKP’li bir milletvekilinin firması. Bunlar, kendilerine liberal diyenleri hiç rahatsız etmiyor maşallah! Hatta alkış bile tutuyorlar…

Programın yeni ‘fark’ı Cengiz Çandar. Yorum Farkı’nda Mehmet Barlas’tan sonra ne farklı?

Mehmet Barlas ayrıldıktan sonra program zor da olsa devam ediyor işte. Cengiz Çandar, Mehmet Barlas’tan çok farklı bir arkadaş. Bir defa Mehmet Barlas’ın genel bilgisi çok derindi ve çok beyefendi bir arkadaştı. Çok espriliydi. Dolayısıyla programda büyük bir bilgi aktarımı, önemli ölçüde espriler ve karşılıklı tam bir diyalog söz konusuydu. Sayın Barlas ayrıldıktan sonra o bilgi düzeyinde bir farklılaşma oldu. Espri düzeyi tamamen bitti. Bakalım ne olacak. Eskisi kadar zevk aldığımı söyleyemem doğrusu ama bu bir görevdir. Çünkü bütün televizyonlarda benim karşımdaki görüşler egemen. Bir tek bizim programda ben o egemen görüşlerin muhalefetini, karşıtlığını dile getirebiliyorum. Ben de o programı bıraksam o zaman ortada o görüşler hiç olmayacak. O nedenle her şeye rağmen devam ediyorum…

Röportajın tamamını MediaCat’in Haziran sayısında okuyabilirsiniz.

Röportaj: Selin AKINCI